Geçtiğimiz hafta, 30 Temmuz'da Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Mustafa Bozbey ve Turgay Erdem'in yargılandığı davanın dokuz gün süren ilk duruşması tamamlanmıştı. O davada Turgay Erdem tutuklu yargılanmaya devam ediyordu.
Aradan sadece birkaç gün geçti. Bu kez adres Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi'ydi. İlginç olan ise şuydu: 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Mustafa Bozbey'in "suç örgütü" kapsamında değerlendirildiği dosyanın sanıkları, bu kez Turgay Erdem'in "suç örgütü" olarak nitelendirilen dosyasında sanık ve tanık olarak yeniden mahkeme karşısındaydı. Mahkeme kararlarını Bursaport'un haberinden okuyabilirsiniz.
Duruşma sabah 11.20'de başladı ve akşam 18.30'a kadar sürdü.
Mahkeme salonunda ilk dikkat çeken isimlerden biri Ayşegül Erkol oldu. Sağlık sorunları nedeniyle yürümekte güçlük çektiği gözlenen Erkol, salona bir kişinin desteğiyle gelebildi. Buna rağmen salondaki bazı gazetecilerin dikkatini çeken ayrıntı ise giydiği, oldukça yüksek fiyatlı olduğu ifade edilen ayakkabılarıydı.
Mahkemenin en önemli ara kararlarından biri ise avukatların iki dosyanın birleştirilmesi yönündeki talebinin incelenmeye bırakılması oldu. Savunma avukatları, aynı kişilerin bir dosyada sanık, diğer dosyada tanık olarak dinlenmesini "hukuk garabeti" olarak nitelendirdi ve bunu duruşma boyunca dile getirdi.
İlk tanık olarak dinlenen sanık Emin Adanur'un çalışanı Nesrin Parlak'ın ifadeleri de tartışma yarattı. Parlak, seçim döneminde Emin Adanur ile birlikte Turgay Erdem'in seçim ofisine pasta kutusu götürdüklerini anlattı. Kutunun içinde ne olduğunu görmediğini, yalnızca duyumlar nedeniyle para olabileceğini düşündüğünü söyledi. Ancak önceki ifadeleriyle duruşmadaki beyanları arasındaki çelişkiler, sanık avukatlarının dikkat çektiği önemli noktalardan biri oldu.
Turgay Erdem'in yazlık villası ve çekler
Duruşmada en dikkat çeken başlıklardan biri ise Burhaniye'deki yazlık villa iddialarıydı. Güney Güney'in anlattıkları ile Şevket İlhan'ın hem bu dosyada hem de Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde verdiği ifadeler arasında ciddi farklılıklar bulunduğu görüldü. Turgay Erdem'in daha önceki savunmalarında kullandığı ifadeler de Şevket İlhan'ın anlatımlarını destekliyordu.
Turgay Erdem'in Balıkesir'in Burhaniye ilçesinden aldığı yazlık villaya ilişkin çeklerle ilgili ortaya atılan iddialar da duruşmada gündeme geldi. Emin Adanur, söz konusu çekleri Turgay Erdem'e kendisinin verdiğini, Erdem'in de bu çeklerle eşi adına Burhaniye'de bir yazlık villa satın aldığını iddia ediyor.
Tanık Güney Güney ise villanın fiyatının 2 milyon 200 bin lira olduğunu söyledi. İlk etapta Şevket İlhan'dan 1 milyon 200 bin liralık bir çek aldığını, daha sonra da 1 milyon liralık ikinci bir çek aldığını ve bu çeki şoförüne ciro ettirdiğini ifade etti.
Yazlık villanın inşaatının 2023 yılında tamamlandığını, tapusunun ise 2025 yılında alındığını belirten Güney, Turgay Erdem'in belediye başkanlığı görevinin sona ermesinin ardından 2025 yılında tapunun üzerine geçirildiğini söyledi.
Ancak Şevket İlhan'ın hem Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde hem de Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde verdiği ifadeler ile Güney Güney'in anlatımları arasında çelişkiler bulunuyor. Şevket İlhan, yazlık villa için Turgay Erdem'den elden 2 milyon lira aldığını söyledi. Ayrıca Güney Güney ile ortak olmadığını, ortaklığının Mehmet Kamil Güney ile bulunduğunu ifade etti.
Şevket İlhan, pandemi dönemine denk geldiği için 2021 yılında yazlık villa inşaatına başladığını da anlattı. Ayrıca, üzerinde Ergünkent ibaresi bulunan ve Emin Adanur'un gönderdiğini iddia ettiği çekin, bu villanın satın alınmasında kullanılmadığını söyledi.
Hastane ruhsatı almak için belediyeye rüşvet mi verildi?
Öğle arasının ardından tanık dinlemeleri devam etti. Gazeteci Bahri Atalay önceki savunmalarını tekrar ederken, Tamer İşler'in çalışanı Esra Demir banka hesaplarına yapılan para transferleriyle ilgili görev tanımını anlattı. Mahmut Sami Bülbül ise hastane ruhsatı sürecinde yaşananları aktarırken, savcılık ifadesiyle duruşmadaki beyanları arasında dikkat çeken farklılıklar ortaya çıktı.
