Gülistan Doku soruşturması: Tutuklanan eski valinin oğlu Sonel'in ifadesi ortaya çıktı
Gülistan Doku soruşturması: Tutuklanan eski valinin oğlu Sonel'in ifadesi ortaya çıktı
Tunceli'de Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan dönemin valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, ifadesinde hakkındaki suçlamaları reddetti. Sonel, Gülistan Doku'yu şahsen tanımadığını da iddia etti.
Haber Giriş Tarihi: 19.04.2026 17:17
Haber Güncellenme Tarihi: 19.04.2026 17:20
Kaynak:
NTV
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili soruşturma kapsamında, dönemin Tunceli Valisi olan Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel "kasten öldürme" suçundan tutuklandı.
Mustafa Türkay Sonel'in savcılıktaki ifadesi de ortaya çıktı. Sonel ifadesinde; Gülistan Doku'yu hiçbir şekilde tanımadığını, kendisiyle bir iletişimi olmadığını ve olay medyaya yansıyana kadar Gülistan'ın adını dahi duymadığını iddia etti.
Mustafa Türkay Sonel, kendisini şu sözlerle savundu:
“Ben Gülistan Doku’yu şahsen tanımam. Herhangi bir yerde, herhangi bir suretle görüşmedim. Hiçbir şekilde iletişimim olmadı. Sadece kaybından sonra herkes gibi ben de basından duyduğum kadarıyla tanıdım. Ben Gülistan Doku’nun sosyal medya hesaplarından veya verilerinden bir şey silmedim. Böyle bir şey mümkün değildir. Benim veya bir yakınımın bu olayla ilgisi yoktur. Kayıp olması haberlerine kadar ismini bile duymadım. Arkadaş grubumdan hiçbirisi de tanımazdı. Gizli tanık 'Şubat'ın beyanlarında geçen aleyhimde olan hususların hiçbirini kabul etmiyorum. 5 Ocak 2020 tarihinde araç ile Elazığ ilinden Tunceli’ye gelişimin görüldüğü, ancak öncesinden Elazığ istikametine çıkışımın görülmediği hususuyla ilgili bir diyeceğim yoktur. Ben bu zamana kadar herhangi bir silah ya da tabancaya sahip olmadım. Airsoft isimli renkli boncuk atan tüfeklere merakım vardır. Bu ilgim de spor dalıdır.”
"UMUT İLE ARAMIZDA BÖYLE BİR KONUŞMA GEÇMEDİ"
Soruşturma dosyasında yer alan silah ve tecavüz iddialarına dair savunma yapan Sonel, konuyla ilgili şu beyanda bulundu:
"Celal Altaş’ın ifadesinde geçen, oğlu Umut ile yaptığı telefon görüşmesinde iddia edilen ‘Ben bu tabancayla birisini vurdum.’ şeklindeki beyan kesinlikle yalandır. Bu duruma şaşkınım, Umut ile aramızda böyle bir konuşma geçmedi. Gizli tanığın beyanındaki tecavüz olayı ile ilgili benim hiçbir ilgim ve alakam yoktur. Bu konu iğrenç bir durumdur. Benim de kız kardeşim var. (Umut ile telefon görüşmeleri) Bu konuşmaların içeriklerini aradan uzun zaman geçtiği için hatırlamam mümkün değildir. Bahse konu tecavüz olayı ile ilgili hiçbir ilgim ve bilgim yoktur. Bunu duydukça midem bulanıyor ve tiksiniyorum. Bu tecavüz olayı varsa, bunu yapan kişi aşağılık birisidir. Böyle bir itham ile adımın yan yana gelmesi çok zoruma gidiyor. Umarım gerçekler en kısa zamanda ortaya çıkar. Gülistan’ın gözü yaşlı annesinin bir damla gözyaşına kurban olurum. Ben Doku ailesine kızmıyorum çünkü acıları var ve empati yapıyorum. Akrep veya MP5 tarzı silahlar ne bende ne de aracımda asla bulunmamıştır."
"BİZ O YOLDA SADECE TURLARDIK”
Cinayet gecesine dair daraltılmış baz raporları ve PTS (Plaka Tanıma Sistemi) kayıtlarının sorulması üzerine ise Sonel, “Bahsettiğiniz tarih çok eski, sıradan bir gün olduğu için hatırlamam mümkün değil. Biz o yoldan sadece araçla geçerken yakıt alır veya turlardık. Kesinlikle durup bekleme yapmazdık. O bölgede hareket halinde olduğumuz için telefonlarımızın baz vermesi normaldir. Ayrıca Gülistan Doku’yu tanımıyorum ki barajda bulunan makas, reçete veya notun ona ait olduğunu bileyim. İsmini dahi bilmediğim bir kızın olayında benim ismimin geçmesi de babamın vali olmasındandır. Ben sade bir Türk vatandaşıyım. Yaşantım da o yöndedir." iddialarını dile getirdi.
