SON DAKİKA
Hava Durumu

Mustafa Bozbey davası: 111 günün savunması - 2

Yazının Giriş Tarihi: 22.07.2026 00:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.07.2026 10:21

Mustafa Bozbey'in savunmasına devam etmeden önce duruşmanın ikinci gününde (21 Temmuz) yaşanan bir olayı aktarmak istiyorum.

Bozbey'in savunması henüz bitmemişti ki duruşma salonunda sakallı olduğu fotoğrafları sosyal medyada dolaşmaya başlamıştı. Duruşma salonlarında görsel almak, ses kaydı almak veya telefon kullanmak yasak normalde. Bir avukat aracılığıyla aktarılan bu fotoğraf, yapay zeka ile bile canlandırılmıştı. Bozbey'in avukatları beyanlarını verirken ise Bozbey'in savunması olduğu gibi haber sitelerinde yayınlanmıştı. Yine bir avukat aracılığıyla basına servis edilmişti savunmanın tamamı.

Bugün de mahkeme başkanı buna tepki gösterdi ve salonda bulunan avukatları da fotoğraf çekmemeleri, basını ise ses kaydı almamaları konusunda uyardı.

Bozbey, yaşam öyküsünü ve belediyecilik anlayışını anlattıktan sonra (Mustafa Bozbey davası: 111 günün savunması - 1 yazısında yer alıyor) savunmasının esas bölümüne geçti. Bu bölümde hem hakkındaki suçlamalara hem de iddianamede yer alan birçok iddiaya tek tek yanıt verdi.

Savunmasının büyük bölümünde, dosyada yer alan ifadelerin "iftira", "yalan beyan" ve "husumete dayalı anlatımlar" olduğunu söyledi.

"Bu sözlerim suç duyurusu kabul edilsin"

Hiçbir iddiayı kabul etmeyen Bozbey, özellikle Emin Adanur'u kastederek 'lanetlediğini' belirtti. "Bugün burada söylediğim sözlerim, hakkımda iftira atan kişiler hakkında suç duyurusu olarak kabul edilsin" dedi.

"Kaybedilen onur asla geri gelmez."

Bu sözün ardından ailesinden söz etti. "Ben çocuklarıma ve torunlarıma paradan çok lekesiz bir geçmiş, şerefli bir gelecek bırakıyorum. Eğer ben paraya tamah etseydim bugün burada karşınızda olmazdım” dedi.

Kendisine güvenen bütün Bursalı hemşehrilerine teşekkür etti. Ardından Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemine geçti.

Göreve geldiklerinde belediyenin ciddi kurumsal sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Borçların gerçek boyutunu anlayabilmek için yaklaşık bir buçuk yılın geçmesi gerektiğini, "Bir buçuk yıl sonra ancak belediyeyi kontrol altına alabildik" sözleriyle aktardı.

Görevi devraldıklarında belediyenin yaklaşık 12,9 milyar lira borcu bulunduğunu, 31 Aralık 2025 itibarıyla ise bu borcun 8,9 milyar liraya düştüğünü ifade etti.

1/100 binlik çevre düzeni planı

Bozbey, savunmasında bir de Büyükşehir Meclisi'ne mesaj verdi. Uzun süredir kamuoyunda tartışılan 1/100.000 ölçekli Bursa Çevre Düzeni Planının tamamlandığını ancak Meclis'e henüz getirilmediğini, "Meclise gelmemiş olmasını bilmek beni üzüyor" diyerek ifade etti. Planın bir an önce görüşülmesini ve kabul edilmesini istedi.

"Biz Bursa'yı birleştirdik. Suçumuz Bursa'yı birleştirmek mi?" diye sordu.

Kentte kimseyi ötekileştirmediği, herkese eşit hizmet götürüldüğü, halkın içinde olduğu sözleri aylık basın toplantılarında da sık sık duyduğumuz ifadelerdi.

