SON DAKİKA
Hava Durumu

Bursa’da 10 Ekim anması: “Unutmadık, unutturmayacağız!”

10 Ekim Ankara Garı Katliamı'nın 11. yılında Bursa Kent Meydanı'nda anma etkinliği düzenlendi. DİSK, KESK, TMMOB, BTO ve BEDG adına konuşan Derviş Erdem, tüm sorumluların yargılanması ve adalet sağlanması çağrısında bulundu.

Haber Giriş Tarihi: 10.10.2026 17:38
Haber Güncellenme Tarihi: 10.10.2026 17:41
Kaynak: Bursaport
https://www.bursaport.com
Bursa’da 10 Ekim anması: “Unutmadık, unutturmayacağız!”

10 Ekim Ankara Garı Katliamı’nın 11’inci yılında Bursa Kent Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasında, emek, barış, demokrasi ve adalet mücadelesinin sürdürüleceği vurgulandı. DİSK, KESK, TMMOB, BTO ve BEDG adına açıklamayı okuyan Derviş Erdem, “10 Ekim Katliamı’nın tüm sorumlularının açığa çıkarılması ve ihmali olan tüm kamu görevlilerinin yargılanması için adalet mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ne yönelik IŞİD saldırısında hayatını kaybeden 104 kişi, katliamın 11’inci yılında Bursa’da anıldı. Kent Meydanı’nda gerçekleştirilen basın açıklamasında, katliamın ardından geçen 11 yıla rağmen adaletin sağlanmadığı belirtilerek emek, barış ve demokrasi mücadelesinin büyütüleceği ifade edildi.

DİSK, KESK, TMMOB, BTO ve BEDG adına açıklamayı okuyan Derviş Erdem, 10 Ekim 2015’te Türkiye’nin dört bir yanından gelen yurttaşların savaşa karşı barışı, sömürüye karşı emeğin hakkını, baskıya karşı demokrasiyi savunmak için Ankara Garı önünde buluştuğunu hatırlattı.

IŞİD’in gerçekleştirdiği çifte bombalı saldırıda 104 kişinin yaşamını yitirdiğini, 500’den fazla kişinin yaralandığını belirten Erdem, aradan geçen 11 yıla rağmen acılarının ilk günkü kadar taze olduğunu söyledi.

“10 Ekim yalnızca bir katliam değildir”

10 Ekim’in yalnızca bir katliam olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Erdem, saldırının barışı, müzakereyi ve diyaloğu savunanlara yönelik olduğunu ifade etti. Katliamın aynı zamanda emeğinin hakkını isteyen, eşit, özgür ve demokratik bir ülkede yaşamak isteyen yurttaşların iradesini hedef aldığını kaydetti.

Katliamda yaşamını yitirenlerin savaşa karşı barışın sesini yükseltmek için bir araya geldiğini vurgulayan Erdem, barışın yalnızca silahların susması anlamına gelmediğini; adalet, eşitlik ve bir arada yaşama iradesini de kapsadığını dile getirdi.

Açıklamada, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün “Evrensel ve kalıcı bir barış ancak sosyal adalet temeline dayanır” ilkesi hatırlatılarak gerçek ve kalıcı barışın sosyal adaletle mümkün olabileceği belirtildi.

Kürt sorunu özelinde kalıcı barışın inkâr ve güvenlik politikalarıyla değil, demokratik siyaset, eşit yurttaşlık ve temel haklar temelinde kurulabileceği ifade edilen açıklamada, sürecin toplumun tüm kesimlerinin iradesini yansıtması gerektiği vurgulandı.

“Emekçilerin barış ve demokrasi talebini susturmak istediler”

10 Ekim’de yaşamını yitirenlerin düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme ve toplanma hakkı ile farklı kimlik ve inançların eşit yurttaşlar olarak bir arada yaşayabilmesi için meydanda olduğunu belirten Erdem, katliamın emekçilerin barış ve demokrasi talebini susturmaya yönelik olduğunu söyledi.

Türkiye’de artan yoksulluğa ve gelir dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çekilen açıklamada, emekçilerin açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edildiği, itiraz edenlerin ise terörle ve düşmanlıkla yaftalandığı savunuldu.

Kayyum politikaları, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması ve görevden alınması, gazetecilerin, siyasetçilerin ve öğrencilerin tutuklanması, sendikal faaliyetlere yönelik müdahaleler, grev yasakları, üniversiteler üzerindeki baskılar ve dijital sansür de eleştirildi.

Demokrasinin yalnızca sandıkta oy kullanmaktan ibaret olmadığı belirtilen açıklamada, yurttaşların konuşabildiği, örgütlenebildiği, itiraz edebildiği ve farklı kimlikleriyle eşit ve özgür biçimde yaşayabildiği bir düzenin gerekliliği vurgulandı.

“10 Ekim davasında adalet sağlanmadı”

Katliamın üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen adalet arayışının sürdüğünü belirten Erdem, yargılama süreçlerinde faillerin bir kısmının cezalandırıldığını ancak katliamın arkasındaki asıl sorumluların ortaya çıkarılmadığını savundu.

Katliamın önlenebileceğine ilişkin istihbarat bilgilerine rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını ileri süren Erdem, güvenlik bürokrasisindeki ihmallerin, denetimsizliklerin ve sorumsuzlukların yeterince açığa çıkarılmadığını ifade etti.

Açıklamada, siyasi iktidarın katliamın ardından idari, siyasi ve hukuki süreçlerde kendi kusur ve sorumluluğunu reddeden bir tutum izlediği öne sürüldü.

Başkentin merkezinde, izinleri alınmış bir mitingde 104 kişinin yaşamını yitirdiği saldırıda sorumluluk üstlenilmemesinin gelecekte yaşanabilecek benzer olaylar açısından da kaygı verici olduğu belirtilerek kamu görevlilerinin sorumluluklarının açığa çıkarılması ve ihmali bulunanların yargılanması istendi.

“Emeğin, barışın ve demokrasinin egemen olduğu bir Türkiye’yi kuracağız”

Basın açıklaması, 10 Ekim’de yaşamını yitirenlerin anısı önünde saygıyla eğilindiği ve emek, barış ve demokrasi mücadelesinin sürdürüleceği mesajıyla sona erdi.

Açıklamada, barışın eşit, özgür ve bir arada yaşama arzusu; demokrasinin ise adaletin, özgürlüğün ve şiddetsiz bir yaşamın güvencesi olduğu vurgulandı.

Katliamın tüm sorumlularının açığa çıkarılması için adalet mücadelesinden vazgeçilmeyeceği belirtilen açıklama, “Emeğin, barışın ve demokrasinin egemen olduğu bir Türkiye’yi mutlaka kuracağız. Yaşasın emek, barış ve demokrasi mücadelemiz!” sözleriyle sona erdi.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.