2019 Yerel Seçimleri’nde “İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder” sloganıyla yola çıkan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İstanbul ve Ankara'dan sonra Bursa’nın da kaybedilmesi hiç hoşuna gitmemişti.
CHP’nin Mustafa Bozbey’le 47 yıl sonra muhafazakar merkez sağın kalesi olan Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni kazanması AK Parti için hazmedilmesi zor bir yenilgi olmuştu. CHP’nin 2024 Yerel Seçimleri’nde birinci parti olması da yeniden aday olup seçilme planları yapan Erdoğan için bardağı taşıran damlaydı.
O gün bugündür İBB Başkanı İmamoğlu başta olmak üzere CHP’li belediye başkanları “yolsuzluk”, “rüşvet”, “irtikap” suçlamalarıyla şafak operasyonlarında gözaltına alınarak tutuklanırken Bozbey’in adı da sürekli konuşuldu. Neredeyse haftada bir “AK Parti’ye geçti geçiyor, az kaldı” iddiaları ortaya atılırken, bunu “operasyon ha geldi geliyor” tahminleri izledi.
Sonunda, iktidar yanlısı kalemlerin de gündemden düşürmediği şey oldu, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 2019’a kadar görev yaptığı Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin bazı suçlamalar nedeniyle sabah operasyonuyla eşi Seden Bozbey, kızı ve ailesinden bazı isimlerle birlikte iş insanlarının da olduğu 57 kişiyle birlikte gözaltına alındı.
Operasyon ne zaman yapılıyor? 31 Mart’ta. yani CHP’nin Bozbey’le 47 sonra Bursa’yı kazanmasının ikinci yıldönümünde. Ve Bozbey'in basın toplantısıyla görevdeki iki yılını değerlendireceği gün. Özellikle seçilmiş belli ki. '31 Mart'ta kaybetmiştik', yine '31 Mart'ta tekrar alıyoruz' dercesine!
Aslında mesele Bozbey’in ve hakkındaki iddiaların ötesinde bir konu. Bugün gerçekten bağımsız adil bir yargı düzeni işliyor olsa AK Partili ya da MHP’li kaç belediye Bozbey’e ve diğer CHP’li belediye başkanlarına yöneltilen suçlamaların benzerlerinden azade kalır acaba? Ayrıca İstanbul’da 2019 sonrasına bakın diyenler Bursa’da Bozbey için 2019 öncesine bakın diyorlar. Bakılmış da zaten. Bozbey 2019’da seçilemedi 2024’e kadar bekledi, neden o zaman bir operasyon yapılmadığı da ayrı bir soru. Ayrıca, eğer Bozbey'e kente ilişkin birtakım suçlamalar yapılıyorsa, AK Partili diğer belediye başkanları nerede? Doğanbey TOKİ, Yunuseli’deki Downtown ve daha birçok yapı, kimlerin eseri? Bursa’yı organize sanayi bölgeleri ile dolduranların, kaçak fabrika kurduranların suçları yok mu kente ilişkin? Mesela Bozbey'in sık sık dile getirdiği önceki dönemde BUSKİ’de yapılan yolsuzluklar?
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, hakkındaki iddialara ilişkin belgeler koyarak suç duyurusunda bulunduğu eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e bırakın sabahın köründe operasyon yapıp gözaltına almayı, bu suç duyurularına dair dava bile açılmadı. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın dediği gibi "Gökçek döneminin yargılanmadığı bir Türkiye'de hiçbir belediye başkanının yargılanmasının kamuoyu vicdanında karşılığı yok." Kaldı ki, Erdoğan 2017’de İstanbul, Ankara ve Bursa’nın da olduğu 7 ilin belediye başkanını zorla istifa ettirdi. Bu başkanların neden istifa ettirildiği kamuoyuna açıklanmadı, haklarında herhangi adli bir işlem de yapılmadı, sadece “metal yorgunluğu” denildi.
CHP’li belediye başkanları yargılanamaz mı? Tabi ki yargılanır, hakkında bir iddia varsa, sonuna kadar gidilsin. Oysa, çağırsalar gidip ifade verip yargılanmaktan korkmayacak belediye başkanları sabahın köründe polis baskınları ile gözaltına alınıyor ardından görevden uzaklaştırılıyor. Bu yolsuzlukla mücadelenin ötesinde siyasi bir operasyon çünkü. Bugün başta İmamoğlu olmak üzere CHP’li 18 belediye başkanı, yüzlerce partili ve bürokratın tutuklu olması da siyasi.
Bu operasyonlarda hedef, son seçimde birinci parti olan; serbest, eşit ve adil bir seçimde Erdoğan’ı ve AK Parti’yi iktidardan edecek olan Cumhuriyet’in kurucu partisi. Erdoğan’ın karşısına çıkacak rakiplerin birer birer yarış dışı bırakılması, CHP’nin seçmen gözünde itibarsız hale getirilerek iç sorunlara hapsedilip alternatif olmasının önüne geçilmesi. Bunun için de istinafta bulunan mutlak butlan davasının da yeniden ısıtıldığı görülüyor.
Ayrıca CHP’li belediyelere dönük sistematik operasyonların şurası doğru, şurası yanlış diye tanımlar yapılmasının da bir anlamı yok. Burada “seçme ve seçilme hakkı”nın kısıtlanması, hatta ortadan kaldırılmasına dönük bir süreç işliyor. Dahası hedef Cumhuriyet rejimi, demokratik seçimler, anayasada yazılı olarak kalmış olsa da hukuk devleti.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey’e yönelik operasyon ile iyice çileden çıkan CHP lideri Özgür Özel’in açıklamaları çok önemliydi. Tarihi önemde şeyler söyledi Özel:
“Milletin seçtiği birinci partiye balta çektiler. Bu, milletin seçme ve seçilme hakkına yapılmış bir darbedir. Çok partili demokratik sistem, hukukun üstünlüğü ve Atatürk'ten emanet olan Cumhuriyet’in en önemli kazanımı olan sandık tehlikededir. Yerel seçimde zapt edilmiştir. Genel seçimle ilgili uygun atmosfer olursa konulacaktır, olmazsa belki de ondan da cayılacaktır.
Kuzey Irak’ta Amerika nasıl Türk askerinin başına çuval geçirip hepimize mesaj verdiyse bugün ‘Biz Cumhuriyet rejimini sürdüreceğiz, seçilenin iktidarda kalmasını savunuyoruz’ diyen Cumhuriyet Halk Partisi’nin başına örülen çorap, milletin kafasına geçirilen çuvaldır.
Talimat yine Amerika’dandır. Amerika olur verdiği için yapılabilmektedir bunların hepsi. Her darbenin arkasından çıktıkları gibi bu darbenin de arkasındadırlar. 15 Temmuz’da olduğu gibi, 12 Eylül’de ‘Bizim çocuklar’ yaptığı gibi onların çocuklar şimdi de bundan sonraki Cumhuriyet hükümetine darbe girişimindedirler. Ben bu somut tanı ve bu iddia ile burada duruyorum. Gelen gelsin, alabilen alsın. Dokunulmazlığımı kaldıran kaldırsın.
Türkiye’de Trump desteği ile Cumhuriyet rejimi ortadan kaldırılmaya, yerine Trump kimi istiyorsa onun yönettiği bir rejim dayatılmaya çalışılmaktadır. Mevzu Venezuela kadar net, Suriye kadar berrak ama Trump açısından İran kadar da pabucun pahalı olduğu bir yerdedir.”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, söylediklerinde haksız mı?