SON DAKİKA
Hava Durumu

Bursa’da OSB enflasyonuna son verilmeli

Yazının Giriş Tarihi: 31.08.2026 14:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 31.08.2026 15:07

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) 1 Ekim’deki Komite Seçimleri ve ardından yapılacak başkanlık seçiminin heyecanı yaşanıyor.

Organize sanayi bölgesi enflasyonu yaşanan Bursa’ya, sanayi arsası spekülatörlüğü iddialarına sahne olan yeni OSB’ler kazandırmakla! meşgul olan İbrahim Burkay, 2013’teki seçimi İlhan Parseker’e karşı kazanmış, 2018 ve 2022 yılındaki seçimlere ise rakipsiz girmişti.

Bu seçimlerde Burkay’ın karşısına “Bursa Ekonomisi Dönüşüm Planı-Vizyon 2040” programıyla çıkan Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı, seçime iddialı bir ekiple hazırlanıyor. BTSO’da 13 yıl sonra iki adaylı bir seçimin yaşanacak olması demokrasi, rekabet ve şeffaflık adına sevindirici elbette.

NOSAB Gastro Sanayi’de kalabalık bir medya mensubunun katıldığı toplantıda uzun bir sunum yapan ve gelen her soruya yanıt veren Matlı, rakibi İbrahim Burkay’ın yönetimine yönelik eleştirilerini sıralarken, kendi yönetim anlayışının “şeffaflık”, “hesap verebilirlik”, “dönüşüm” ve “oda kaynaklarının tüm üyelerin kullanımına sunulması, KOBİ ve küçük işletmelerin de güçlü şekilde temsil edilmesi” olacağının altını çizdi.

60 bin üyesi olan ancak aidatlarını ödemedikleri takdirde yaklaşık 30 bin üyenin oy kullanamayacağı belirtilen seçimler için 70 meslek komitesi ile görüşmelerini sürdürüyor Matlı ekibi. Bu arada aidatların kesin olarak düşürülmesi gündeme alınmış, faaliyet belgesi ile bir yıl içinde alınacak beş temel belge de ücretsiz olacak.

Finansmana Erişim Merkezi kurularak kredi ve teşvik başvurularının üye adına takip edilmesi planlanıyor. Enerji, lojistik ve ortak girdilerde 60 bin üyenin satın alma gücünün birleştirilmesi, finansman sıkıntısı yaşayan, yüksek maliyetlerle boğuşan KOBİ’ler için en iyi çözüm olacak.

Matlı, İbrahim Burkay döneminde hayata geçirilen, TEKNOSAB, BUTEKOM, Model Fabrika, GUHEM, Bursa Business School gibi kamuoyunda öne çıkan projelerin doğrudan BTSO’ya ait olmadığını savunuyor. Matlı’ya göre asıl tartışılması gereken projelerin büyüklüğünden çok, kaynakların ne kadar verimli kullanıldığı. Çünkü mevcut yönetime yönelik en önemli eleştirilerinden biri ciddi bir israf yapıldığı iddiası.

Bu arada Matlı’nın Bursa’nın doğusu, batısı ve kuzeyinde, her biri yaklaşık 200 hektarlık üç KOBİ OSB kurma hedefi var. Bu hedeflerin de bence çok iyi düşünülmesi ve ona göre hareket edilmesi lazım. Çünkü Bursa’nın artık yeni OSB’lere ihtiyacı yok, OSB’lerin ıslahına, disipline, boş olan OSB’lerin yeniden düzelenmesine ihtiyacı var.

Mesela Matlı da TEKNOSAB’ın ancak yüzde 10’unun dolu olduğuna dikkat çekti. Yaklaşık 10 yıl oldu ama firmalar bir türlü taşınmıyor. Neden taşınmadıkları ayrı bir soru. Ayrıca oradaki fabrikalarda ne kadar teknoloji üzerine iş yapılıyor ya da yapılacak?

Bir ilde yeni bir OSB yer seçimi talebinin değerlendirmeye alınabilmesi için, o il genelindeki mevcut OSB’lerin (ihtisas OSB'ler hariç) toplam sanayi parsellerinin en az yüzde 75'inde üretim veya inşaata başlanmış olması gerekiyor. Böyle bir şart olduğu için yeni OSB'nin adı Teknoloji OSB oldu.

