Eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'in de yargılandığı, kamuoyunda "Turgay Erdem suç örgütü" davası olarak bilinen 21 sanıklı davanın ikinci duruşması, 3 Ağustos Pazartesi günü görülmüştü.
Dava, Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nin dosyası olmasına rağmen salonun fiziki yetersizliği nedeniyle Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda yapılmıştı. Ancak bu salonda da ses sisteminde sorun vardı. Tanıkların ve sanık müdafilerinin konuşmaları zaman zaman salondaki izleyicilere ulaşmadı. Bu nedenle bazı tanıkların ifadelerini anlamakta ve not almakta zorlandım.
Bu tanıklardan biri de gazeteci İsmail Taştan'dı. Taştan'ın duruşmada söylediği "Hâlâ mağdurum" cümlesi dikkatimi çekmişti. Ayrıca Pamukçular Grubu Şirketinin sahibi tutuksuz yargılanan Ekrem Pamuk ile tutuklu Emin Adanur arasındaki bir sözleşmeden söz etmişti. Ancak ses sistemi nedeniyle sözleşmenin içeriğine ilişkin ifadelerini tam olarak anlayamamıştım. Ekrem Pamuk, duruşmada da yoktu.
Duruşmanın ardından kaleme aldığım "Turgay Erdem davasında gizli tanık gazeteci" başlıklı yazı sonrasında, gazeteci olması nedeniyle kendisine kolaylıkla ulaştım ve duruşmada tam olarak anlayamadığım konuları sordum.
Konu, 2023 yılında Ekrem Pamuk'un arsa sahibi, Emin Adanur'un ise müteahhit olduğu, Nilüfer Belediyesi'nin ve Plaza 16'nın arka kısmında yer alan Macrocity projesinden satın aldığı daireyle ilgiliydi.
İsmail Taştan, 2023 yılında Emin Adanur ile anlaşarak bu projeden bir daireyi yaklaşık 2 milyon lira değerindeki iki araç ve ziynet eşyaları karşılığında satın aldığını söyledi. Araçları ve ziynet eşyalarını Emin Adanur'un galerici arkadaşı Tolga Şen'e teslim ettiğini belirten Taştan, aradan üç yıl geçmesine rağmen, 2026 yılı itibarıyla satın aldığı daireyi hâlâ teslim alamadığını ifade etti.
İsmail Taştan ayrıca, Emin Adanur'un emniyet ve savcılık ifadelerinde, "Bu olaylar (rüşvet alışverişi) yaşanırken İsmail Taştan da yanımdaydı." şeklinde beyanda bulunduğunu, ancak söz konusu ifadelerde anlatılan olayların hiçbirine tanıklık etmediğini ve o olayların yaşandığı sırada orada bulunmadığını söyledi.
Duruşmada ses sistemi nedeniyle tam olarak anlayamadığım tanık ifadesini, İsmail Taştan daha sonra ayrıntılı şekilde yeniden anlattı.
Mahkeme Başkanı 'konuyu anlatın' dediğinde Taştan, daireyi alamadığını ve bu nedenle mağduriyet yaşadığını anlatmış. Taştan, rüşvet verildiğine ilişkin herhangi bir olaya şahit olup olmadığının sorulması üzerine, "Böyle bir olaya şahit olmadığımı söyledim" dedi.
"Basına ve kamuoyuna ne kadar bilgi yansıdıysa ben de herkes gibi onları biliyorum" diyor.
Mahkeme Başkanı, Emin Adanur ile görüşüp görüşmediğini de sormuş. Taştan, kendisiyle birlikte mağdur edilen birkaç kişiyle beraber dairelerin akibetini sormak için, Adanur cezaevinden ilk çıktıktan sonra kendisiyle bir kez görüştüğünü söylemiş.
Emin Adanur o görüşmede; "Cezaevindeyken Ekrem Pamuk ile avukatı buraya geldiler. Bazı şartlar sundular. O şartları kabul etmem durumunda cezaevinden çıkabileceğimi de söylediler. Ben de cezaevinden çıkmak için o şartları kabul ettim ama bir şartla." demiş. Emin Adanur'un dediğini göre ekrem Pamuk'un cezaevinde Adanur'un yanına gitmesinin sebebi, aralarındaki sözleşmeyi fesh etmek içinmiş. Adanur, "Sözleşmeyi fesh ederim ancak bir şartla. Mağdur durumda bulunan 35 kişinin mağduriyetini giderip tapularını teslim edersen." demiş. Bu doğrultuda mağduriyetlerin giderilmesi ve sözleşmenin feshi için maddeler halinde ek bir sözleşme hazırlanmış, taraflar arasında imzalanmış ama Adanur cezaevinden çıktıktan sonra bu ek sözleşme ortadan kaybolmuş.
