SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Kızlarıma 8 Mart mektubu

Yazının Giriş Tarihi: 07.03.2012 10:29

Dünyada bu yıl da "8 Mart Dünya Kadınlar Günü" nedeniyle bir dizi etkinlik gerçekleştiriliyor.

Biliyorsunuz ki bugünün tarihsel öyküsü son derece trajik bir olaya dayandığı için "kutlama" sözcüğünü kullanmıyorum. 

Her ne kadar, Birleşmiş Milletler kendi sitesinde bu günün tarihsel öyküsüne ilişkin bir not düşmemiş olsa da, evrenselleşen bu anma günü, 1857 yılının aynı gününde New York'ta kırk bin dokuma işçisi kadının, daha iyi çalışma koşulları isteğiyle başlattıkları grevde onlarca canı kurban vermelerine dayanır.

Bu bir insanlık trajedisidir!

1857'nin öncesinde ve sonrasında, bugün de hak arayan, adalet isteyen, insan olma onurunun korunması için sesini yükselten insanlar, aynı (kıstırıldıkları yerde yakılarak) ya da daha başka şekillerde öldürülerek yok edilebiliyorlar.

Öldürülmeyenler ise ya cezaevlerine tıkılarak ya da sindirilerek, insanca yaşama hakkından yoksun bırakılabiliyorlar.

Bu yok ediciler için kadın ya da erkek, çocuk ya da büyük fark etmiyor!

Hatta öyle olabiliyor ki insan ruhuyla beslenen bu yok ediciler, egemenliklerini sürdürebilmek adına, insanın temel hak ve özgürlüklerini yüzüne maske, diline şarkı olarak dolayabiliyor.

Kimdir, nedir bu yok ediciler? Hak, adalet, hakkaniyet... bilmeksizin, kaba gücüyle varlık bulanlardır. Bu kaba güç kimi zaman kas kuvvetidir, kimi zaman emeği sömürmektir, kimi zaman statülerin baskısıdır, kimi zaman inanç avcılığıdır; bazen bir kişi, bazen bir ulus düzeyinde çıkar bu yok ediciler karşımıza.

Değersiz varlıklarının korkak bilinçleri, onları hep saldırganlaştırır!

Canıma can kızlarım, erkek olarak dünyaya gelmiş olsaydınız da size öğreteceklerim farklı olmayacaktı: İnsan olma bilincini size kazandıracak bilgi peşinde olacaktım yine.

Ömür boyu sizi de kendimi de insan olmanın değer ve onuruna hizmet edecek şekilde yetiştirmenin çabasını verecektim.

Kadın ya da erkek olmaktan önce, insan olmanın önemini kavratacaktım size; şimdi olduğu gibi!

Unutmayın, yaşamın hangi alanında, hangi sıfatla olursa olsun değer bilgisi ışığında, insanın bilinç düzeyinde gelişmesini sağlayarak değerini korumayı ana ilkeniz olarak bileceksiniz ve bundan asla ödün vermeyeceksiniz!

"İnsanın değeri" derken neyi kast ettiğimi, öğrencisi olmaktan onur duyduğum Sayın Hocam İoanna Kuçuradi'nin sözleriyle bir kez daha hatırlatayım sizlere:

'İnsanın değeri' derken kastedilen, insanın, cins olarak insanın, diğer varlıklarla (insan olmayan her şeyle) ilgisi bakımından özel durumu ve bu özel durumundan dolayı kişilerin insanlararası ilişkilerde sahip olduğu bazı haklar, başka bir deyişle insanın varlıktaki özel yeridir.

Dünyaya gelen her kişinin yaşama, beslenme, eğitilme hakkı, dokunulmazlığı, kısaca çeşitli uluslar arası bildirilerde ve anayasalarda birçoğu "insan hakları" adı altında toplanan - ama her gün binlerce defa çiğnenen - haklar, temellerini insanın değerinde bulurlar.*

Canıma can kızlarım, bu size benim bir vasiyetim değildir; insanlığın her birimizi aynı oranda yükümlü kıldığı, varlığımıza anlamını veren sorumluluğumuzdur.

Her türlü şiddetin, haksızlığın, bayağılığın karşısında insan varlığınızla dimdik duracaksınız!

İnsan olma bilincinin çaba gerektirdiğini unutmaksızın, insansal değerleri geliştirme yolunda sevgi ve sabırla yürüyeceksiniz.

Bugüne simge olmuş New Yorklu dokuma işçisi kadınlar gibi haksızlığa, adaletsizliğe, zulme başkaldıran her çağın tek tek her insanının önünde saygıyla eğilelim kızlarım!

*İnsan ve Değerleri (1998, s.40)