SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Leyla ile Fatih

Yazının Giriş Tarihi: 21.02.2012 02:00

Öyle olmadığı gibi aykırı, çelişkili, "zihin dirsekleyen" bir durumun, ele kalem aldırttığı bir yazı bu.

Leyla Yalçınkaya, Erzurum'un Ödük Çayı üzerinde kurulması planlanan üç ayrı hidroelektrik santraline karşı çıkan köylülerin en genci.

"Canımızı veririz, suyumuzu vermeyiz" diyerek, aralarında babaannesi Şükriye Hanım'ın da bulunduğu protestocu köylü halkla Tortum'da eylem yapan kızımız.

Geçen yıl yapılan eylemlerde Leyla toprağına, suyuna sahip çıkmak adına köylüsüyle meydana döküldü.

Leyla'nın köylüsüyle bildiği gerçek, Ödük Vadisi'nde 3 milyon organik meyve ağacının dikili olduğu ve geçimlerini de bu yolla sağladıklarıdır.

Baraj yapılması halinde sularına set vurulacağı, topraklarından göçe zorlanacakları korkusudur onları isyana sürükleyen.

Sonuçta, 5 Eylül 2011 günü yapılan eylemde göstericiler "Kolluk Kuvvetlerine fiili mukavemet" ve "Çalışma Hürriyetini engelleme" suçlarından 250'şer lira para cezasına çarptırılır Leyla'ya ise geçen yıl on yedi yaşında olduğu için öncelikle, "HES'in çalışma alanlarında bulunmama ve eylemlere katılanlarla görüşmeme" cezası verilir.

Devam eden ve tartışmalı bu davanın bugün (21 Şubat) görülecek duruşmasında, savcı hazırladığı iddianameyle, Leyla hakkında üç ayrı suçtan dokuz yıl hapis isteminde bulunmaktadır.

Tortum İlçe Jandarma Komutanlığı'nda vatani görevini yapan bir er, 5 Eylül 2011 tarihindeki eylemde Leyla'nın saldırısına uğradığını ve 12 Eylül günü de jandarma aracının yanından geçerken Leyla'nın kendisine ağır küfürler ettiği iddiasındadır.

Leyla sorgulayan, düşünen genç yaşında toprağı ile ilgili sakıncalı gördüğü bir durumda direnmeyi göze almış biri midir?

Evet.

Devlet de yeni bir eğitim projesiyle sorgulayan, düşünen, araştıran bir nesil yetiştirme iddiasında mıdır?

Evet.

Eğitimde Fatih Projesi; Fırsatları Artırma Teknolojiyi İyileştirme Hareketi projesi bu amaçla iki yıldır üzerinde çalışılan çok büyük bütçeli bir eğitim projesi olarak sunuldu kamuoyuna.

Bu proje sayesinde "gelecek yüzyılları şekillendirecek bireyler yetiştirilmesi" hedefleniyor, denildi.

İyi de bugün Leyla'yı susturmak için her yola başvuran zihniyetlerin, milyarlık bütçelerle sorgulayan, düşünen, araştıran bir nesil yetiştirme yolunda eğitim projelerine girişmeleri ne kadar inandırıcı olabilir ki?

Tek bir veri merkezinden, tüm içeriği belirlenerek ve her türlü donanımla denetlenebilir durumdaki kısmen uygulamaya konulan bu eğitim sistemi, ne yazık ki bana, George Orwell'in 1984'ünü hatırlatıyor.

Bir yanda sorgulayan, düşünen, araştıran bireyler yetiştirme iddiasında olup, konuşan gencini korkuyla sindirerek bu konuda yakınlarıyla bile konuşmasını engellersen, sana ikiyüzlü, yalancı demezler mi?

Leyla kızımız başında örtüsüyle veriyor mücadelesini, kimse dindarlığından da şüpheye düşmüyor.

Başbakan modern, dindar gençlik yetiştireceğiz derken, Leyla'nın da bu tutmayan eylem ve söylemler karşısında "zihni dirsekleniyor" olabilir mi?

Hidroelektrik santrallerinin çevreye ne gibi katkıları ya da zararları olduğu da ayrı bir konudur; bunu, doğru bir iş yapıyorsa, yöre insanlarına doğru bir şekilde anlatmak da bu devletin işidir. 

Kendine ters düşen her insanı korkuyla sindirerek, ağalanmakla devlet olunmaz!