JANDARMA RAPORU: CESET GÖMÜLDÜĞÜ YERDEN SONRADAN ÇIKARTILDI
Savcılık sevk yazısında yer alan gizli tanık beyanında; Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan Doku’yu yanındaki diğer şüpheli Umut Altaş ile birlikte öldürdüğü, ardından koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun cesedi Pertek ilçesi Koçpınar köyündeki bir mezarlığın yanına gömdüğü öne sürüldü. Bu beyan üzerine 12 Ocak 2025 tarihinde bölgede yer altı görüntüleme cihazı (YGC) ile yapılan tarama sonuçları raporda şöyle yer aldı:
“İlgili alanda daha önceden bir kazı yapıldığı, bir şahsın gömülerek yaklaşık 1-2 yıl içerisinde buradan çıkartıldığı, tespit edilen boşluğu ceset ile birlikte sırt çantası tarzında bir cisim ile silah da gömülmüş olabileceği, boşlukta meydana gelen oksitlenmenin bu sebeple oluşturulduğunun değerlendirildiği tespit edilmiştir.”
GÜLİSTAN DOKU'NUN ANNESİ VE ABLASINDAN AÇIKLAMALAR
Soruşturma kapsamında şu ana kadar 10 zanlının tutuklanmasıyla ilgili Gülistan'ın annesi Bedriye ve ablası Aygül Doku da açıklamalarda bulundu.
Tunceli Adliyesi önünde bekleyen Aygül Doku, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in eşi hakkında, avukatlarının tutuklama talebiyle başsavcılığa dilekçe verdiğini söyledi.
Başsavcı Ebru Cansu'ya güvendiklerini ifade eden Doku, "Adalete inanıyoruz. Bunların (zanlıların) da en ağır şekilde müebbet almasını istiyoruz." dedi.
Anne Bedriye Doku da Başsavcı Ebru Cansu'nun kızının katilini bulacağına inandığını belirterek, şöyle konuştu:
"İnşallah benim kızımın da bir an önce kemikleri bulunacak. Bir mezarı da olsun. Ben gideceğim, bir Fatiha okuyacağım. Onlar da müebbet alacak inşallah. Ebru savcıya ne desem azdır, teşekkürü orada bırak, onun ayağını öpüyorum. 6 senedir ben bu dağlarda geziyorum."
Öte yandan, Van'da 27 Eylül 2024'te kaybolan ve 15 Ekim 2024'te göl kıyısında cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin ve annesi Aygül Kabaiş, Tunceli Adliyesi önüne gelerek Doku ailesine destek verdi.
10 ZANLI TUTUKLANMIŞTI
Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.
Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir'in de bulunduğu 15 şüpheli gözaltına alınmıştı.
Şüphelilerden Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Tuncay Sonel'in Erzurum Emniyet Müdürlüğünde, dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir'in ise Tunceli'de jandarmadaki ifade işlemleri sürüyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Gülistan Doku soruşturması: Tutuklanan eski valinin oğlu Sonel'in ifadesi ortaya çıktı
Tunceli'de Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan dönemin valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, ifadesinde hakkındaki suçlamaları reddetti. Sonel, Gülistan Doku'yu şahsen tanımadığını da iddia etti.
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili soruşturma kapsamında, dönemin Tunceli Valisi olan Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel "kasten öldürme" suçundan tutuklandı.
Mustafa Türkay Sonel'in savcılıktaki ifadesi de ortaya çıktı. Sonel ifadesinde; Gülistan Doku'yu hiçbir şekilde tanımadığını, kendisiyle bir iletişimi olmadığını ve olay medyaya yansıyana kadar Gülistan'ın adını dahi duymadığını iddia etti.
Mustafa Türkay Sonel, kendisini şu sözlerle savundu:
“Ben Gülistan Doku’yu şahsen tanımam. Herhangi bir yerde, herhangi bir suretle görüşmedim. Hiçbir şekilde iletişimim olmadı. Sadece kaybından sonra herkes gibi ben de basından duyduğum kadarıyla tanıdım. Ben Gülistan Doku’nun sosyal medya hesaplarından veya verilerinden bir şey silmedim. Böyle bir şey mümkün değildir. Benim veya bir yakınımın bu olayla ilgisi yoktur. Kayıp olması haberlerine kadar ismini bile duymadım. Arkadaş grubumdan hiçbirisi de tanımazdı. Gizli tanık 'Şubat'ın beyanlarında geçen aleyhimde olan hususların hiçbirini kabul etmiyorum. 5 Ocak 2020 tarihinde araç ile Elazığ ilinden Tunceli’ye gelişimin görüldüğü, ancak öncesinden Elazığ istikametine çıkışımın görülmediği hususuyla ilgili bir diyeceğim yoktur. Ben bu zamana kadar herhangi bir silah ya da tabancaya sahip olmadım. Airsoft isimli renkli boncuk atan tüfeklere merakım vardır. Bu ilgim de spor dalıdır.”
