SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

"Çivit Mavisi"nin devrimci ruhu kırk yamalı kadınları!...

Yazının Giriş Tarihi: 25.10.2020 10:10

"Çivit Mavisi" ile şiir okumanın ne kadar zor olduğunu düşündüm bir kez daha; İnci Kandemir Sert'in bu adla anılan şiir kitabını ilkin bu yılın 12 Nisan'ında tamamladım. Ardından iki, üç ... bazı şiirlerini ise dört, beş ... kez okudum.

Bu satırları yazmaya oturduğumda kaçıncı kez evrildi kitap elimde; kim bilir kimi, hangi duygulara sürükleyen binlerce kelime, yüzlerce dizede gezindim bilmem kaçıncı kere.

Çivit mavisinin, mavinin diğer tonlarından sıyrılıp, bu şiir kitabına bir isim olarak seçilmek üzere ipi göğüslemesi, gözde yarattığı ışık oyunuyla beyazı daha beyaz göstermesi olabilir mi? Sanmıyorum.

Çünkü çevirdiğim hemen her sayfa ile karanlıkların efendilerine inat, "Bin hayat yaratan", "Ruhu kırk yamalı" da olsa, nice kadının gerçeği apak yüreklerinden yansıyan rengarenk  yaşamlar düşüverdi aklıma.

"İhtilale yenik düşmemiş", "devrimci" kadınların, "lirik ruhlar"ından uçuşuveren "yelkovan kuşları"nın kanatlarında, "Şu ada senin, bu ada benim"(*) başımı alıp gidesim geldi kitap boyunca.

"Kırk Yamalı Kadın"ın"kumdan duvarları" bir fiske ile yerle bir olabilecekken, bir kayanın sertliğini bana hissettiren ne olabilir diye düşündüm? Hep soruların yoldaşlık ettiği bir serüvene çıkmış gibi okudum doksan beş başlıkta yer almış şiirleri.

Şairi, "Ne Kadar Biziz" diye sorduğunda bir şiirinde, neden biz olamadığımızı düşündüm sayısını bilmediğim kaçıncı kez!

Sorar mısınız siz de kendinize?

Ruhunun ayaklanmalarını, kadife devrimlere dönüştürerek sözcüklerine saran Şair'in de belalısı bir soru olmalı ki bu, "beş duyusu ile ruhunun anlaşamadığını" anlatıyor "Efsunlu Haller"inde.

Şair'in, "Bayım" dediği "Adamın biri", Şair'i Milena'ya benzetmiş. Kafka'nın Milenası olmalı bu. Milena isminde başka devrimci tanımıyorum da ben. 1944'ün 17 Mayıs'ında Ravenbrück Toplama Kampı'nda Milena'nın bedeniydi yok edilen, hiçbir ihtilale yenik düşmemişti onun da ruhu.

Şairi Milena'ya benzeten de bilirdi herhalde bunu.

Şair'in ilk kitabının son şiiri, "Aromatik Kırmızı"yı okurken, Milena'nın can yakan öyküsünden elli beş şiir uzaktaydım. Ve bu dizelerle anladım ki, çocukluğumun Pazar'ı aynıydı, bize benzeyen ailelerde.

Kadınlar

Tramvay caddesinde

Geçiyordum öylece.

Kadınlar vardı bir bir,

Sessiz ve derince ...

Kimi beyaz gül,

Kimi karanfil,

Kimi sardunya,

Kimi de nergis ...

Çeşit çeşit, bir çiçek ne tuhaf bir koku sarmıştı.

Arnavut kaldırımları ...

Ne yalan söyleyeyim,

Soğuktu ... Çok soğuktu

Bir kasım sabahında ...

Ruhumda yelkovan kuşları art arda.

Şiirlere konu olan kadınlar var ya,

Hani, şu ruhu kırk yamalı kadınlar

Hani, hep ölümsüz mevsimdeler.

"Az az yaşarken aslında

Çok çok ölenler ..."

                                 İnci Kandemir Sert

(*) Orhan Veli Kanık'ın, "Gün Olur" adlı şiirinden