Evrensel Temel Hizmetler (ETH) yazı dizimizin dördüncü bölümünde “eğitime” odaklanacağız.
Eğitim, sağlıkla birlikte ETH’nin en köklü biçimde kurumsallaşmış bileşenini oluşturuyor.
Eğitim de tıpkı sağlıkta olduğu gibi son 30 yılda neoliberal politikaların hegemonyası altında, “temel bir insan hakkı” olmaktan çıkarılarak bireysel bir “insan sermayesi” yatırımına ve “pazar dinamiklerine” tabi bir “metaya” dönüştürüldü.
Fransa’daki lise öğrencilerinin eylemleriyle de bir kez daha ortaya çıkıtığı gibi, kapitalizmin küresel krizi içinde ETH yaklaşımı, yalnızca bir sosyal politika önermesi değil; aynı zamanda toplumun yeniden inşasını hedefleyen radikal bir zemin sunuyor.
Demokratik sosyalist vizyon çerçevesinde eğitime yönelik ETH modeli; salt “erişimi” değil, eğitimin “niteliğini”, “üretim biçimini”, “pedagojik amacını” ve “yönetim yapısını” kökten değiştirmeyi hedefliyor.
Eğitimin bir ETH modeli olarak inşası dört temel sacayağına dayanıyor:
Demokratik sosyalizm, eğitimin bir “pazar malı (emtia)” statüsünden çıkarılmasını şart koşar. Mevcut kapitalist sistemde “eğitim kalitesi”, bireyin veya ailesinin “satın alma gücüyle” doğrudan orantılıdır; bu da “sınıf eşitsizliklerinin” nesiller boyu “yeniden üretilmesine” neden olur.
ETH çerçevesinde eğitim, piyasa rekabetinden tamamen yalıtılmış, “ücretsiz” ve “koşulsuz” bir hak olarak sunulur. Bu, yalnızca devlet okullarının ücretsiz olması anlamına gelmez; aynı zamanda eğitimdeki “kâr güdüsünün” ve “özel okul sisteminin” tasfiye edilerek, kamu kaynaklarının herkes için eşit ve yüksek standartta bir altyapı yaratmak üzere konsolide edilmesini ifade eder. Eğitimin “metalaşmaktan” kurtulması, öğrenciyi “müşteri”, okulu “şirket”, bilgiyi ise “satılabilir bir ürün” olarak gören zihniyetin yıkılmasıdır.
Eğitimin evrensel bir temel hizmet olması, zorunlu ilköğretim ve lise ile sınırlı kalamaz. Demokratik sosyalist vizyon, insanın kendini gerçekleştirme sürecinin tüm yaşamı kapsadığını savunur.
Bu modelde erken çocukluk eğitimi (kreşler ve anaokulları) kadınların üzerindeki bakım emeği yükünü toplumsallaştıran özgürleştirici bir adım olarak ücretsiz sunulur.
Aynı şekilde, yükseköğretim ve mesleki/yetişkin eğitimi de öğrenci borçluluğu prangası olmaksızın erişilebilir kılınır.
Yetişkinlerin, yapay zeka ve otomasyon etkisi veya kişisel ilgi alanları nedeniyle hayatlarının herhangi bir döneminde “ücretsiz” olarak yeniden eğitime dahil olabilmesi, emeğin sermaye karşısındaki gücünü artıran kritik bir güvencedir.
Devlet tarafından sağlanan her hizmet demokratik olmayabilir. “Bürokratik”, “tepeden inme” ve “merkeziyetçi” bir eğitim sistemi, sosyalist ideallerle örtüşmez. Demokratik sosyalist bir ETH vizyonunda, eğitim kurumlarının yönetimi “merkezsizleştirilmeli” ve “demokratikleştirilmelidir”.
Bu kapsamda iki temel unsur ön plana çıkar.
Öz-Yönetim: Okullar ve üniversiteler; öğretmen sendikaları, öğrenci konseyleri, veliler ve yerel halk meclislerinin ortak katılımıyla yönetilmelidir. Müfredat ve kaynak tahsisi, piyasanın “kalifiye iş gücü” taleplerine göre değil, “toplumun ihtiyaçlarına” göre tabandan yukarıya belirlenmelidir.
Özgürleştirici Pedagoji: Eğitimin amacı, kapitalist üretim çarklarına “itaatkar işçiler” yetiştirmek değildir. Paulo Freire’nin “Ezilenlerin Pedagojisi”nde vurguladığı gibi, amaç bireylerin kendi “toplumsal ve sınıfsal gerçekliklerini” analiz edebilecekleri, “eleştirel düşünme” yetisine sahip, “politik özneler” haline gelmelerini sağlamaktır.
Mevcut eğitim sistemi, standartlaştırılmış “testler” ve “notlandırmalar” üzerinden öğrencileri birbirine rakip kılan bir “hayatta kalma” mücadelesine dayanıyor.
ETH vizyonu, eğitimi “bireysel” bir sıçrama tahtası (liyakat efsanesi) olarak değil, “toplumsal” bir müşterek olarak konumlandırır.
Eğitim kurumları, “rekabetin” değil “işbirliğinin”, “kolektif problem çözmenin” ve “dayanışmanın” pratik edildiği mekanlara dönüşür.
Okullar aynı zamanda mahallelerin kültürel, sanatsal ve politik toplanma alanları olarak işlev görerek, toplumun entelektüel ve sosyal dokusunu güçlendirir.
Demokratik sosyalist vizyonla şekillenen “Evrensel Temel Hizmetler” bağlamında eğitim; kapitalizmin yarattığı “eşitsizlikleri yamayan” bir sosyal yardım mekanizması değil, “yabancılaşmayı” aşan, “emeği özgürleştiren” ve gerçek anlamda eşit, demokratik bir toplumun inşasına hizmet eden ana damardır.
YAZI DİZİSİNİN ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ:
Bölüm-3: Evrensel Sağlık Güvencesi
Bölüm-2: Evrensel Temel Hizmetler nedir?
Bölüm-1: Kapitalizmin krizi, siyasi boşluk ve yeni bir toplumsal program arayışı