SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bu gidiş, gidiş değil!

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 16.04.2022 14:15

Haber Güncellenme Tarihi: Yazının Güncellenme Tarihi: 16.04.2022 02:28

Pandeminin ve Rusya-Ukrayna savaşının en önemli etkileri gıda tedarikinde yaşanan sorunlar ve fiyatlardaki anormal artışlarla kendisini gösteriyor. Küresel anlamda bir enflasyondan söz etmek mümkünse de fiyatlarda, dolayısıyla enflasyonda yaşanan artışın önemli nedeninin faiz politikasından kaynaklanan döviz artışı olduğu gerçeğini unutmamak gerekir. Bu nedenle enflasyon verilerimiz Avrupa ve Amerika’da görülenden onlarca kat daha fazla.

Çoğu zaman para etmiyor diye üreticisi tarafından denize ve çöpe dökülen domates kıymete bindi ve kilo fiyatı 30 liranın üzerine çıktı. Evde salata ve yemek yapmanın maliyeti çok ama çok yüksek ve olan her zamanki gibi sabit gelirliye oluyor ne yazık ki. Üreticiyi anlamak lazım; mazotun, gübrenin fiyatı 2-3 kat artmış durumda ama esas oyun hala aracılar arasında malın el değiştirmesi ile oynanıyor. Ne üreten memnun ne tüketemeyen. Hal yasasını çıkaramayanların ise şikayet etmeye hakkı yok. 

Kimi gıdanın tedarikinde sorun var. Peki tüketim ne durumda derseniz, kayıtlı kayıtsız neredeyse on milyonu bulan kaçak göçmen ve geçici sığınmacının da etkisiyle tüketim artmaya devam ediyor. Hem fiyat artışlarının etkisi hem zaman zaman parasını versen de ürün bulamamanın etkisi, hem Suriyelilerin memleketlerine bayramlaşmaya gidecek ve aynen geri dönecek olmaları, hem de Suriyelilere eklenen Afgan, Ukraynalı ve Pakistanlıların etkisi ile ana gündem maddemiz yeniden sığınmacılar oldu.

Daha önce birçok defa yazdım ve sorguladım en son  31 temmuz 2021 tarihli "Sığınmacı Sorunu" başlıklı yazımda sığınmacı sorununun nelere mal olacağını detaylı bir şekilde anlattım 4 Şubat 2019 tarihli "Suriyeliler sorunu nasıl çözülmeli?" başlıklı yazımda ise yani tam 3 yıl önce bu sorunun ne kadar önemli bir sorun olduğu, alınması gereken tedbirlerin neler olduğu hakkında düşüncelerimi belirtmiştim.

Aradan geçen 3 yıla rağmen yazı hala güncel, hala izlenilmesi gereken yol aynı. Tedbir almayan iktidar sahipleri bindikleri dalı kesmeye devam ediyorlar. Muhalefete baktığınızda ise sığınmacı sorununa çözüm getireceğini söyleyen ve bunun yolunu anlatan, lafı evirip çevirmeden söyleyen tek kişinin sadece Zafer Partisi Genel Başkanı Prof.Dr.Ümit Özdağ olduğu görülüyor. 6’lı masadakilerden 2'si zaten Suriye savaşının ve sığınmacı sorununun baş müsebbipleri arasında ve hala da gönderemezsiniz demeye devam ediyorlar, ikisi etkisiz eleman, son ikisi ise lafı ağızlarında evirip çevirip çok konuşup bir şey söylememeyi iyi beceriyor. Ama bu sorun öyle bir sorun haline geldi ki artık herkesin tarafını belli etmesi tavrını net oraya koyması ve sözünü net bir şekilde söylemesi gerekiyor.

Ülke hızlı bir şekilde iç savaşa doğru sürüklenmeye çalışılıyor, halk her geçen gün rahatsızlığını daha yüksek sesle söylüyor ve ortam provokasyona son derece açık hale gelmiş durumda. Bu insanlara kimlik belgesi verilmesi uzun vadede sorunun çözümünü daha da zorlaştıracak. Ne iş gücü ne ticaret ne bilim ne de oy için bu insanlara ihtiyacımız var. Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip ülkesinde kaynak planlaması yapmayıp bu insanlara ihtiyaç varmış gibi göstermek çok büyük ayıptır ihanettir.

Konuya sadece ümmet olarak bakmak ise mantık dışıdır. Ne zaman dünyada sınırlar ırka göre milliyete göre değil dini inanca göre çizilir o zaman aynı ümmetten insanları sonsuz sayıda bir arada barındırmanızın sakıncası olmaz ama bu haliyle Hatay’da yerleşen Suriyelilerin çok değil 3-5 yıl sonra Hatay’ı Suriye topraklarına katmak için referandum isteyeceklerini, ayaklanacaklarını görmemiz ve tedbir almamız gerekiyor.

Bu sorun sadece iş ve aş sorunu değil milli güvenlik sorunudur. Ülkemizin bölünmez bütünlüğü tehdit altındadır, beka sorunu işte tam da budur.