Orhaneli Fındıklı Köyü'ndeki taş ocakları için suç duyurusu
Orhaneli Fındıklı Köyü'ndeki taş ocakları için suç duyurusu
Bursa Orhangazi Fındıklı köylüleri, mahkeme kararına rağmen maden faaliyetlerinin sürdüğü iddiasıyla ilgili kamu kurumları hakkında suç duyurusunda bulundu. Av. Erol Çiçek, güvenlik riskleri ve çevre kirliliği nedeniyle taş ocaklarının kapatılmasını istedi.
Haber Giriş Tarihi: 25.08.2026 13:49
Haber Güncellenme Tarihi: 25.08.2026 13:51
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.bursaport.com
Bursa’nın Orhangazi ilçesinde mahkeme kararıyla madencilik faaliyetlerinin yasaklandığı belirtilen bölgede çalışmaların devam ettiği iddiasıyla, Fındıklı köylüleri kamu kurumlarının yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulundu. Avukat Erol Çiçek, mahkeme kararının uygulanmadığını savunarak taş ocaklarının bölgeden uzaklaştırılması çağrısı yaptı.
Fındıklı köylüleri, mahkeme kararının uygulanmadığı gerekçesiyle Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG), Bursa Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Bursa Orman Bölge Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri (DSİ) 1. Bölge Müdürlüğü yetkilileri hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
Avukat Erol Çiçek tarafından yapılan açıklamada, madencilik faaliyetlerinin yürütüldüğü belirtilen alanın mahkeme kararıyla yasaklandığı ifade edildi. Çiçek, davacıların DSİ Genel Müdürlüğü’ne yaptığı başvuru üzerine, mahkeme kararının ilgili kamu kurumlarına gönderildiğinin bildirildiğini aktardı.
Kurumlar sorumluluğu birbirine attı
Çiçek, Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün 4 Ağustos 2026 tarihli yanıtında, “ÇED kararlarına yönelik Mahkeme kararı bulunmadığından, değerlendirmenin izin, onay ve ruhsat veren kurumlarca değerlendirilmesi gerekmektedir” denildiğini belirtti.
MAPEG’in ise kendilerine ilgili mahkemeden ruhsatların iptaline yönelik bir karar ulaşmadığını bildirdiğini aktaran Çiçek, kurumun yanıtında 3213 sayılı Maden Kanunu kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığının ifade edildiğini söyledi.
Çiçek, madencilik faaliyetlerinin devam ettiğini savunarak, Fındıklı köylülerinin mahkeme kararının uygulanmaması gerekçesiyle ilgili kurumların yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunduğunu kaydetti.
“Daha büyük bir facia yaşanabilirdi”
Açıklamasında taş ocaklarının bölgedeki trafik güvenliği açısından da risk oluşturduğunu öne süren Çiçek, 24 Ağustos 2026 tarihinde Orhangazi Hürriyet Mahallesi’nden ana yola çıkan yaklaşık 20 ton taş yüklü bir aracın, freninin boşalması sonucu Hürriyet Mahallesi girişinde devrildiğini belirtti.
Bölgede daha önce de benzer kazaların gündeme geldiğini ifade eden Çiçek, gerekli önlemlerin alınmadığını savunarak, “Daha büyük bir facia da olabilirdi” dedi.
Çiçek ayrıca, taş ocaklarına ulaşım için kullanılan yolların Bursa ve Orhangazi belediyeleri tarafından kamu kaynaklarıyla asfaltlandığını ileri sürerek, taş ocaklarının bölgeden uzaklaştırılması gerektiğini söyledi.
“İçme suyu ve temiz hava hakkı göz ardı ediliyor”
Açıklamada, DSİ Genel Müdürlüğü tarafından 24 Nisan 2025 tarihinde Resmi Gazete’de ilan edilen Bursa ili Orhangazi ilçesindeki Nadir, Pınarbaşı ve Gedelek kaynakları ile Erenler Kaynak Grubu’nun korunma alanına ilişkin düzenlemenin 7’nci maddesine yönelik yargı sürecine de dikkat çekildi.
Çiçek, Karadeniz Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş., Kibsaş Karadeniz İnşaat ve Beton Sanayi ve Ticaret A.Ş., Orhangazi Taş ve Taş Ürünleri Ticaret ve Sanayi A.Ş., Gemlik Gübre Sanayii A.Ş., Bursa Beton Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Karataş Hazır Beton Madencilik Asfalt İnşaat Taahhüt Nakliye Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin, mahkeme kararının yürütmesinin durdurulması talebiyle DSİ Genel Müdürlüğü yanında davaya katılmak üzere dilekçeler sunduğunu belirtti.
Söz konusu şirketlerin “kazanılmış hak” ve “üstün kamu yararı” gerekçelerine dayandığını aktaran Çiçek, bu yaklaşımın bölge halkının içme suyu, temiz hava, can ve mal güvenliği açısından değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Avukat Erol Çiçek, açıklamasının sonunda bölge halkına da çağrıda bulundu. Çiçek, taş ocaklarının faaliyetlerine karşı halkın daha güçlü biçimde ses çıkarması gerektiğini belirterek imza kampanyaları ve benzeri demokratik eylemlerin önemine dikkat çekti.
