SON DAKİKA
Hava Durumu

Oyun büyük ama bozmak mümkün

Yazının Giriş Tarihi: 25.05.2026 13:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 27.05.2026 00:20

“Oyun büyük yeğen” diyordu Tuncel Kurtiz Ezel dizisinde Kenan İmirzalıoğlu’na. Evet oyun çok büyük ama oyunu bozmak da mümkün…

Saray tarafından CHP'nin başına kayyım olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu’nun çağrısı ile Cumhuriyet’i kuran partinin kapısına dayanan polis ordusunun kapıları kırıp, plastik mermi ve biber gazı kullanarak içeri girmesi oyunun ne kadar büyük olduğunu ve oyunu kuranların gözlerini kararttığını gösteriyor.

2017 referandumu ile çok partili demokrasiye veda ederek tek adam rejimine geçtiğimizden bu yana yaşadığımız sivil darbeler zincirinin yeni bir halkası bu. Geçen yıl 19 Mart’ta İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sabahın köründe polis baskınıyla evinden gözaltına alınmasıyla başlayan sürecin devamı dün CHP Genel Merkezi’nde yaşandı, ibretlik görüntülerle.

Yerel bir mahkemenin YSK'nin görev alanındaki bir konuda yetki gaspı ile verdiği "mutlak butlan" kararıyla yeniden partinin başına getirilen Kılıçdaroğlu dün yaşanan utanç ile övünebilir! Muzaffer bir edayla partinin başına geçmesini kutlayabilir. “Dersimli Kemal” ne kadar gurur duysa azdır, büyük iş başardı ve yeniden CHP’nin başına getirildi.

Zaten iki gün önce evinden çıkışta gazetecilere açıklama yaparken son derece keyifli ve enerjikti. Neden olmasın ki, Erdoğan ona büyük bir fırsat veriyordu, “sırtındaki hançer"in intikamını alması için. Çünkü kendisi de CHP’de yaşanacak kaosun seçmende yaratacağı umutsuzluğun meyvelerini toplamak istiyor seçimde.

Yakın zamanda kaybettiğimiz Prof. Dr. Yalçın Küçük’ün yıllar önce gazeteci Ferit Atay’la bir söyleşisinde söylediği, “Kılıçdaroğlu bir CHP hainidir” sözünü çok ağır bulmuştum. Yok o kadar değildir demiştim. Yalçın Hoca’nın sert, ağır ama önemli tespitlerinden biriymiş demek ki, bugün daha iyi anlaşılıyor. “Hain” kullanmaktan kaçındığım bir ifadedir ancak bu olan bitenler nasıl açıklanır söyler misiniz!

Yalçın Küçük, cumhurbaşkanını halkın seçtiği ilk seçim olan 2014’te, “Seçimler artık bitmiştir, bundan sonra plebisittir” (Alınmış olan bir kararın halka onaylatılması) demişti. Maalesef sonrasında yaşananlar bunları doğruladı. Deniz Baykal, Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçdaroğlu üstlendikleri görevleri eksiksiz yerine getirdiler! Bunları yazıyorum ama bizler de gittik oy kullandık, hatta bizim Suat Şenocak ve başka birçok arkadaşla tartışmalarımız olmuştu, Kılıçdaroğlu yüzünden işitmediğim laf kalmamıştı.

AK Parti’nin tek başına iktidarı kaybettiği 7 Haziran 2015 Seçimleri ile FETÖ’nün 2016’daki darbe kalkışması, olağanüstü hal koşullarında yapılan, demokrasiye veda ederek tek adam rejimine geçtiğimiz 2017 referandumu, dün son sahnesine tanık olduğumuz sürecin önemli dönüm noktaları oldu. Bunlar olurken, iktidar açısından ise 2015’te yaşanan kırılmanın bir benzeri 2024 Yerel Seçimleri’nde yaşandı.

O zaman nasıl ki Erdoğan’ın iktidarda kalması için devreye giren bir akıl bazı şeyleri organize ettiyse şimdi de aynısı yapılıyor. Erdoğan’ı İstanbul’da üç kez yenen İmamoğlu’nun 32 yıl önce aldığı üniversite diploması iptal edildi, kendisi hapse atıldı. Halka CHP için, “bunlardan bir şey olmaz” dedirtmek için ellerinden geleni yapıyorlar, Kılıçdaroğlu da bunun en önemli aparatı olarak yeniden sahne alıyor.

