SON DAKİKA
Hava Durumu

Öğretmenin emeği 10 aya sığmaz: Özel okullarda 10 aylık sözleşme dayatması hukuka uygun mu?

Yazının Giriş Tarihi: 14.08.2026 10:25
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.08.2026 12:17

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Bursa'nın Nilüfer ilçesinde faaliyet gösteren Bursa Koleji'nde öğretmenlerin maaş alamadıklarına ilişkin konuyu sosyal medyalarından yaptığı açıklamayla kamuoyuna duyurdu.

Detayları haberimizden ve pazartesi günü yayımlanan "Bursa Koleji'nde öğretmenler nasıl mağdur edildi?" yazıdan okuyabilirsiniz.

Açıklamada öğretmenlerin Nisan, Mayıs, Haziran aylarına ilişkin maaşlarını alamadıklarından bahsediliyor ve 'yaz maaşı'na dikkat çekiliyor. Temmuz ve Ağustos ayı ödemesi. Öğretmenler, işten çıkarıldığı için yaz maaşları okul sahibi tarafından hiç gündeme alınmıyor. Oysa öğretmenlerin sözleşmeleri 12 aylıktır.

Öğretmenlerin 10 aylık sözleşmelerle çalıştırılması

Burada mesele yalnızca bir okulun çalışanlarına ücretlerini zamanında ödeyip ödememesi olmaktan çıkıyor. Karşımıza doğrudan mevzuatın, öğretmenin çalışma hakkının ve özel eğitim sektöründeki istihdam anlayışının tartışılması gereken bir tablo çıkıyor.

Çünkü özel okul öğretmeni, okulun kapısının açıldığı gün işe başlayıp yaz tatilinde işsiz kalan “mevsimlik işçi” değildir.

Hukuk da bunu böyle görmüyor.

Kanun ne diyor?

Özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin çalışma ilişkisi bakımından temel düzenlemelerden biri 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu.

Kanunun 9. maddesi, özel öğretim kurumlarında görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler ile kurumun kurucusu veya kurucu temsilcisi arasında yapılacak iş sözleşmesinin “en az bir takvim yılı süreli” ve yazılı olarak yapılmasını öngörüyor.

Üstelik kanun, bir yıldan daha kısa sözleşmeye de sınırsız bir serbestlik tanımıyor. Mazereti nedeniyle kurumdan ayrılan öğretmenin yerine alınacaklar veya devredilen kurumların yönetici ve öğretmenleri gibi belirli durumlarda bir yıldan kısa sözleşme yapılabileceğini ayrıca düzenliyor.

Kanun koyucu “eğitim-öğretim yılı kadar”, “okulların açık olduğu süre kadar” veya “10 ay” demiyor.

En az bir takvim yılı diyor.

Bursa'da öğretmenlerin önüne 10 aylık sözleşme koymaya çalışan Mesafe Koleji gibi özel okul yöneticilerine şu soruyu sormak gerekiyor:

Eğer kanun özel okul öğretmeniyle en az bir takvim yıllık sözleşme yapılmasını öngörüyorsa, öğretmene rutin biçimde 10 aylık sözleşme imzalatmanın hukuki dayanağı nedir?

Milli Eğitim ve Çalışma Bakanlığı'na düşen görev

Fakat burada iş Milli Eğitim Bakanlığı'na da düşmeli. 5580 sayılı yasanın 9. maddesine uygunluğu Milli Eğitim Bakanlığı tarafından da tespit ve takibi yapılması gereken bir sistem getirilmeli. "Bir takvim yılı" denilerek kanunla açıkça korunmuş olmasına rağmen okullar hukuka yakırı şekilde 9-10 aylık sözleşmeler imzalatıp, bu sözleşmeleri Milli Eğitim'e verebiliyorlar. Öğretmen, mahkemeye gittiğinde ancak bu haklarını talep edebiliyor. Fakat öğretmenlerin çoğu bu mahkeme sürecinden kaçıyorlar. Bu nedenle çözüm; usulsüzlük ve haksızlığa uğrayıp da isterse gidip hakkını arayan bir sistem değil, sorunun oluşmasına mahal vermeden, Milli Eğitim Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı'nca denetim ve ceza mekanizması kurarak daha hızlı ve genel bir çözüm metodu oluşturmakta.

Yargıtay da konuyu açıkça değerlendirdi

Bu konuda yalnızca kanun metni yok.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 23 Şubat 2018 tarihli, 2017/1 Esas ve 2018/2 Karar sayılı kararı özel okul öğretmenlerinin sözleşmeleri açısından son derece önemli.

Yargıtay, 5580 sayılı Kanun'un “en az bir takvim yılı süreli” sözleşme düzenlemesini değerlendirerek özel öğretim kurumları personeliyle yapılan sözleşmelerin belirli süreli iş sözleşmesi niteliğinde olduğuna hükmetti.

