Somut Talepler ve Mücadele Hattı
- Azami Çalışma Sıcaklık Sınırı ve Mevzuat Güncellemesi: İşçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı güncellenmeli; hissedilen sıcaklık ile nemin insani çalışma sınırlarını aştığı durumlar için yasal bir azami sıcaklık eşiği tanımlanmalıdır.
- Ücret Kesintisiz İşi Durdurma Hakkı: İklim felaketlerinde işçilere ücret kaybı, tazminatsız işten çıkarılma veya mobbing tehdidi yaşanmaksızın işi durdurma hakkı anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulmalıdır.
- Sağlık Etkilerinin Tanımlanması: Açık ve kapalı alanlarda çalışan işçilerin iklim krizi nedeniyle bedenlerine etkiyen sağlık sorunlarının tespit edilip tanımlanması için kapsamlı çalışmalar yürütülmelidir.
- Temel Çalışma Koşullarının Temini: Tüm çalışma alanlarında temiz içme suyuna erişim, termal konfor sağlama ve saat başı dinlenme hakkı yasal bir zorunluluk haline getirilmelidir.
- Sübvansiyonların Kesilmesi: Enerji, su ve temel altyapı hizmetleri kamulaştırılarak şirket kârından arındırılmalı; hükümetlerin fosil yakıt devlerine aktardığı örtülü sübvansiyonlara son verilmelidir.
- Haftalık Çalışma Saatlerinin Düşürülmesi: Ücret kaybı yaşanmaksızın haftalık çalışma saatlerinin azaltılması yönünde adımlar atılmalıdır. Çalışma sürelerinin kısaltılması; hem üretim süreçlerinin toplam emisyonunu ve kaynak kullanımını doğrudan azaltacak hem de iş imkânlarını genişleterek istihdamı artıracaktır.
- Kadın İşçiler İçin Üreme Sağlığı ve Bakım Emeği Güvencesi: İklim krizinin en ağır yükünü taşıyan kadın işçiler için üreme sağlığı ve bakım emeği güvencesi sunulmalıdır. Aşırı sıcaklarda gebe ve kronik rahatsızlığı olan kadın çalışanlara ücretli iklim izni verilmeli; su krizleri ile altyapı yıkımları nedeniyle kadınların üstlendiği hane içi bakım emeğini kamusallaştıracak çalışmalar yürütülmelidir.
- İş Güvencesi: Fosil yakıt ve kirletici sanayilerin kapatılması ya da dönüştürülmesi sürecinde dönüşümün faturası işçilere kesilmemelidir. Fosil sektörlerde çalışan tüm işçilere; ekolojik işlerde eşdeğer ücret, kıdem ve sendikal haklarla istihdam olanağı sunulmalı, erken emeklilik hakları tanınmalı ve ücretsiz yeniden vasıflandırma eğitimleri sağlanmalıdır.
- Kayıp ve Zarar Fonunun Demokratik Denetimi: Uluslararası Kayıp ve Zarar Fonu, Küresel Güney ülkelerini yeniden borçlandırmayacak şekilde tamamen hibe olarak sunulmalı; doğrudan yerel halk komitelerinin, kadın örgütlerinin ve sendikaların denetiminde kullanılmalıdır.
- Üretimde İşçi Denetimi ve Demokratik Planlama: Neyin, ne kadar ve nasıl üretileceğine kâr odaklı piyasa değil; ekolojik dengeleri ve toplumsal ihtiyaçları gözeten işçi komiteleri, sendikalar ve yerel toplulukların katıldığı demokratik planlama karar vermelidir. Toplumsal yararı olmayan kirletici sanayiler işçi denetiminde ekolojik ve yararlı üretime dönüştürülmelidir.
- Göçmen İşçilerin Güvencesi: İklim felaketleri ve ekolojik yıkım nedeniyle göç etmek zorunda kalan tüm işçilere tam yasal statü, eşit işe eşit ücret, insan onuruna yaraşır çalışma koşulları ve sendikal güvence tanınmalı; göçmen işçilerin ucuz işgücü olarak sömürülmesine son verilmelidir.
- Mevsimlik Tarım İşçileri ve Gıda Egemenliği: İklim krizinden ve aşırı hava olaylarından en doğrudan etkilenen mevsimlik ve kırsal tarım işçilerine insani barınma, hijyen, ulaşım ve sağlık güvencesi sağlanmalıdır. Şirket odaklı endüstriyel tarım yerine, gıda egemenliğini ve toprağın onarımını esas alan ekolojik tarım desteklenmelidir.
- Kamusal Sağlık ve İklim Dirençli Kentler: İklim krizinin tetiklediği hastalıklar, hava kirliliği ve aşırı sıcak stresine karşı tamamen ücretsiz ve nitelikli koruyucu sağlık hizmeti verilmelidir. İşçi mahalleleri ücretsiz toplu taşıma, altyapı yatırımları ve yeşil alanlarla iklime dirençli ve kamusal alanlar haline getirilmelidir.
- İşçi Sözleşmelerinde İklim Krizi Etkilerinin Güvence Altına Alınması: İş Sözleşmelerine bağlayıcı iklim hakları, ekolojik standartlar ve bu durumlar için işverenin işçi sağlığı ile iş güvenliğini temin etme gerekliliğini güvence altına alacak maddeler eklenmelidir.
Resmi COP zirvelerinin tıkandığı, fosil yakıt devlerinin lobi pazarlıklarına dönüştüğü ve hükümetlerin sermayeyi koruyan politikalarının iflas ettiği bu tabloda; iklim mücadelesinin yönü masalardan tarlalara, fabrikalara, şantiyelere ve sokaklara kaymak zorundadır. Resmi diplomasinin bu antidemokratik ve şirketleşmiş yapısına karşı duran ve şirketlerin COP’una karşı yükselen Halkların İklim Zirvesi (People’s Climate Summit); topraksız köylülerin, mevsimlik işçilerin, kadınların ve taban hareketlerinin meşru sesini yükselttiği alan olarak öne çıkmakta, gezegeni ve emeği aynı anda savunacak radikal sınıfsal programın kurucu zeminini oluşturmaktadır.
COP31’e doğru büyüyen emisyon açığı
İklim krizinin işçi sağlığına etkileri
REFERANSLAR
*[UNEP Emissions Gap Report 2025](https://www.pbl.nl/en/publications/unep-emissions-gap-report-2025)
*[ILO Report: Ensuring Safety and Health at Work in a Changing Climate (2024)](https://www.ilo.org/publications/ensuring-safety-and-health-work-changing-climate)
*[IMF Fossil Fuel Subsidies Data (2023/2024 Update)](https://ideas.repec.org/p/imf/imfwpa/2023-169.html)
*[Kick Big Polluters Out Campaign](https://kickbigpollutersout.org/SB64-Press-Con)