Tanık Mahmut Sami Bülbül ifadesinde, başlangıçta iş merkezi olarak planlanan bir projenin daha sonra sağlık alanına, yani hastane projesine dönüştürülmesi sürecini anlattı. "Bir daha ücret alınmamak üzere..." imzalan belge soruldu Bülbül'e. Bülbül, projede sürekli tadilat istenmesi nedeniyle kendilerinden ücret talep edildiğini söyledi. Belediye çalışanlarına para verildiğini kabul etmediğini belirten Bülbül, ancak hastane ruhsatının alınabilmesi için Hulusi Karakuş'un kendisine, Nilüfer Belediyesi'nde ruhsat işlemlerinin yürüyebilmesi adına rüşvet verilmesi gerektiğini söylediğini aktardı.
Bülbül, savcılık ifadesinde, sürekli talep edilen rüşvetler nedeniyle bir daha rüşvet istenmeyeceğine dair bir belge imzalatıldığını ve hastane ruhsatının alınabilmesi için belediye çalışanlarının rüşvet istediğini, bu bilginin de kendisine Hulusi Karakuş tarafından aktarıldığını ifade etmiş. Ancak duruşmadaki ifadesinde bu anlatımını doğrulamadı. Belediye çalışanlarına rüşvet verildiğini kabul etmediğini, kime ya da hangi belediye çalışanına rüşvet verildiğini bilmediğini söyledi. Hatta herhangi bir rüşvet verilmediğini ifade etti.
Sadece Hulusi Karakuş'un kendisine böyle bir şey söylediğini belirten Bülbül, projede sürekli tadilat istendiğini, bu tadilatlar nedeniyle de sürekli para talep edildiğini anlattı. Para taleplerinin rüşvetten değil, projede sürekli tadilat yapılması gerekçesinden kaynaklandığını ifade etti.
Eski CHP Nilüfer İlçe Başkanı Fırat Yılmaz hakkındaki para transferi iddiaları ise tanıkların anlatımlarıyla farklı bir boyut kazandı. Almanya'da yaşayan kişilerin vekâlet vererek Bursa'da yaptıkları gayrimenkul yatırımlarından kaynaklanan para hareketlerinin söz konusu olduğu ifade edildi.
Dosyada yer alan emsal artışı karşılığında para verildiği yönündeki iddiaları doğrulayan herhangi bir tanık çıkmadı. Yapı Denetim Kuruluşları Birliği Bursa Şube Başkanı Esra İlhanlı da usulsüz emsal artışına birebir tanık olmadığını, yalnızca sektörde konuşulan duyumları bildiğini söyledi.
Tanık Gazeteci İsmail Taştan ise Ekrem Pamuk ile Emin Adanur arasındaki sözleşmeden ve sözleşmenin feshedilmesinden kaynaklı kendisi gibi 35 tane mağdurun olduğunu söyledi. Sorunların çözülmesi için 'Ekrem Bey ile görüşmesi için gazetecileri araya soktuğunu' söyleyen Taştan, "Hala mağdurum" dedi.
Bu duruşmanın tanığı Hüseyin Arslan gelmedi
Savcılık mütalaasının ardından günün sonunda sanık ve sanık avukatlarının son sözleri alındı. Turgay Erdem sağlık sorunlarını, günde yaklaşık 20 ilaç kullandığını ve kaçma şüphesinin bulunmadığını anlattı. 21 sanık olarak Emin Adanur doktora gitmek istediğini söyledi. Avukatı da duruşmada yoktu. Yine siyah giyinmişti.
Bütün avukatların tahliye kararlarıyla ilgili değerlendirmeleri ve dosyaların hangi mahkemede görülmesi gerektiğine ilişkin itirazları oldu.
Tamer İşler'in avukatı, Alpiş İnşaat sahibi Sertaç Karaalp'in beyanlarının ardından yeni bir iddianame düzenlendiğini ve bu dosyanın 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildiğini hatırlattı. Ancak söz konusu dosyanın da Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini savundu.
Avukatın kullandığı, "19. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki tahliyeler kimleri rahatsız etti?" ifadesi duruşmada dikkat çekti. Avukatlar, tahliyeler konusunu sık sık gündeme getirdi. Şemsi Oğuz'un avukatı ise, "Bazı isimlerin tahliye edilmesinin önünde engel var" ifadelerini kullandı.
Bu duruşmada tanık olarak dinlenmesi beklenen Hüseyin Arslan ise duruşmaya katılmadı. Duruşmada, Hüseyin Arslan hakkında 111 dava dosyası bulunduğu da ifade edildi.
Ekrem Pamuk'un avukatının talebi de dikkat çekiciydi. Dosyada tanık olarak dinlenmesi planlanan bir gazeteci duruşmaya gelmedi. İddiaya göre, Ekrem Pamuk ile Emin Adanur arasındaki rüşvet alışverişine bir gazetecinin aracılık ettiği öne sürülüyor. Ancak avukatın beyanına göre hem Ekrem Pamuk hem de tanık gazeteci bu iddiaları reddediyor. Buna rağmen avukat, söz konusu gazetecinin bir sonraki duruşmaya zorla getirilmesini talep etti. Gazetecinin ismi ise duruşmada açıklanmadı.
Son olarak söz alan avukatlardan Mustafa Bozbey'in avukatı Şerafettin Yavuz, Bursa 53. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 'görevi kötüye kullanma' suçundan yargılandığı bir dosyanın bulunduğunu, bu dosyanın Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dosyayla birleştirildiğini ve bu nedenle duruşmada bulunduğunu söyledi. Yavuz, sözlerini "Bu, siyasi saiklerle açılmış davalar bütünüdür." ifadeleriyle tamamladı.
Tüm beyanların alınmasının ardından mahkeme heyeti, saat 18.30 sıralarında ara kararını açıklayarak duruşmayı 14 Ekim 2026 tarihine erteledi.