Bozbey davasında savunmaların ortak iddiası: "Yargılanan biz değiliz, sosyal medyada yazılanlar mahkeme önüne getirildi."
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in de bulunduğu davanın ikinci ve üçüncü duruşma günleri de geride kaldı. Günler süren savunmaların ardından ortaya çıkan tablo, iddianamenin teknik ayrıntılarından çok savunmaların ortaklaştığı söylemlerle dikkat çekiyor.
Duruşma salonunda onlarca sanık, onlarca avukat konuştu. Her biri farklı dosyalar, farklı projeler ve farklı suçlamalar üzerinden savunma yaptı. Ancak neredeyse bütün savunmaların birleştiği tek bir nokta vardı:
"Bu dosya bir Twitter iddianamesidir."
Bu ifade ilk kez Tamer İşler'in avukatlarından biri tarafından açık şekilde dile getirildi.
Avukata göre dosya; sosyal medyada dile getirilen iddiaların, doğruluğu yeterince araştırılmadan iddianameye dönüştürülmesinden ibaretti. Hatta yalnızca "Twitter iddianamesi" demekle de yetinmedi. Dosyanın oluşumunda sosyal medya paylaşımlarının ve 'sözde' gazetecilerin etkili olduğunu savundu. Kendi yorumumu katarak söyleyebilirim ki 'gazeteci' demiyoruz 'kalemşör' diyoruz biz onlara.
62 proje neden var?
İkinci duruşma günü eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'in savunmasıyla başlamıştı. Savunması Mustafa Bozbey'in savunması kadar uzundu. 62 olayı tek tek anlatıldı. Erdem'in üzerinde en çok durduğu konu "tek imza yetkisi" oldu.
İddianamede suçlama konusu yapılan yapı kullanım izinlerinin tek imzayla verilmesini reddetmiyor. Aksine bunu açıkça kabul ediyor.
Ancak şu soruyu soruyor: "Bu yetki sadece bu 62 projede mi kullanıldı?"
Tek imza yetkisi başlı başına suçsa, aynı yetkiyle verilen binlerce ruhsatın da aynı soruşturmaya konu edilmesi gerekir. Avukatları da aynı noktaya değindi. Bini aşkın projede aynı uygulama yapılmışsa neden yalnızca 62 dosya seçildi?
Kentsel dönüşüm mü, imar kirliliği mi?
Erdem, iki kırılma noktasından bahsetti. Biri 2015 sonrası kentsel dönüşüm meselesi, diğeri 2018 sonrası İmar Yönetmeliği değişkiliğiydi. Şantiye elektriğini kullanan, çevre düzeni tamamlanmamış birçok konut...
Kentsel dönüşüm meselesi Recep Altepe döneminde başlamıştı ki, Altepe'nin fotoğrafları avukatlar tarafından mahkemede gösterildi. Yapılan hata, kentsel dönüşüm uygulamasının ada bazında değil parsel bazında olmasıydı. Aslında buna kentsel dönüşüm denmiyor Bozbey'in söylediği gibi, 'bina yenileme' diyebiliriz. Binalar yenilenirken katlar artıyor, daireler çoğalıyor ama sosyal donatı alanları ve altyapı güçlendirmeleri eksik kalıyordu. İptal edilen projeler, itirazlar oldu.
Nedense bu kentsel dönüşüm hikayesinin yüzde 95'i de Nilüfer ilçesinde gerçekleşiyordu. Sonuç olarak Nilüfer Belediyesine yansıyan yoğun ruhsat talepleri vardı ve mağdur olan vatandaşlar vardı.
Erdem'in savunmasına göre mağduriyeti azaltmak ve işlemleri hızlandırmak amaçtı. Kamu zararı değil, mağduriyet gideriliyor, hatta kamu yararı oluşturuluyordu Erdem'in savunmasına göre.
Erdem'in Ayşegül Erkol'a attığı, "Beni bu baskılardan kurtar" mesajı da soruluyor. İşlerin zamanında tamamlanması için inşaat şirketlerince kendisine de baskı kurulduğunu söylüyor.
Nilüfer Belediyespor Başkanı Tamer İşler'in attığı 350 bin lirayı ise seçim kampanyasına yardım olarak anlatıyor.
Eşi Zeynep Terzioğlu'nun üzerindeki dairelerin evlilikten önce alındığını belirtiyor.