İşte bugün Türkiye, maalesef CHP içinden çıkan büyük bir ihanet yaşıyor. Bu Cumhuriyet rejimini, demokratik laik hukuk devletini yıkma sürecinin son hamlelerinden biridir. Askeri darbe dönemlerinde bile görülmeyen şeyler yaşanıyor ülkede, “yok o kadar değil, olmaz” dediğimiz şeyler bir bir oluyor. Bunlar demokrasi ile iktidara gelen AK Parti döneminde oluyor.

CHP Genel Merkezi’nde dün yaşanan görüntüler, Türkiye siyasi tarihine utanç olarak geçmiştir. Ülkeye bunu yaşatanlar ihanet içindedir. Kılıçdaroğlu’nun özlemle beklediği hukuksuz “mutlak butlan” kararı ile Cumhuriyet'e, seçimlere, çok partili demokratik düzene, demokratik laik sosyal hukuk devletine darbe yapılmıştır. Bu adıyla sanıyla darbedir. Halkın, parti delegesinin seçme hakkının yok sayılmasıdır.

Rejim, Cumhuriyet'i kuran partiye, kurultayda kaybetmenin verdiği intikam hırsıyla dolu, "Dersimli Kemal" eliyle yıktırılmak, Trump'ın sömürge valisinin dillendirdiği bir monarşi rejimi inşa edilmek isteniyor. Ne diyordu Tom Barrack özetle: “Demokrasi sizin neyinize, size merhametli monarşi yeter, zaten İsrail de bölgede ulus devletleri hiç istemiyor.”

Peki iktidar ve “Kurtlar Vadisi” replikleriyle sosyal medyada şişirilen Dışişleri Bakanımız tek kelime etti mi bu haddini bilmeyen büyükelçiye? Niye etsinler ki, onların hayal ettikleri rejimi söylüyor adam. Emperyalist bir proje hayata geçirilmeye çalışılıyor ve Erdoğan iktidarının ömrünü biraz daha uzatması beklenen Kılıçdaroğlu da bu projenin önemli ayaklarından biri olacak. Kiminle beraber olacak? Projenin yürütücüsü MHP lideri Bahçeli ve Öcalan’dan başka dertleri olmayan DEM Parti ile birlikte.

Hedef ne? Üniter ulus devlete veda ederek, yurttaşlık ve eşit haklar yerine etnik, dinsel ve mezhepsel tanımların yapıldığı Lübnan tipi bir anayasa. Milletin derdinin anayasa değil geçim olduğu, adalet istediği bir dönemde “darbe anayasasından kurtulmamız lazım” kılıfıyla sundukları anayasadan muratları işte böyle bir anayasa ve elbette Erdoğan’ı ölene kadar orada tutacak bir değişiklik.

Atatürk Gençliğe Hitabe’de o sözleri sanki CHP’ye de söylemiş. “Gaflet ve dalalet, hatta hıyanet içinde olanlar”, “şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleri ile birleştirenler.”

İşte bu ahval şerait içinde yapılması gereken ne, buradan bir çıkış var mı? Elbette var ancak bunun için halkın örgütlü bir demokrasi mücadelesine buna önderlik edecek siyasi bir harekete, partiye, sivil topluma ihtiyaç var.

İktidarın değişmesini isteyen muhalif seçmen kitlesini konsolide tutacak ve ülkeye nefes aldıracak siyasetin çok iyi belirlenmesi lazım. CHP'ye oy veren seçmenlerin de Kılıçdaroğlu yönetimindeki partiye sandıkta gereken dersi vermesi gerekir.

Bu kötü gidiş ancak ve ancak demokrasiye inanan, demokrasinin olmazsa olmazı siyasi partilerin de halkın gücünü arkasına alarak ortak bir mücadele hattında buluşması ile durdurulabilir. Bunu 10 yıldır hapiste tutulan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, üstüne basa basa söylemişti, biricik yol; halkın birlikte hareket etmesidir. Burada oyunu bozacak en önemli aktör de başarabilirse Özgür Özel ve kuracağı ekip olacaktır.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.