Ankara Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürol Seyitoğlu’nun Bursa’da deprem gerçeğini anlattığı konuşmasından bir kesit alarak Timsah Arena ve Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi’nin arasından bir fay hattının geçtiğini “Fay hattında TOKİ, hastane, sanayi bölgesi, mermer ocağı…” başlıklı yazımda anlatmıştım.
Yıllardır tamamlanması ve hizmete açılması beklenen 232 yoğun bakım yatağı, 1.315 yatak kapasitesi bulunan Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi, 26 Ekim’de hasta kabulüne başladı.
Bursa’nın Hızlı Treni gibi ‘yalan hikayesine’ dönmesine ramak kalan hastanenin geçmişine bir bakalım…
İlk ihale tarihi 9 Mayıs 2016, temeli ise 10 Mart 2017 tarihinde atılmıştı. 450 milyon TL yatırım bedeliyle duyurulan projenin inşaatı, yüzde 38 civarında fiziki gerçekleşme düzeyindeyken ilk yüklenici olan YDA İnşaat ile yaşanan sözleşme sorunu nedeniyle durmuştu.
2019’da hizmete alınması beklenen hastane üzerine dönemin CHP Bursa Milletvekili Yüksel Özkan, 19 Temmuz 2019 tarihli soru önergesinde, 2017 başında yapımına başlanan ve 2019’da hizmet vermeye başlayacağı duyurulan hastanenin tamamlanamayacağına ilişkin kaygılarından söz etmişti.

Sağlık Bakanlığı, kalan inşaat işlerini tamamlamak için 24 Temmuz 2020’de Dost İnşaat ile ikmal ihalesi yaptı. Yeni yükleniciyle 7 Aralık’ta sözleşme imzalanmıştı. İnşaatın yeniden başlamasıyla hastanenin tamamlanması için 800 günlük süre öngörülmüştü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Mart 2024’teki Bursa mitinginde 1.315 yataklı Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi’nin inşaatının tamamlandığını, test ve devreye alma işlemlerinin ardından üç ay içinde hasta kabulüne başlanacağını söylemişti.
Bu açıklama, hastanenin Haziran 2024’te hizmete gireceği beklentisini doğurmuş ancak hasta kabulü başlamamıştı.
İYİ Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu’nun soru önergesine verilen resmî yanıta göre işin sözleşme süresi 21 Ağustos 2024’te sona ermişti. Yüklenicinin sahayı fiilen terk ettiği tespit edilmiş ve sözleşme 16 Eylül 2024’te feshedilmişti. Maaş alamayan işçiler çatıya çıkıp seslerini duyurmayı da denemişlerdi.
Hastanenin 2025 ortasına kadar açılmasının planlandığı belirtilmiş ancak yine olmamıştı.
Üçüncü ikmal sürecinde kalan işlerin tamamlanması için ATR Yapı ile yaklaşık 988 milyon TL tutarında sözleşme yapıldığı Şubat 2025 tarihinde haberleştirilmişti.
Ha açılıyor ha açıldı derken, resmi bir açılışın ileri bir tarihte yapılacağı belirtilerek bir an önce Çekirge Devlet Hastanesi’ndeki hastalar yeni binaya nakledildi ve 26 Ekim’de hasta kabulüne başlandı.

(Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi/ AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Bursa Milletvekilleri Refik Özen, Ayhan Salman, Emel Gözükara Durmaz hastaneyi ilk gününde ziyaret etti.)
Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı ilk yatırım miktarı 750 yataklı bir hastane için 450 milyon TL idi. Kalan işlerin tamamlanması için 750 yataktan 1.315 yatağa çıkarılan proje revizyonuyla ATR Yapı’yla yapılan sözleşmenin açıklanan tutarı 988 milyon TL idi. Üç sözleşmenin toplamının 1,7 milyar TL’yi aştığı haberleştirilmişti. Bugün ise AKP Bursa Milletvekili Refik Özen, güncellenen son maliyetin 11 milyar TL’yi bulduğunu dile getirdi.
İhale maliyetleri zaten 2 milyar TL'ye yaklaşmıştı. Vekil Özen’in açıkladığı 11 milyar TL’nin içerisinde hastane için yapılan tüm harcamalar; sağlık ekipmanları, tıbbi cihazlar, teknik altyapı, inşaat ve diğer donanım giderleri de yer alıyor.
Temeli atıldıktan neredeyse sekiz buçuk yıl sonra hasta kabulüne başlayabilen Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi’nin serüveni, Türkiye’deki kamu yatırımlarının planlama, şeffaflık ve denetim mekanizmalarındaki kronik hastalıkların da adeta bir röntgenidir.
Yarım kalan projeler, feshedilen sözleşmeler, sahayı terk eden yükleniciler, haklarını aramak için çatıya çıkmak zorunda kalan emekçileri barındıran ciddi bir yönetim krizinin tablosudur.
Çekirge Devlet Hastanesi’ndeki hastaların apar topar ve aceleyle yeni binaya taşınması, yıllardır geciken bu sürecin yarattığı kamuoyu baskısını hafifletme çabasından başka bir şey değildir. Son teknolojiyle donatılmış, 1.315 yataklı bir hastaneyi deprem gerçeğini göz ardı ederek riskli bir zemine konumlandırmak, yapısal güvenliği maliyetlerin ve siyasi açılış takvimlerinin arkasında ikinci plana itmek değil midir?
Kamu kaynaklarının bu süreçte israf edilen kısmı da açıklanacak mı? Planlama hatalarının faturası kime kesilecek? Ve en önemlisi, olası bir Bursa depreminde binlerce insanın sığınacağı bu can damarının ne kadar güvenli olduğunun hesabını kim verecek?
Gazeteci büyüğüm Selahattin Adıgüzeller'in dediği gibi; (Stadyumun yerinin yanlış olması ve hastanenin stadyumun yanına yapılmış olması) 'Bu kaymaklı yanlış'ın sonucu Bursalıları nasıl etkileyecek?