"Asıl örgüt bunlar"

Bozbey savunmasının en sert siyasi cümlelerinden birini de bu bölümde kurdu:

"Bu iftiraları ve yalanları söyleyenler, kendilerine menfaat sağlamak için bir örgüt kurmuşlar. Asıl örgüt bu kişilerdir. Bu kişiler kamuyu zarara uğratmış ve kamuoyunu meşgul etmişlerdir."

Yani kendisine yöneltilen "örgüt kurma" suçlamasını tersine çevirerek, asıl organize hareket edenlerin suçlayıcılar olduğunu söyledi.

Bozbey, Nilüfer Belediye Başkanı oluncaya kadar iş insanı olduğunu ve mal varlığının olduğunu belirtti. Daha sonra 2009 yılında konkordato ilan ettiğini anlattı. Bu süreçte önemli mal varlıklarını kaybettiğini, kalan bazı taşınmazlarını ise aile büyüklerine devrettiğini ifade etti.

İddianamede adı geçen Seres şirketiyle ilişkinin de buradan kaynaklandığını söyledi. 2014 yılında boşanma sürecinde de yine aynı nedenle bazı mal varlıklarını aynı aile büyüğüne devrettiğini ifade etti.

Nilvak

Savunmasının önemli başlıklarından biri de Nilvak oldu. İddianamede Seden Bozbey'e aktarıldığı belirtilen para hareketlerine açıklık getirdi. Söz konusu paraların okul inşaatında kullanılacak malzemeler için harcandığını anlattı.

Okul inşaatı için bankadan 8 milyon liralık kredi çekildiğini, bloke nedeniyle para transferleri yapıldığını ve sonunda bu paranın okul inşaatı için harcandığını savundu.

Belediye başkanı olmadığı dönemde şirket faaliyetlerinde bulunmasının 'suç' unsuru gibi gösterilmesine tepki gösterdi.

"Neyin örgütüyüz biz?"

Bozbey, örgüt suçlamasına tepki göstererek, "Neyin örgütüyüz biz?" diye sordu.

111 gündür bunu düşündüğünü, bu suçlamaya hâlâ anlam veremediğini, "Nefret ediyorum" ifadesiyle tammalıyor.

Yaklaşık üç saat süren savunmasının önemli bir bölümü, belediyedeki idari işleyişin neden suç örgütü faaliyeti gibi gösterildiğini anlattı.

"17 yıl önceki idari işlem nedeniyle bugün yargılanıyorum"

Bozbey, yıllar önce Nilüfer Belediyesi'nde uygulanan koordinatör başkan yardımcılığı ve "tek imza" yetkisine ilişkin uzun bir açıklama yaptı.

Bu yetkinin yalnızca imar müdürlüğüyle ilgili olmadığını söyledi. Ancak bugün yalnızca imar dosyaları üzerinden suçlama yöneltildiğini belirtti. "17 yıl önce alınmış idari bir karar nedeniyle 402 yıl hapis cezasıyla yargılanıyorum."

Kentsel dönüşüm ve yoğunluk

Bozbey burada neden tek imza sistemine ihtiyaç duyulduğunu da anlattı. Turgay Erdem'in savunmasının çoğunluğu da bu kentsel dönüşüm meselesiyle ilgiliydi. Detayını Bursaport yazarı Esat Kaplan'ın "Turgay Erdem'in savunması ya da Bursa'nın son dönem kentleşme serüveni" yazısından okuyabilirsiniz. Kısacası, kentsel dönüşüm projeleri nedeniyle, en çok da nedense Nilüfer ilçesinde izin verilmiş ve Büyükşehir Belediyesi'nden geçmiş bu kararlar, belediyede ruhsat talebi üzerine yoğunluk oluşmuş. Ruhsat izni verilmediği için inşaatlar tamamlanmıyor, yarım kalıyor, veya yıkılan yerler öylece kalıyormuş. Ruhsat taleplerini bir an önce çözmek ve vatandaşların konutlarına yerleşmesini sağlamak amacıyla 'tek imza' yetkisi verilmiş.

