Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde AK Partililer tarafından Kayapa-Kuruçeşme bölgesine yapılmak istenen Katı Atık Bertaraf Tesisi, halk ağzıyla çöplük, gündeminde başaktörlerinin Başkan vekili Şahin Biba ve Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkan Ahmet Cihat Kahraman’ın olduğu AK Parti Grubu tarafından bir aldı siyaseti yürütülmüştü.
Kayapa- Kuruçeşme bölgesinde tesisin 1/100 binlik planlara Mustafa Bozbey tarafından işletildiği, Yeni Parti Grubu üyesi Mehmet Aydın Saldız tarafından ‘olur’ verildiği söylenmişti. Biba, dakikalarca belgeleri okumuş, basına dönerek ‘bunları yayın’ demişti. Hatta AKP Grubu, Prof. Dr. N. Kamil Salihoğlu tarafından hazırlanan raporlarda Kayapa-Kuruçeşme’nin öne çıktığını bile ileri sürmüştü.
Şimdi işin doğrusunu anlatalım… Öncelikle nasıl bir algı operasyonu yapıldığını anlamak için “Kayapa çöplüğü üzerinden AK Parti’nin algı siyaseti” ve “Kayapa’da çöplük tartışması: Algı siyasetinin başaktörleri kim?” yazılarını da okuyabilirsiniz…
2050 yılı 1/100 binlik ölçekli Bursa ili Çevre Düzeni Planı analiz ve sentez raporlarında ne olduğuna geçmeden önce Ahmet Cihat Kahraman’a da sormak isterim; “Neden belgeyi imzalatmak için Bozbey’in kapısında yattınız? Belgeyi ileriki günlerde işinize yarar planıyla mı hazırladınız? Belgeyi sızdırmanız planlı bir eylem midir?”
Ekim 2025 tarihli Bursa Uludağ Üniversitesi Grup Yürütücüsü Prof. Dr. N. Kamil Salihoğlu’nun olduğu raporlarda Kayapa- Kuruçeşme nasıl geçiyor? Hangi bölge öneriliyor?
Çok değerli bilgilerin olduğu raporun detaylarını ilerleyen günlerde kaleme alacağım ama kısa bir giriş için atık yönetimi hiyerarşisinden bahsediyor öncelikle rapor. Önleme, yeniden kullanım, geri dönüşüm, enerji geri kazanımı ve bertaraf… Yani bertaraf en son kısım…
Bursa’daki sistem hâlen ağırlıklı olarak düzenli depolamaya dayalı çalışıyor ve hem ekonomik hem de çevresel açıdan ciddi sürdürülebilirlik riskleri yaratıyor.
Bursa ili için Doğu Atık Havzası ve Batı Atık Havzası olmak üzere iki ana atık yönetim havzası öneriliyor. Doğu Atık Havzasında, özellikle Yıldırım, Gürsu, Kestel ilçelerinden gelecek atıklar için kentin Doğu bölgesinde bir atık aktarma istasyonu ihtiyacı doğacağı belirtiliyor. Başka bir yazının konusu, fakat transfer istasyonu eksikliğinin verdiği zararlar aktarılıyor. 2022 itibarıyla Bursa’da yalnızca 2 adet aktarma istasyonu ve 4 adet rampa bulunduğu bilgisi veriliyor.
Bursa'da, Büyükşehir Belediyesinin İnegöl DDT içerisinde yer alan atık ayrıştırma tesisi dışında, büyük kapasiteli bir kamu atık geri dönüşüm altyapısı bulunmuyor. Kentsel atık geri dönüşümü ise ağırlıklı olarak özel sektör tarafından işletilen lisanslı tesisler aracılığıyla gerçekleştiriliyor.
Bursa’da belirlenen 7 saha için ana entegre katı atık tesisi yapılması kapsamında 31 alt kriter değerlendiriliyor ve puanlanıyor. Bu değerlendirme neticesinde; Batı Atık Havzası içerisinde Karacabey İlçesine bağlı İnkaya ve Muratlı köyleri arasında kalan orman alanı; %16,58 ile en yüksek seçim ağırlığına sahip alan olarak öne çıkıyor. Yine Doğu Atık Havzası olarak tanımlanan alanda Yenişehir İlçesine bağlı Marmaracık ve Fethiye köyleri arasından kalan orman alanı; %15,01 ile ikinci en yüksek seçim ağırlığına sahip alan oluyor.
Batı Havzası’nda acil bir tesis ihtiyacı olduğu vurgulanıyor. Coğrafi Bilgi Sistemleri tabanlı uygunluk analizine göre; Emirleryenicesi, Muratlı ve Seyran köyleri çevresinde bulunan ve koruma statüsü bulunmayan orman alanları öne çıkıyor. Yerleşimden güvenli mesafe, ana ulaşım akslarına erişim kolaylığı, içme suyu koruma zonları ve zeytinlik sahalardan kaçınma, diri fay ve taşkın/heyelan bantlarından uzaklık, düşük geçirgenlikli jeoloji ve topoğrafya gibi ölçütleri karşılıyor bu alanlar.
“Emirler ve Muratlı çevresindeki alanlar, düşük geçirgenlikli kil formasyonları üzerinde konumlanmış olup, bu durum yeraltı suyuna sızıntı riskini azaltmaktadır” deniyor. Önerilen alanlar Karacabey-Bursa ana arterine ve planlanan demiryolu hattına yakın konumda. Böylelikle atıkların taşınmasında kamyon-km azalımı sağlanarak hem maliyet hem de emisyon düşürülebilecek. Ayrıca demiryolu bağlantısının devreye girmesiyle sanayi atıkları raylı sistemle taşınabilecek, bu da karbon ayak izini daha da küçültecek.
Sonuç olarak; Emirleryenicesi, Muratlı ve Seyran köyleri çevresindeki alanların hidrojeolojik güvenlik, jeoteknik istikrar, lojistik avantaj, çevresel uyum, sosyo-ekonomik kabul edilebilirlik ve döngüsel ekonomi entegrasyonu kriterlerini karşıladığını gösteriyor.
Gelelim Kuruçeşme’ye… Kuruçeşme için; “Teknik, idari ve politik mülahazalar halen devam etmektedir” deniliyor. Alan mutlak/kısa mesafeli koruma zonları dışında, diri faylardan güvenli uzaklıkta ve jeoteknik açıdan uygun görünümdedir; ancak erişim altyapısı için ek yatırım gereksinimi bulunuyor. Teknik standartlara göre, III. sınıf DDT yalnızca inert atıkları kabul etmekte olup, altlık geçirimsizlik (kil eşdeğer + gerekirse geomembran), sızıntı suyu 88 oluşumunun minimize edilmesi, yağmur suyu yönetimi ve gaz oluşum riskinin düşük olduğu varsayımıyla tasarlanmaktadır. Şev stabilitesi, deprem yükleri ve kapatma/izleme planı zorunlu. Yani Kuruçeşme önerilmiyor. “Orada tesis yapmak sıkıntılıdır” diyor.
“Batı Havzası’nda Emirleryenicesi-Muratlı-Seyran çevresi entegre atık yönetim tesisi için yüksek uygunluk göstermektedir” diyor.
Şimdi algı siyasetinin aktörlerine soralım: Neden yalan söylediniz? Neden Bursa halkını kandırmaya çalışıyorsunuz?