Daha önce Döktaş’ın baca gazı ve toz emisyonlarına karşı düzenlenen imza kampanyasının sonuç verdiğini hatırlatan Çiçek, benzer kampanyaların taş ocakları konusunda da yapılması gerektiğini ifade etti.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Orhaneli Fındıklı Köyü'ndeki taş ocakları için suç duyurusu
Bursa Orhangazi Fındıklı köylüleri, mahkeme kararına rağmen maden faaliyetlerinin sürdüğü iddiasıyla ilgili kamu kurumları hakkında suç duyurusunda bulundu. Av. Erol Çiçek, güvenlik riskleri ve çevre kirliliği nedeniyle taş ocaklarının kapatılmasını istedi.
Bursa’nın Orhangazi ilçesinde mahkeme kararıyla madencilik faaliyetlerinin yasaklandığı belirtilen bölgede çalışmaların devam ettiği iddiasıyla, Fındıklı köylüleri kamu kurumlarının yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulundu. Avukat Erol Çiçek, mahkeme kararının uygulanmadığını savunarak taş ocaklarının bölgeden uzaklaştırılması çağrısı yaptı.
Fındıklı köylüleri, mahkeme kararının uygulanmadığı gerekçesiyle Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG), Bursa Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Bursa Orman Bölge Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri (DSİ) 1. Bölge Müdürlüğü yetkilileri hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
Avukat Erol Çiçek tarafından yapılan açıklamada, madencilik faaliyetlerinin yürütüldüğü belirtilen alanın mahkeme kararıyla yasaklandığı ifade edildi. Çiçek, davacıların DSİ Genel Müdürlüğü’ne yaptığı başvuru üzerine, mahkeme kararının ilgili kamu kurumlarına gönderildiğinin bildirildiğini aktardı.
Kurumlar sorumluluğu birbirine attı
Çiçek, Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün 4 Ağustos 2026 tarihli yanıtında, “ÇED kararlarına yönelik Mahkeme kararı bulunmadığından, değerlendirmenin izin, onay ve ruhsat veren kurumlarca değerlendirilmesi gerekmektedir” denildiğini belirtti.
MAPEG’in ise kendilerine ilgili mahkemeden ruhsatların iptaline yönelik bir karar ulaşmadığını bildirdiğini aktaran Çiçek, kurumun yanıtında 3213 sayılı Maden Kanunu kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığının ifade edildiğini söyledi.
Çiçek, madencilik faaliyetlerinin devam ettiğini savunarak, Fındıklı köylülerinin mahkeme kararının uygulanmaması gerekçesiyle ilgili kurumların yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunduğunu kaydetti.
“Daha büyük bir facia yaşanabilirdi”
Açıklamasında taş ocaklarının bölgedeki trafik güvenliği açısından da risk oluşturduğunu öne süren Çiçek, 24 Ağustos 2026 tarihinde Orhangazi Hürriyet Mahallesi’nden ana yola çıkan yaklaşık 20 ton taş yüklü bir aracın, freninin boşalması sonucu Hürriyet Mahallesi girişinde devrildiğini belirtti.
Bölgede daha önce de benzer kazaların gündeme geldiğini ifade eden Çiçek, gerekli önlemlerin alınmadığını savunarak, “Daha büyük bir facia da olabilirdi” dedi.
Çiçek ayrıca, taş ocaklarına ulaşım için kullanılan yolların Bursa ve Orhangazi belediyeleri tarafından kamu kaynaklarıyla asfaltlandığını ileri sürerek, taş ocaklarının bölgeden uzaklaştırılması gerektiğini söyledi.
“İçme suyu ve temiz hava hakkı göz ardı ediliyor”
Açıklamada, DSİ Genel Müdürlüğü tarafından 24 Nisan 2025 tarihinde Resmi Gazete’de ilan edilen Bursa ili Orhangazi ilçesindeki Nadir, Pınarbaşı ve Gedelek kaynakları ile Erenler Kaynak Grubu’nun korunma alanına ilişkin düzenlemenin 7’nci maddesine yönelik yargı sürecine de dikkat çekildi.
Çiçek, Karadeniz Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş., Kibsaş Karadeniz İnşaat ve Beton Sanayi ve Ticaret A.Ş., Orhangazi Taş ve Taş Ürünleri Ticaret ve Sanayi A.Ş., Gemlik Gübre Sanayii A.Ş., Bursa Beton Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Karataş Hazır Beton Madencilik Asfalt İnşaat Taahhüt Nakliye Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin, mahkeme kararının yürütmesinin durdurulması talebiyle DSİ Genel Müdürlüğü yanında davaya katılmak üzere dilekçeler sunduğunu belirtti.
Söz konusu şirketlerin “kazanılmış hak” ve “üstün kamu yararı” gerekçelerine dayandığını aktaran Çiçek, bu yaklaşımın bölge halkının içme suyu, temiz hava, can ve mal güvenliği açısından değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Avukat Erol Çiçek, açıklamasının sonunda bölge halkına da çağrıda bulundu. Çiçek, taş ocaklarının faaliyetlerine karşı halkın daha güçlü biçimde ses çıkarması gerektiğini belirterek imza kampanyaları ve benzeri demokratik eylemlerin önemine dikkat çekti.
Daha önce Döktaş’ın baca gazı ve toz emisyonlarına karşı düzenlenen imza kampanyasının sonuç verdiğini hatırlatan Çiçek, benzer kampanyaların taş ocakları konusunda da yapılması gerektiğini ifade etti.
En Çok Okunan Haberler