Kimse bu sözleşmenin akıbetini bilmiyor.
"Kendi dairemi kurtarabilmek için Ekrem Pamuk ile birkaç kez iletişim kurmaya çalıştım ancak başarılı olamadım" diyor İsmail Taştan. Ortak tanıdığı gazeteci arkadaşları aracılığıyla ancak ulaşım sağlayabilmiş ama yaptığı telefon konuşmasında Ekrem Pamuk, "Sizin benimle işiniz yok, Emin Adanur'u arayın" deyip telefonu yüzüne kapatmış. Bir daha kendisiyle iletişim kurmamış.
Avukatının tavsiyesi üzerine Taştan tapu dairesine gitmiş, dairenin hâlâ Ekrem Pamuk'un üzerinde olup olmadığını kontrol etmek için. Kendisine verileceği söylenen dairenin ve birkaç dairenin daha tapu kayıtlarında Ekrem Pamuk'un üzerinde olmadığını, çok düşük bedellerle başka kişilerin üzerine devredildiğini öğrenmiş. O tarihlerde bu dairelerin değeri yaklaşık 8-9 milyon lira. Buna rağmen yaklaşık 560 bin lira gibi çok düşük bedellerle daireler devredilmiş. Ekrem Pamuk'un inşaat firması sahibi olan damadının yanında çalıştığı kişilerin üzerine geçmiş daireler.
Mahkemede, Ekrem Pamuk'un avukatı, toprak sahibi Ekrem Pamuk ile müteahhit Emin Adanur arasındaki sözleşmeyi görüp görmediğini sormuş. Taştan, "Bilmiyorum" diyerek yanıtlamış.
Taştan, "Emin Adanur ile yaptığımız daire sözleşmesi var elimde" diyor. Toprağın bir kısmı da Nilüfer Belediyesi'ne ait. İnsanlar, belediyeye ait olduğu için güvenerek ödeme yapmışlar ve ev aldıklarını düşünmüşler. Ekrem Pamuk ve Turgay Erdem dönemindeki Nilüfer Belediyesi anlaşıyor, yaklaşık 20 daire belediyeye, 50-60 daire toprak sahibine, geri kalanı da müteahhite kalıyor.
Macrocity projesi, 3 bloktan oluşuyor. Sadece bir blok yüzde 70 tamamlanmış, dışarıdan bitmiş gibi duruyor ama diğer iki bina kaba inşaat olarak duruyor. Mağdurların çoğu Ekrem Pamuk ile bir araya gelmiş, maliyet çıkarıp inşaatın tamamlanması için çaba harcamışlar. Ekrem Pamuk, mağdurların tekliflerini kabul etmemiş. Ekrem Pamuk, gözaltına alındıktan sonra avukatı mağdurlara ulaşıp bir toplantı yapmış çözüm için. "Tapulular ve tapusu olmayanlar bir araya gelip yönetim oluştursun, belediyedeki sorunları çözsünler" demiş Pamuk.
Belediye, Macrocity projesinin ruhsatını iptal etmiş. Yeniden bir ruhsatlandırma yapılması gerekiyor. Taştan, "Olmayacak bir iş" diyerek sadece sürecin Ekrem Pamuk'a zaman kazandırmak olabileceğini belirtiyor. Mağdurlar, avukatlar tutmuş, avukatlara ödemeler yapmışlar çözüm bulunsun diye ama sonuç hüsran olmuş.
Gelinen noktada; Ekrem Pamuk ve Emin Adanur arasındaki sözleşme feshedilmiş, belediye inşaatın ruhsatını iptal etmiş, inşaat yarım bir şekilde kentin merkezi yerlerinden birinde öylece yıllardır duruyor, mağdurlar halen daha mağdur, hem yıllardır biriktirdikleri paraları gitti hem de hayalini kurdukları daireden olmuşlar. Emin Adanur'un bu saatten sonra o mali durumu düzelmesi imkansız, Ekrem Pamuk ise hiçbir hukuki süreç üzerinde olmadığı için "benlik bir şey yok" deyip işin içinden sıyrılmış. Taştan'ın dediği gibi; "Bu işin vicdani boyutu nerede?"
(Not: Anlatılanları Ekrem Pamuk'a da sormak isteriz. Kendisi Bursaport'a ulaşarak görüş belirtirse bu sayfada yer alacaktır.)