"Bizim adımıza para isteyenler oluyordu"
Erdem'in benim adıma dikkat çeken cümlesi, "Yine birileri benim üzerimden para alışverişi yapıyor" mesajının sorulduğu kısımdı. Eski CHP Nilüfer İlçe Başkanı Fırat Yılmaz'a göndermiş bu mesajı.
"Adımıza para isteyen kişiler olduğunu biz de duyuyorduk" diyor ve bunun üzerine zaman zaman vatandaşları uyardığını söylüyor.
Aynalı sütunlar ve Ersan Şen
Davanın en hareketli ismi hiç kuşkusuz Av. Ersan Şen'di. Mahkeme başkanıyla yaşadığı diyaloglar dikkat çekiciydi. Bir ara savcının yönelttiği soruyu "Emin Adanur sormuş gibi" ifade edince yanında oturan avukatlar tarafından düzeltildi.
Ersan Şen ise bunu espriye çevirdi. "Aynalı sütunlardan göremedim." Mahkeme salonunda kısa süreli gülüşmeler yaşandı ancak savcılık makamının Emin Adanur'un ağzından konuştuğu iması izlenimi de vardı.
"Aslanı kurda boğdurmayın"
Turgay Erdem'in avukatı Deniz Baykal, Türkiye'nin içerisinde bulunduğu politik duruma dikkat çekiyor ve "Hepiniz anladınız bence" diyor. "İlk başta 12 olay vardı, şimdi 62 oldu." diyerek dosyanın giderek genişletildiğini söylüyor ve hukuka aykırı delil elde edilmesinden bahsediyor. Ses kayıtları...
"Emin'in söylediği gibi misyon tamamlanmıştır da başka kişiler de mağdur olmaz" diyor.
Baykal, beyanını sunarken siyasi mücadeleye o kadar adapte olmuş ki mahkeme başkanı bıraksa eline CHP bayrağı alıp slogan atmaya başlayacaktı...
Baykal, "Aslanı da kurda boğdurmayın" öğüdüyle beyanını tamamlıyor.
Erdem'den sonra ikinci gün savunması alınan isimler Bozbey ailesinin gelini İldam Bozbey, Bozbey'in kuzeni Muhkim Demirtaş, abisi Ramiz Bozbey, NilBel A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Naci Kale, gazeteci Bahri Atalay oldu.
İldam Bozbey, Emin Adanur ile iş ilişkileri olduğundan bahsederek, "Aramızda herhangi bir tatsızlık yaşanmadı. 10 yıl sonra gelen bu öfke nedir anlamadım. Üç ay önce görsem sarılırdım ama üç aydır onun yüzünden ailemden uzağım." dedi. Sesi titredi. Emin Adanur da söz alarak İldam Bozbey'i şikayet etmediğini söyledi.
Seres Gayrimenkul'un sahibi Muhkim Demirtaş... Avukatının dediği gibi babadan, anneden, atadan Özlüceli ve toprak zengini. Bir villalık yerin fiyatı en az 200 milyon TL. "Buradaki müteahhitlerden daha fazla mal varlığı vardır" diyor avukatı. Savunma; Muhkim Demirtaş'ın tek suçu zengin olmakmış gibi yapıldı.
Emlak işleriyle uğraşmış. Daire alıp satırken işlerini toparlamak için Seres Gayrimenkulu kurmuş. Bozbey de kuzeniyle birlikte işler yapmış. Nilvak'ın okul inşaatı hikayesi...
NilBel A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Naci Kale, Emin Adanur'dan pasta kutusunda 2 milyon TL rüşvet almakla ünlü. Ünlü diyorum çünkü Sosyal Medyacı Adanur sosyal medyada bu ünlendirdi. Kale, 'almadım' diyor. "Benim ofisim açıktır, geleni herkes görür" diyor. Adanur, işleri bozulunca, inşaatları yarım kalınca sonradan verdiğini iddia ettiği parayı geri istemiş.
Gazeteci Bahri Atalay, rüşvete aracılık etme suçu iddiası var. "İnşaat sahiplerinin hepsi Turgay Erdem'i tanıyordu" diyor, 'bana mı kaldı aracılık etmek' özetinde bir savunma yaptı. Mustafa Bozbey çocukluk arkadaşıymış, Büyükşehir Belediye Başkanı olunca tebrik mesajı atmış, iddianamedeki mesajlardan biri de buymuş. Faruk Bakgör Bursaspor Başkanı olmak istiyormuş, onun için Atalay ile bir iki kez görüşmesi olmuş.