Yargıtay’ın yaklaşımında önemli olan nokta, bu düzenlemenin amacı yalnızca öğretmene bir kâğıt vermek değil; eğitim ve öğretimin öğrenciler bakımından kesintisiz devamını sağlamak. Yani öğretmenin bir eğitim döneminin ortasında keyfi biçimde değiştirilememesi, eğitim hizmetinin sürekliliğinin korunması ve tarafların çalışma ilişkisinin belirli bir süre için güvence altına alınması söz konusu.

Bu nedenle Yargıtay, 5580 sayılı Kanun kapsamında yapılan sözleşmelerin özel niteliğini kabul ediyor.

Peki 10 aylık sözleşme nereden çıktı?

Türkiye'de özel okul öğretmenlerinin yıllardır karşı karşıya kaldığı uygulamalardan biri.

Eylül ayında işe başlayan öğretmene haziran sonuna kadar geçerli bir sözleşme imzalatılıyor. Haziran geliyor. Sözleşme bitiyor. Temmuz ve ağustos aylarında öğretmenin iş ilişkisi sona eriyor. Böylece öğretmenin çalışma hayatı her yıl eğitim-öğretim takvimine sıkıştırılıyor.

Ancak burada çok temel bir problem var:

Eğitim-öğretim yılı ile takvim yılı aynı şey değildir.

Kanunun “en az bir takvim yılı” demesi de tam olarak bu nedenle önemlidir. Nitekim hukuk literatüründe ve Yargıtay kararlarının değerlendirmelerinde de özel öğretim kurumları bakımından “eğitim-öğretim yılı” ile kanundaki “takvim yılı” kavramının birbirinden ayrılması gerektiği vurgulanıyor.

Öyleyse “Okul haziranda kapandı, öğretmenin sözleşmesi de bitti” şeklindeki otomatik yaklaşımın hukuki olarak sorgulanması gerekiyor.

Üstelik özel okul öğretmeni zaten 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işçi statüsündedir. 5580 sayılı Kanun ise öğretmenlerin sözleşmesine ilişkin özel düzenlemeler getiriyor. Bu nedenle öğretmenin hakları değerlendirilirken yalnızca işverenin hazırladığı sözleşmeye değil, 5580 sayılı Kanun, MEB mevzuatı ve iş hukuku kurallarına birlikte bakılması gerekiyor.

10 aylık sözleşme öğretmeni neden güvencesizleştiriyor?

Çünkü mesele sadece iki aylık maaş değildir. 10 aylık sözleşme uygulaması öğretmenin çalışma hayatını doğrudan etkileyebilir.

Her yaz aynı belirsizlik:

“Eylül ayında yeniden işe alınacak mıyım?”

“Yeni sözleşme imzalanacak mı?”

“Ücretim ne olacak?”

“Geçmiş kıdemim ne olacak?”

“Yaz aylarında sigortam devam edecek mi?”

“Bu yıl sözleşmem yenilenmezse ne olacak?”

Bu soruların tamamı öğretmeni işveren karşısında daha kırılgan hale getiriyor. Öğretmen de çoğu zaman hakkını aramak yerine yeni eğitim döneminde işini kaybetme korkusuyla sessiz kalmayı tercih ediyor. İşte özel öğretim sektöründeki temel sorunlardan biri de burada başlıyor.

Sözleşme var ama güvence yok.

Çalışma var ama ücretin garantisi tartışmalı.

Öğretmen var ama işverenin ekonomik riskini öğretmen taşıyor.

Öğretmen mevsimlik işçi değildir

Özel okullarda öğretmenin emeğini yalnızca okulun açık olduğu 10 aya sıkıştıran anlayışın değiştirilmesi gerekiyor. Öğretmen bir üretim bandında dönemsel olarak çalışan işçi değildir. Eğitim süreklilik ister. Öğretmenin de çalışma hayatında süreklilik ve öngörülebilirlik hakkı vardır. 5580 sayılı Kanun'un en az bir takvim yılı sözleşme öngörmesi de bu açıdan son derece anlamlıdır. Mesele çalışma hakkı, sözleşme güvencesi ve emeğin karşılığının korunmasıdır.

Özel okullar elbette ticari işletmelerdir.

Ama öğretmen de o işletmenin zararını üstlenecek finansman kaynağı değildir.

Okulun ekonomik problemi varsa çözüm üretilmelidir. Öğretmenin maaşını aylarca ödememek çözüm değildir. Sözleşme 12 aysa, 12 aylık sorumluluk vardır. Kanun en az bir takvim yılı diyorsa, 10 aylık istihdam düzeninin hangi hukuki zemine dayandığı açıklanmalıdır.

Öğretmenin emeği 10 aya sığmaz. Çünkü öğretmen sadece sınıfta ders anlatırken çalışmaz. Öğretmenin hakkı, okulun kapısına yaz tatili nedeniyle kilit vurulduğunda sona ermez.

Belirli süreli sözleşme zorunluluğuyla hakları çokça gasp edilen özel sektör öğretmenlerinin bir Meslek Kanunu'na ihtiyacı var. Ankara'da öğretmenlerin verdiği mücadelenin özü de budur.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.