Cumhuriyet Halk Partisi’nin kritik bir dönemeçten geçtiği şu günlerde Bursa, kent tarihinin en önemli davalarından biriyle meşgul.
Tutuklu Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile birlikte 63 sanığın yargılandığı “suç örgütü” davasının ilk duruşmasında 3 gün geride kaldı.
Duruşmanın geniş bir özetini aktaracağım ama öncelikle küçük bir siyasi magazin vereyim.
Bozbey yeni partiye katılır mı?
CHP’nin halef selef son il başkanları bugün arka arkaya adliyeye geldi.
Mutlak butlan kararının ardından CHP Bursa İl Başkanlığına atanan Av. Turgut Özkan, sabah saatlerinde adliyedeydi. Özkan’a Turgay Erdem’in müdafisi Av. Deniz Baykal eşlik ediyordu. İkili hızla duruşma salonuna girdi ve muhtemelen Özkan, ayaküstü de olsa Bozbey ile görüştü. Muhtemelen diyorum çünkü o dakika itibariyle henüz gazeteciler salona alınmamıştı.
Öğleden sonra ise tam duruşma başlıyordu ki salona Kılıçdaroğlu yönetiminin görevden aldığı Nihat Yeşiltaş girdi. Yeşiltaş’a da Mustafa Bozbey’in müdafisi Av. Levent Dağdeviren eşlik ediyordu. Dağdeviren’in sanıkların bulunduğu grubunun üçüncü sırasında oturan Bozbey’e bilgi vermesiyle ikili uzaktan selamlaştı. Bozbey, arkasına döndü, gülümseyerek Yeşiltaş’a el salladı.
Yeşiltaş, duruşmaların başladığı gün de adliyedeydi. Özkan ise Özgür Özel’in yeni parti kararını açıklamasından sonra duruşmaya geldi.
Kuşkusuz Bozbey sadece bir belediye başkanı değil. Siyaseti çok seven, çok da içinde olan bir belediye başkanı. Gelişmeleri yakından takip ettiği açık.
Duyduğuma göre, yeni parti konusunda bir hayli heyecanlıymış!
Şimdi gelelim davanın ilk duruşmasının üçüncü gününe…
Yaklaşık 8 saat süren duruşmada 7 sanık daha savunma yaptı.
‘İmzalamayınca işten atıldım’
Eski Nilüfer Belediyesi çalışanı Selda Nartop, “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak”, “rüşvet almak” ve “imar kirliliğine neden olmak” suçlamalarını reddetti.
Suç tarihi olarak gösterilen 2019 yılında İmar Müdürlüğünde değil Plan Proje Müdürlüğünde çalıştığını anlatan Nartop, “Uygun hale geldiğine inandığım dosyaları onayladım.” dedi.
İmzası olmayan dosyalardan da suçlandığını belirten Nartop, “Yeni dönemde de müdür yerine, yetki belgesiyle imza atmam istendi. İmzalamayınca işten atıldım.” diye konuştu.
Nartop, dava kapsamında yargılanan müteahhitlerden hiçbirini tanımadığını, sadece dosya kapaklarında isimlerini gördüğünü söyledi.
‘Başkan’ın kardeşi olmak ayrıcalık değil’
Nartop’un ardından eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem’in kardeşi Semih Atlı, savunma kürsüsüne çıktı.
“Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak” ve “rüşvete aracılık etmek”le suçlanan Atlı, “Vicdanım rahat. İşlemediğim suçlardan yargılanıyorum.” diye başladığı savunmasında şunları söyledi:
“Başkan kardeşi olmak sanıldığı gibi ayrıcalıklı bir durum değil. Ağabeyimin ‘Laf olur, söz olur’ diye titizlenmesi sonucu hep büro personeli olarak kaldım. Sözleşmelilerden memuriyete geçemeyen tek kişi ben oldum. Emeklilik sonrası da Nilüfer Belediyesi ile tazminat konusunda mahkemelik olduk. Rüşvet almadım, vermedim, aracılık etmedim, rüşvet toplantısına katılmadım.”
‘Büyükşehir’den aldık, ekstra avantaj vardı’
“Rüşvet vermek” ve "imar kirliliğine neden olmak”la suçlanan müteahhit Ahmet Atış, dosya kapsamında yer alan Westpoint projesiyle ilgili rüşvet iddiasını reddederken, genel bir sektörel değerlendirme de yaptı:
“Sektör 2020’den beri sıkıntıda. Önce pandemi, son birkaç yıldır da bürokratik sorunlarla boğuşuyoruz. Bu işler çözülmezse müteahhitlerin çoğu nitelikli dolandırıcı diye bu kürsüye çıkacak.”
“Westpoint arsasını Büyükşehir Belediyesi’nden aldık. Biz almadan önce orası otopark arazisinden Kentsel Dönüşüm Geliştirme Alanına çevrilmiş. Bu birçok imar avantajı olması anlamına geliyor. Daha fazla bedel ödedik. Ekstra avantaj vardı burada.”
’12 yıldır görüşmediğim Bozbey ile aynı örgüte nasıl üye oluyorum?’
Eski Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Şemsi Oğuz da “suç örgütüne üye olmak” ve “rüşvete aracılık” suçlamalarına karşı savuna yaptı.
Heyecanlı konuşmasıyla bazen salonu güldürse de konuşurken zaman zaman sesi titreyen Oğuz, “Suçlamaları reddediyorum. Hepsi külliyen yalandır” dedi ve devam etti:
“2014’ten beri Bozbey ile görüşmüyoruz. (Belediye Meclisi üyeliğine) aday olduğum listeden adımı çıkardılar, YSK’ya başvurup geri döndüm. 5 yıl boyunca ayda bir Meclis toplantılarına katıldım. Ama bana hiçbir görev vermediler. 5 yıl sonra da aday olmadım. Turgay Erdem döneminde NİLBEL Yönetim Kurulu Üyesiydim. 12 yıldır görüşmediğim Bozbey ile nasıl oluyor da aynı örgütün üyesi oluyorum.”