Bursa OSB, TEKNOSAB'a taşınsın

Aslında bence yapılması gereken şehir içinde kalan Bursa ve Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaların TEKNOSAB’a taşınması OSB alanının da kamulaştırılarak yeşil alana dönüştürülüp bir bölümünün de düşük yoğunluklu konut alanı olarak kullanılmasıdır.

Hadi canım sende hayal dünyan çok geniş olmayacak şey diyebilirsiniz ancak Bursa kamuoyu, partiler, STK’ler, akademik odalar bu konuda ağırlığını koyarsa neden olmasın. Bu Bursa’nın geleceği için ciddi bir kazanım olur.

Matlı'ya Bursa'nın geleceği için öneriler

İşte bu ahval ve şerait içinde; iki adaylı, demokratik ve renkli geçmesi beklenen BTSO seçimlerinde eğer Özer Matlı Başkan seçilirse, tarım, hayvancılık, yem üretimi ve gıda perakendeciliği sektörlerinde iştigal eden kendisine, Bursa’nın geleceği adına, yaşanabilir bir şehir kalması adına nacizane önerilerimiz olacak…

17 organize sanayi bölgesi ile deyim yerindeyse bir “sanayi bölgesi enflasyonu” yaşanan Bursa’da her yeni yatırımın yeni bir OSB, her üretim ihtiyacının yeni bir arazi talebi, her büyüme hedefinin yeni bir betonlaşma alanı olarak görülmesi Bursa’nın geleceği açısından ciddi bir risk taşıyor.

Bursa, tarımsal üretim açısından Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri. Üstelik tarım ile gıda sanayisinin birbirini besleyebileceği çok güçlü bir potansiyele sahip. Özer Matlı’nın da uzun süredir üzerinde durduğu Gıda İhtisas OSB projesinin temel gerekçesi, Bursa ve çevresindeki tarımsal üretim ile gıda sanayisini aynı sistem içerisinde buluşturmak.

İşte tam da bu nedenle Bursa’nın sanayi politikası yeniden düşünülmeli.

Her sanayi yatırımı değerlidir ama her sanayi yatırımı her yerde yapılmamalıdır. Tarım arazilerinin, su kaynaklarının, ulaşım altyapısının ve kentin yaşam alanlarının sınırsız olduğu varsayımıyla hareket edilemez.

İşte Bursa Ovası’nın, zehir akan Nilüfer Çayı’nın durumu ortada.

OSB enflasyonu düşürülmeli disiplin getirilmeli

Özer Matlı’nın BTSO Başkanı seçilmesi halinde önceliklerinden biri OSB sayısını artırmak değil, mevcut OSB'leri disipline etmek, gerçek anlamda organize olmasını sağlamak olmalı.

Bir OSB yalnızca fabrikaların yan yana bulunduğu bir alan olmamalı. Enerjisini verimli kullanan, suyunu koruyan, atığını yöneten, ulaşımını planlayan, lojistik maliyetini azaltan ve çevreye verdiği yükü ölçen bir üretim ekosistemi olmalı.

Bursa'nın artık ihtiyacı olan şey, “kaç OSB'miz var?” sorusundan çok “OSB'lerimiz ne kadar verimli?” sorusudur.

Matlı seçilirse yapması gereken ilk işlerden biri bütün OSB yönetimlerini aynı masaya çağırmak ve Bursa'nın sanayi haritasını yeniden çıkarmak, yeni çözümler üretmek olmalı. Önce sanayiye disiplin, daha az beton, daha yüksek katma değer.

Bursa'nın ihtiyacı yeni bir OSB yarışından çok, mevcut sanayiyi disipline edecek ve kenti koruyacak bir ekonomik akıldır.

Bursa sanayiye doydu. Kent plansız, denetimsiz ve geçmişten gelen “ne kadar çok fabrika, o kadar güçlü ekonomi” anlayışıyla büyütülen sanayi modelinin sınırına dayandı.