"UMUT İLE ARAMIZDA BÖYLE BİR KONUŞMA GEÇMEDİ"
Soruşturma dosyasında yer alan silah ve tecavüz iddialarına dair savunma yapan Sonel, konuyla ilgili şu beyanda bulundu:
"Celal Altaş’ın ifadesinde geçen, oğlu Umut ile yaptığı telefon görüşmesinde iddia edilen ‘Ben bu tabancayla birisini vurdum.’ şeklindeki beyan kesinlikle yalandır. Bu duruma şaşkınım, Umut ile aramızda böyle bir konuşma geçmedi. Gizli tanığın beyanındaki tecavüz olayı ile ilgili benim hiçbir ilgim ve alakam yoktur. Bu konu iğrenç bir durumdur. Benim de kız kardeşim var. (Umut ile telefon görüşmeleri) Bu konuşmaların içeriklerini aradan uzun zaman geçtiği için hatırlamam mümkün değildir. Bahse konu tecavüz olayı ile ilgili hiçbir ilgim ve bilgim yoktur. Bunu duydukça midem bulanıyor ve tiksiniyorum. Bu tecavüz olayı varsa, bunu yapan kişi aşağılık birisidir. Böyle bir itham ile adımın yan yana gelmesi çok zoruma gidiyor. Umarım gerçekler en kısa zamanda ortaya çıkar. Gülistan’ın gözü yaşlı annesinin bir damla gözyaşına kurban olurum. Ben Doku ailesine kızmıyorum çünkü acıları var ve empati yapıyorum. Akrep veya MP5 tarzı silahlar ne bende ne de aracımda asla bulunmamıştır."
"BİZ O YOLDA SADECE TURLARDIK”
Cinayet gecesine dair daraltılmış baz raporları ve PTS (Plaka Tanıma Sistemi) kayıtlarının sorulması üzerine ise Sonel, “Bahsettiğiniz tarih çok eski, sıradan bir gün olduğu için hatırlamam mümkün değil. Biz o yoldan sadece araçla geçerken yakıt alır veya turlardık. Kesinlikle durup bekleme yapmazdık. O bölgede hareket halinde olduğumuz için telefonlarımızın baz vermesi normaldir. Ayrıca Gülistan Doku’yu tanımıyorum ki barajda bulunan makas, reçete veya notun ona ait olduğunu bileyim. İsmini dahi bilmediğim bir kızın olayında benim ismimin geçmesi de babamın vali olmasındandır. Ben sade bir Türk vatandaşıyım. Yaşantım da o yöndedir." iddialarını dile getirdi.
JANDARMA RAPORU: CESET GÖMÜLDÜĞÜ YERDEN SONRADAN ÇIKARTILDI
Savcılık sevk yazısında yer alan gizli tanık beyanında; Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan Doku’yu yanındaki diğer şüpheli Umut Altaş ile birlikte öldürdüğü, ardından koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun cesedi Pertek ilçesi Koçpınar köyündeki bir mezarlığın yanına gömdüğü öne sürüldü. Bu beyan üzerine 12 Ocak 2025 tarihinde bölgede yer altı görüntüleme cihazı (YGC) ile yapılan tarama sonuçları raporda şöyle yer aldı:
“İlgili alanda daha önceden bir kazı yapıldığı, bir şahsın gömülerek yaklaşık 1-2 yıl içerisinde buradan çıkartıldığı, tespit edilen boşluğu ceset ile birlikte sırt çantası tarzında bir cisim ile silah da gömülmüş olabileceği, boşlukta meydana gelen oksitlenmenin bu sebeple oluşturulduğunun değerlendirildiği tespit edilmiştir.”
GÜLİSTAN DOKU'NUN ANNESİ VE ABLASINDAN AÇIKLAMALAR
Soruşturma kapsamında şu ana kadar 10 zanlının tutuklanmasıyla ilgili Gülistan'ın annesi Bedriye ve ablası Aygül Doku da açıklamalarda bulundu.
Tunceli Adliyesi önünde bekleyen Aygül Doku, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in eşi hakkında, avukatlarının tutuklama talebiyle başsavcılığa dilekçe verdiğini söyledi.
Başsavcı Ebru Cansu'ya güvendiklerini ifade eden Doku, "Adalete inanıyoruz. Bunların (zanlıların) da en ağır şekilde müebbet almasını istiyoruz." dedi.
Anne Bedriye Doku da Başsavcı Ebru Cansu'nun kızının katilini bulacağına inandığını belirterek, şöyle konuştu:
"İnşallah benim kızımın da bir an önce kemikleri bulunacak. Bir mezarı da olsun. Ben gideceğim, bir Fatiha okuyacağım. Onlar da müebbet alacak inşallah. Ebru savcıya ne desem azdır, teşekkürü orada bırak, onun ayağını öpüyorum. 6 senedir ben bu dağlarda geziyorum."
Öte yandan, Van'da 27 Eylül 2024'te kaybolan ve 15 Ekim 2024'te göl kıyısında cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin ve annesi Aygül Kabaiş, Tunceli Adliyesi önüne gelerek Doku ailesine destek verdi.
10 ZANLI TUTUKLANMIŞTI
Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.
Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir'in de bulunduğu 15 şüpheli gözaltına alınmıştı.
Şüphelilerden Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Tuncay Sonel'in Erzurum Emniyet Müdürlüğünde, dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir'in ise Tunceli'de jandarmadaki ifade işlemleri sürüyor.
Kaynak: NTV
En Çok Okunan Haberler