Üçüncü günün savunmalarını ayrıntılı bir şekilde gazetemiz yazarı Esat Kaplan'ın "Duruşmanın üçüncü günü ve Bozbey'e çifte markaj" yazısından okuyabilirsiniz.
Benim dikkatimi çekenler...
İmar ve Şehircilik Müdürü Ayşegül Erkol'un savunması 19. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki savunmasına benziyordu. Jeofizik mühendisi olduğunu, diğer teknik alanlarda uzmanlığı bulunmadığını, onay mercii olduğunu söylüyor. Çok sayıda proje bulunduğunu, her bir projeyi tek tek teknik açıdan incelemesinin mümkün olmadığını ifade etti.
Hakkındaki rüşvet iddialarına da yanıt veren Erkol, dosyada adının geçtiği Hüseyin Gür'ü tanımadığını belirtti. Dosyada Hüseyin Gür'ün de Erkol'u tanımadığını söylediği hatırlatıldı.
Erkol hakkında doğrudan para verdiğini söyleyen tek kişinin Sırrı Aydın olduğunu belirten Erkol, Aydın'ın "kat irtifakı işlemi için 250 bin lira verdiği" yönündeki iddiasına şu sözlerle karşı çıktı:
"Ben kat irtifakını imzalamam. İmzalamadığım bir belge için bana neden 250 bin lira versinler?"
Kendisine hiçbir zaman rüşvet teklif edilmediğini söyleyen Erkol, eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'in de bu yönde herhangi bir talimat veya teklifinin olmadığını ifade etti.
Çalışanlara baskı yaptığı ve mobbing uyguladığı yönündeki iddiaları da reddeden Erkol, bu konuda "Hiperaktifim." ifadesini kullandı.
Yoğun çalışma temposu nedeniyle zaman zaman sert bir çalışma düzeni oluşmuş olabileceğini ancak hiçbir zaman projelerin zorla imzalatılması ya da personele baskı uygulanması gibi bir durumun söz konusu olmadığını savundu.
Mevcut yönetime ilişkin ifadeleri dikkat çekti
Nilüfer Belediyesi'ndeki mevcut yönetime ilişkin hatırı sayılır cümleler kurdu.
Mahkeme dosyasına giren mesaj kayıtlarında, belediyede halen görev yapan başkan yardımcısı olduğu değerlendirilen Mahmut Demiröz ile yaptığı yazışmalarda geçmiş döneme ilişkin bazı sıkıntıların konuşulduğu ve "bunları görmeyelim" anlamına gelen ifadelerin yer aldığı öne sürüldü.
Erkol ise savunmasında mevcut Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir'e yönelik bazı ifadeler kullandı. Yaklaşık sekiz ay mevcut yönetimle çalıştığını belirten Erkol, bu sürenin ardından emekli olduğunu söyledi.
"Şadi Özdemir başkanıma (Turgay Erdem) karşı biraz sıkıntılıydı. Her şeyi suç görüyordu. Benim tek amacım başkan yardımcısı olup emekli olmaktı. Buzağı altından..." dedi. "Öküz altında buzağı arıyorlardı." demek istiyor ama diyemiyor. "Kötü niyetlilerdi" diyor.
"Şadi Başkana tek tek anlatırım." ifadesi ise duruşmada dikkat çeken başlıklardan biri oldu. Bu sözlerle neyin kastedildiği netlik kazanmazken, mahkeme heyetinin de bu ifadeyi sorguladığı gözlendi.
Sanık müdafilerinden Prof. Dr. Ersan Şen ise duruşmada dosyadaki tape kayıtlarının hukuka uygun elde edilip edilmediğini tartışmaya açtı. Şen, "Bu tape kayıtları dosyaya nasıl girdi? Anayasaya uygun şekilde mi elde edildi?" sorularını yönelterek, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delillerin yargılamada kullanılamayacağını savundu.
Mahkeme salonundaki mesaj
Öğleden sonra seçilmiş CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş duruşmayı izledi. Yeşiltaş, avukat Levent Dağdeviren aracılığıyla Mustafa Bozbey'e uzaktan selam gönderdi. Bozbey de aynı şekilde karşılık verdi. Kısa ama sembolik bir andı.
"Yalnız değilsiniz" mesajı olarak yorumladım.
Anlatmaya devam edeceğiz...