Bursa daha çok, ovasıyla, meyvesiyle, sebzesiyle, tarımsal üretimiyle anılırdı. Gene anılıyor ancak her yeni sanayi projesiyle biraz daha küçülen tarım alanlarını, daha ağırlaşan trafiği, artan hava kirliliğini, su kaynakları üzerindeki baskıyı ve betonlaşan Bursa’yı konuşuyoruz.

Peki bu kentin bir sınırı yok mu, her arazi sanayi alanına dönüşmek zorunda mı, her yatırım talebi karşılanmak zorunda mı, her OSB genişlemek zorunda mı?

Ve en önemlisi: Bursa'nın ekonomik büyümesi neden sürekli yeni tarımsal üretimin yapıldığı arazileri tüketiyor?

Yanlış anlaşılmasın sanayiye karşı değilim. “Önüm, arkam, sağım, solum OSB” başlıklı yazımda da Bursa’nın OSB enflasyonuna ve sanayiye karşı olmadığıma değinmiştim

Bugün Bursa'da tartışılması gereken şey “Yeni OSB nerede kurulacak?” sorusu olmamalı.

Asıl sorular şunlar olmalı:

- Mevcut OSB'ler ne kadar verimli çalışıyor, ne kadarı dolu?

- Kaçının altyapısı yeterli?

- Kaçı enerji verimliliği konusunda nerede?

- Kaçı su kaynaklarını ne kadar tüketiyor?

- Atıkları nasıl yönetiliyor, çevreye ne kadar zarar veriyorlar?

Bursa'nın artık bir OSB enflasyonu problemi var. Ve bu enflasyon yalnızca sanayi arazilerinin çoğalması anlamına gelmiyor. Kent üzerindeki ekonomik, çevresel ve sosyal baskının da büyümesi anlamına geliyor.

Tarım toprağı ucuz sanayi arsası değildir

Bursa'nın en büyük talihsizliği, tarım toprağının değerini yalnızca bugünkü ekonomik getirisi üzerinden değerlendiren anlayıştır.

Oysa tarım toprağı bir fabrika arsası gibi yeniden üretilemez.

Kaybettiğiniz toprağı satın alıp başka yere koyamazsınız.

Bir ovanın üzerine beton döktüğünüzde, “Nasıl olsa başka yerde tarım yaparız” diyemezsiniz.

Çünkü mesele sadece üretim alanı değildir. Bir yaşam vardır burada, ekosistem vardır.

Bursa bugün yalnızca kendi nüfusunu değil, Türkiye'nin önemli bir bölümünü besleyen tarımsal üretim kapasitesini de taşıyor.

Bu nedenle Bursa'nın ovasını korumak romantik bir çevrecilik meselesi değil, ekonomik güvenlik meselesidir.

BTSO yönetiminin gerçek Bursa sınavı

Özer Matlı'nın başkan olması halinde önünde çok sayıda dosya olacak. Bana göre bunların en önemlisi, Bursa'nın sanayi politikasının yeniden masaya yatırılmasıdır.

BTSO'nun OSB'ler üzerinde doğrudan kamu otoritesi gibi bir yetkisi olmayabilir.

Ama Bursa'nın en güçlü ekonomik aktörlerinden biri olarak BTSO'nun masadaki ağırlığı tartışılmaz.

Sanayici yeni yatırım yapmak ister. Yeni arazi, yeni teşvik, yeni imar alanı ister.

Zor olan ise “Önce elinizdeki kapasiteyi verimli kullanın” diyebilmektir. Zor olan, gerektiğinde güçlü sanayicilere rağmen Bursa'nın ortak çıkarını savunabilmektir. Zor olan, “Bu yatırım bu bölgede olmaz” diyebilmektir. Zor olan, tarım arazisi ile sanayi arsası arasında tercih yapılırken yalnızca kısa vadeli ekonomik getiriyi değil, 30-40 yıllık Bursa'yı düşünmektir.

İşte BTSO yönetiminin gerçek sınavı budur.

Çünkü ticaret ve sanayi odaları kent ekonomisinin vicdanı da olmak zorundadır.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.