Bozbey, yapı ruhsatı verilen bir binanın kullanılabilmesi için yapı denetim kuruluşlarının onayı ve yapı kullanım izin belgesinin zorunlu olduğunu, bu nedenle belediyedeki tek bir imzayla herhangi bir menfaat sağlanmasının mümkün olmadığını savundu.

"Acaba ne yazsak da suç oluştursak"

Daha sonra iddianamede yer alan 30 olaya geçti. İlk sekiz olayı tek tek anlattı.

"Sanki 'Acaba ne yazsak da suç isnat etsek?' düşüncesiyle hazırlanmış." dedi.

Bozbey, savunmasında Emin Adanur'un belediyeden ihalesiz iş talep ettiğini, bu talebi reddetmesi üzerine kendisini tehdit ettiğini ve aralarındaki sürecin bu olayla başladığını öne sürdü. Dosyadaki suçlamaların da bu husumetin devamı niteliğinde olduğunu savunan Bozbey, 111 gündür bu iddialar nedeniyle tutuklu bulunduğunu tekrar söyledi.

"Dolandırıcılığı tescillenmiş bir kişinin iftiraları nedeniyle 111 gündür tutukluyum."

9 ile 30 arasındaki olaylar...

Bu olayların tamamının "örgüt" iddiasına dayandırıldığını söyledi. Tek imza uygulamasının örgüt faaliyeti gibi gösterildiğini belirtti.

Kişisel veriler ve medya

Bozbey, avukatlarının dahi erişemediği soruşturma belgeleri ile kendisi ve ailesine ait kişisel verilerin televizyonlarda ve sosyal medyada yayımlandığını belirterek bunun bir "itibar suikastı" olduğunu savundu. Bu yayınların ailesine ve ticari hayatına zarar verdiğini söyleyen Bozbey, "Neden tutuklandığımı Bursalı hemşehrilerim çok iyi biliyor." dedi.

Tutukluluğunun kaldırılmasını ve beraatini talep etti.

Bu cümlelerin ardından salonda kısa süreli bir sessizlik oluştu.

Herkes Bozbey'in devam edeceğini düşündü.

Ancak Bozbey tek kelime söyledi:

"Bitti."

Yaklaşık 13.30'da başlayan savunması saat 16.42'de sona ermişti.

Avukatların savunması

Av. Şerafettin Yavuz, Bozbey'in anlattığı 30 olayı bu kez hukuki açıdan değerlendirdi. Av. Yavuz, davanın hukuka aykırı yürütüldüğünü savundu. Soruşturma dosyasındaki gizlilik kararına rağmen bazı belgelerin medyaya servis edildiğini söyledi. Emin Adanur başta olmak üzere Bozbey hakkında ifade veren bazı isimlerin ekonomik menfaat amacıyla hareket ettiklerini ileri sürdü. İddianamede yer alan bazı ses kayıtlarının hukuka aykırı şekilde elde edildiğini belirtti.

Yavuz, bu süreci FETÖ davalarındaki itirafçı uygulamalarına benzeterek, üçüncü kişilerin yönlendirmesiyle hazırlanan hukuka aykırı kayıtların delil olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Tek imza sisteminin tamamen ihtiyaçtan doğan geçici bir yetki devri olduğunu, bunun suç örgütü faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Av. Levent Dağdeviren ise gizlilik kararı nedeniyle idari yargının konusu olması gereken birçok işlemin ağır ceza dosyasına taşındığını savundu ve iddianamedeki değerlendirmelere itiraz etti.

Böylece Mustafa Bozbey'in de yargılandığı davanın ilk duruşmasının ilk celsesi, yaklaşık on saat süren yoğun bir yargılamanın ardından sona erdi. İlk gün boyunca yalnızca Mustafa Bozbey'in savunması alındı. Davanın ilerleyen celselerinde ise iddianamede adı geçen diğer sanıkların savunmalarını anlatmaya devam edeceğiz...

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.