SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Sevgili olmak zordur!

Yazının Giriş Tarihi: 14.02.2012 12:26

Parmaklarımın daktilo tuşlarındaki telaşını, kalemimin düşüncemin hızına yetişemeyişini; "kelimelerin kifayetsiz olduğunu" sanarak, sevgiliye ilişkin sözcükleri bulma çabamı, bugünün penceresinden tebessümle izliyorum.

Ben kendi penceremden bakarken, ben yaşlarda milyonlarca yüzün de geçmişe terk ettikleri sevgiliye ilişkin anılarını, aynı yüzle izlediklerini görür gibiyim.

Herkes yüzündeki özlem, kırgınlık ya da kendi naifliklerine alaycı bir bakışın tebessümünü olgunlukla görebilir.

Belki de olgunlaşmanın tanımlarından biri, sevgili öykülerinin romantik bir film senaryosundan öte bir şey olduğunu öğrenmek olabilir. Bu olgunlaşmayı sağlayan en önemli etkense, sevgiyi sömüren bir kişinin sevgili olamayacağını öğrenmektir.

Duygularınızı, cebinizi veya ikisini birden sömüren bir insandan sevgili olabilir mi?

Sevgi güven içinde olmaktır. Ona ilişkin her şeyde gözünüzü açık tutmak gereği duymamaktır.
Birkaç ay önceki bir yazımda aşkın kimyasından söz etmiş, bu alanda yapılan bazı bilimsel araştırma sonuçlarına değinmiştim.

Aşk'ın baş harflerini kullanarak kaleme aldığım, "Acılı Şiş Kebap yemek ya da Arzın Şakıyan Kumrusu olmak" başlıklı yazımda, aşkın ilk kıvılcımlarının kusursuz arkadaş özelliklerine uygun biriyle karşılaşıldığında ateş aldığını yazmıştım.

Kusursuz arkadaş imgesiyle beyinde oluşan bir takım kimyasal devinimler, ikinci evrede sükûnet, içtenlik, güven ve bağlılığı sağlayan hormonları harekete geçiriyormuş.

İlişkiler için en tehlikeli sayabileceğimiz son evrede ise kişiye ait cinsel kokuları içeren feromon hormonları yaklaşık altı ay ile üç yıl arası zaman diliminde düşüş gösteriyormuş.

Görülüyor ki doğamız da kusursuz arkadaş arayışı ile tetikleniyor ve güven, içtenlik gibi ihtiyaçlarımızla duygularımıza yön veriyor.

Son evrenin de doğamızın gereği olduğunu göz ardı edecek değiliz; ancak, insan olma bilincine erişmenin kendi doğamız üzerindeki çabamıza bağlı olduğunu, işimize gelmediği sürece görmezden gelebiliriz.

Eğer bu çabamız olmasaydı, hayatın her alanında değer üretimlerinde bulunanlar, biz insanlar olmazdık!

Değer üretilen her alan özveriyle emek ister. Sevgi de bu değerlerin en önemlileri arasında yer alır.

Bu yüzden sevgili olmak zordur!

İkiyüzlülüğün, çıkarın, yalanın dünyasında sevgiler büyümez; ihanetler boy verir.

Sevgi inanmaktır, güvendir, sadeliktir, yüz yüze olmak, sırt sırta vermektir, yüreklendirmek, yüreklenmektir. Sevdiğinin gözlerine utanmadan bakabilmek, yarınlardan korkmamaktır.

Bu yüzden sevginin, üreme güdüsüyle çiftleşme olmadığını öğrenenler, yalnızlıklarını yüreklerinin en derinine kadar daima hissederler.

Sevgilerinin sömürülmesine izin vermeyerek çekip gidenler de kendilerine duydukları saygı ile başlarını dik tutmayı her zaman bilirler.

Sevdiğini arafa iten sevgililer ise kendilerine tanınan son şansı iyi kullanmayı bilmelidirler.  Unutulmamalıdır ki cinsellik çok kimseyle yaşanabilir, ama sevgi yaşanamaz.

Yazının girişinde, yaşım on yedi olsaydı, diye söze başlamıştım. O yaşlardaki sevgileri küçümsediğimden değil; gerçekten sevmeyi kendine öğreten yürekler yaşları kaç olursa olsun sevginin değerine inanırlar, ama herkesin sevgili olamayacağını öğrenirler.

Kaybetmezler, kaybedilirler!

Hak ettiğiniz sevgilerde yaşam bulmanızı diliyorum.