SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

CHP'li annem ve babam bana dinsizliği öğretmedi!

Yazının Giriş Tarihi: 08.02.2012 08:25

İlk duyduğumda şaşırmıştım, sonrasında alışık olduğum bir konuşma haline gelmekle beraber verdiğim tepki şu oluyordu, "neden?"

Bu sorum karşısında ya yanıt vermezlerdi ya da veremezlerdi; sadece yüzüme bakmamakla yetinirlerdi.

Öncelikle felsefe öğretmeni olmam, bu toplumun önyargılarıyla, beni o şekilde sıfatlandırmaları yönünden yeterliydi.

Konuşmamın devamında ise hep şöyle diyordum: ben size bugüne kadar insanın bir değer olmasından, insan onurundan, insan haklarından, kardeşlikten, sevgiden, eleştirel düşünmekten vs söz ettim. Bunları söylediğim için mi böyle bir sonuca vardınız?

Böyle dediğimde yüzüme bakar bulurdum onları. Değilim, derdim.

Ama gençler günah çıkarmak istercesine, bunları söyleyip, benden helallik istemeye geldiklerinde zihnimden geçen de hep şu olurdu: eğer bu söylediklerim komünist olduğumu düşündürüyorsa, o halde neden komünizm onları korkutuyor?

Bu yazının konusu, bu topluma ekonomik, stratejik, sosyolojik, politik gibi nedenlerle komünizmin nasıl algılattırıldığı değil.

Konuyu bağlamak istediğim noktaya gelmeden önce, şu düşüncemi de belirtmek isterim, bir insan tek başına komünist olamaz.

Komünist bir sistem içinde bile bir kişinin tüm yaşam göstergeleriyle gerçekten bir komünist olabilmesi de bana pek mümkün görünmüyor.

Bugün komünist olduğunu söyleyen kaç kişi, kapitalist sistemin çarklarını kendi çıkarları doğrultusunda çevirmiyor?

Bir zamanlar komünist olduğunu söyleyen, dilinde kalmış kırıntılarıyla hâlâ emeğe saygıdan söz eden hangi işveren, işçisinin emeğinin karşılığını tam olarak veriyor?

Kapitalist sistemin dayatmasına sığınmak, inandığı gibi yaşayan onurlu insanların gerekçesi olamaz!

Bu yüzden gençlik yıllarımdan beri, komünist olabilmek için, insanın ütopik düzeyde idealize olması gerektiğini düşünürüm.

Ekonomik yapılanmanın, sosyal gerçekliği, herkesin eşit, adil, kardeşçe yaşayacağı bir düzen şeklinde oluşturacağını düşünmek, güzel bir hayal olarak gelir gözlerimin önüne. Çünkü her şey insandan geçerek oluşur.

Öğrenciler, komünizm ile ateizmi eşdeğer saydıklarından diğer nitelendirmeleri hakkında bir ayrıntıya girmek istemedim.

Gelgelelim, bu yazıda ele almak istediğim asıl konu, tahmin edilebileceği üzere Başbakan Erdoğan'ın CHP'yi hedef alarak başlattığı "ateist gençlik mi yetiştirelim!" ünlemesi üzerinedir.

Rahmet ve minnetle andığım anne ve babam yaşadıkları sürece, CHP'ye oy vermiş insanlardı.

Başbakan'ın adeta dinsizlikle suçladığı bu partiye gönül veren bu iki insan, yaşıyor olsalardı, Recep Tayyip Erdoğan'a nasıl bir öfke duyarlardı tahmin edebiliyorum.

Çocukları ışıktan uyanmasın diye, ay ışığında namazını kılan babam, o bembeyaz avuçlarını Allah'a açtığında, "Ülkemin liderlerini basiretli kıl, akıl fikir ver Ya Rabbim!" derdi, eminim.

Devlet adamına saygıyı öğrendiği için siyasilere yönelik hicvi ayıp sayan annem, belki de daha ağır eleştirilerde bulunurdu.

Ben o anne ve babanın çocuğu olarak, ibadetin gösteriş için yapılmaması gerektiğini öğrendim, ibadet gizli yapılır diye belledim.

Bu yüzden gittikleri Cuma namazlarını, hac ziyaretlerini haber yaptıran siyasileri inandırıcı bulmadım.

Toplumun dini konularda böylesine karşı karşıya getirildiği son birkaç yıla kadar, ibadetlerimi kimse bilmezdi, ama inancı ideolojik tekellerine almak isteyenlere bir tepki ve toplumda bu yargıya karşı durmak adına söyler oldum.

Şu an konu hemen her açıdan didikleniyor.

Dinin popüler, popülist ya da pozitif açıdan değerlendirilmesinden tutun da devletin görevinin bu konuda ne olup olmadığı tartışmaları gibi onlarcası, kamuoyunun gündeminde başı çekiyor.

Konunun, sosyolojik açıdan bir problem haline getirildiği kesin.

Hep birlikte kuyuya atılan taşı çıkartma çabasındayız, yani kendimize problem yarattık!

Gerçek problemleri görmeyip, eften püften şeyleri problemleştirmekte toplum olarak sanırım örneğimiz yok.

Bir Allah'ın kulu da çıkıp, şu toplumun bireylerine bir bakın! Ne düzeyde dürüst, paylaşımcı, çalışkan, üretken, yüreklendirici, hakkaniyet sahibi ... gibi laflar etmiyor. Hiç kimse kendini bu yönleriyle sorgulamıyor!

Nefret, kin, bencillik, öfke, ötekileştirme, aşağılama tohumları saça saça neyin inancının gövermesini bekliyorsunuz Sayın Başbakan!

Bana öğretilen dinime göre, yaratandan ötürü yaratılan her şey sevilir. İnsan ise en büyük değerdir.

Hem dindar, hem çağdaş olunur elbette; herhangi bir çağın yapısal özelliklerini belirleyen unsurlar vardır.

Çağı belirleyen unsurlarda geliştiren özellikler de bulabilirsiniz, gerileten özellikler de.

Yaşadığınız çağın insanı olmakta seçilecek iki yol olduğu gibi, bugünü geleceğe taşırken ya yol aldırırsınız, ya da bulunduğu noktadan geriye götürürsünüz.

Varlığınızın bilincinde olarak evrendeki yerinize ilişkin ne kadar sorumluluk duyduğunuzla ilgilidir bu seçiminiz.

Bu ülkede yaklaşık altmış yıldır muhafazakâr partiler ağırlıklı olarak iktidar olmuştur.

Son on yılda da AKP'nin varlığı görülmektedir. Cumhuriyet'i kuran kadrolarca oluşturulan CHP, bünyesinden muhafazakâr DP'yi ve diğer sağ partileri çıkarmıştır.

Eğer bu gençlikte bir problem varsa, Allah'a bile çıkarı uğruna yaklaşarak, cenneti de parsellemeye kalkan bu kişiler yüzündendir.