“(Emin Adanur) Bana ve aileme sosyal medya üzerinden saldırdı, para istedi. İddialarıyla ilgili iki kez savcılığa gidip ifade vermek istedim. ‘Sizinle ilgili bir şey yok’ dediler. Ne çantacıyım ne hırsız! Özlüce’de doğmuş bir adamın hırsızlık yapması mümkün değil. Adamı taşlarlar!”
‘Karar merci değil onay merciiyim’
“Suç örgütü yöneticisi ve üyesi olmak” ve “rüşvet almak” suçlamasıyla yargılanan Ayşegül Erkol’un savunması da merakla bekleniyordu.
Önce çalışma dönemleri ve görevlerini anlattı, Erkol:
“2010’da kaçak inşaatta göreve başladım. 2012’de müdürlüğe getirildim, 2015’te görevden alındım, 4 yıl Görükle bölge sorumlusuydum.”
Erkol, “Mustafa Bozbey Suç Örgütünün üyesi olmak”la suçlandığı dönemde “tenzili rütbe” aldığını söylüyor.
“2019’da Turgay Erdem tarafından İmar ve Şehircilik Müdür Vekili olarak atandım, 24 Nisan 2024’e kadar göreve devam ettim.”
Bu dönem Erkol’un “Turgay Erdem Suç Örgütünün yöneticisi olmak”la suçlandığı dönem, ki 34 “rüşvet” suçlamasından 32’si de bu döneme ait.
Peki Erkol neler anlattı:
“Jeofizik mühendisiyim. Mimarlık, inşaat mühendisliği, elektrik, peyzaj mimarlığı bilmem. İdari müdür olarak imza atarım. Karar merci değil onay merciiyim. Görev tanımım, yönetmelikte yer alan şekliyle de koordine etmek, organize etmek.”
“Buradaki kişilerin çoğunu tanımam. Onlar beni tanır ama ben tanımam. Günde bin tane imza atıyorum. Proje kimin bilmem. Bilme ihtimalim yok.”
“Rüşvet almadım. Sanıklardan rüşvet teklifiyle gelen olmadı. Turgay Erdem’in bir telkini ya da teklifi de olmadı.”
“Tek imzalı dönemde yoktum. (Yerel seçim sonrası) O dönemde ruhsat verilen binaların yapı kullanım izni konusu ortaya çıktı. Arkadaşlar endişeliydi.”
‘Gayem başkan yardımcısı olup emekliye ayrılmaktı’
Erkol, bu nokta sözü 2024 seçimleri sonrası Nilüfer Belediyesinde oluşan yeni yönetime getirdi.
“Turgay Erdem’e kırgındım. Başkan Yardımcısı olarak 1. Dereceden emekli olmayı planlıyordum. Ancak olmadı. Seçim sonrası Erdem döneminde yapılan her iş suç gibi görülmeye başlandı. Sürekli ‘bu ne, bu ne, bu niye yapıldı?’ diye soruluyordu. Öküz altında buzağı aranıyordu. Her şeyi sorun yapan insanlarla karşılaştım. Çözmek yerine sorunu büyüttüler. Kötü niyetlilerdi. Ben kötü olamadım. Olamayınca başkan yardımcısı da olamadım. Gayem başkan yardımcısı olup 2026’da da emekli olmaktı. Her şeyi onayladım o yüzden.”
‘Bağış geldiğinde aldık’
İddianamede “Turgay Erdem Suç Örgütünün yöneticisi olmak”, “rüşvete aracılık etmek” ve “imar kirliliğine neden olmak”la suçlanan eski Nilüfer Belediyespor Başkanı Tamer İşler de savunma yaptı.
İnşaat Mühendisi olarak daha çok kamu ile çalıştığını ve statik proje hazırladığını söyleyen İşler, yargılamanın yapıldığı Bursa Bölge Adliye Mahkemesi binasının statik projesinin de kendisine ait olduğunu belirtti.
Turgay Erdem ile 2021’de tanıştığını ve yaptıkları telefon görüşmelerinin bile sınırlı sayıda olduğunu kaydeden İşler, “Buradaki hiçbir müteahhidin işini yapmamışım. Bu nasıl örgüt?” diye sordu.
İşler, Nilüfer Belediyespor’a yapılan bağışlarla ilgili de “Spor kulübünde kasa eksideydi. Bu işin sponsorluklarla döndüğünü keşfettik. Bağış geldiğinde aldık. Benim yönetici olarak işim finansı sağlamak.” dedi.
‘Nerede bu paralar?’
Duruşmanın üçüncü gününde dinlenen son sanık Nilüfer Belediyesinde çalışan İnşaat Teknikeri Muttalip Koral’dı.
Suç örgütüne üye olmak, rüşvet almak ve imar kirliliğine neden olmak suçlamalarıyla yargılanan Koral, “Benim işim önüme gelen evraktaki bilgileri sisteme girmekti.” Dedi.
Emsal aşımını hesap etmenin kendi görevi olmadığı gibi yetkinliği dahilinde de olmadığını söyleyen Koral, “Görevim ve yetkim olmayan şey için rüşvet almam mümkün değil.” Diye konuştu.
Koral’ın savunmasını yapan avukat gelininin sözleri salonu acı acı güldürdü:
“Kayınpederim 9 aydır tutuklu, 10 aydır oğluyla birlikte borcunu ödemeye çalışıyoruz. Madem bu kadar rüşvet aldı, nerede bu paralar?”