SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Ne bu şiddet bu celal!

Yazının Giriş Tarihi: 14.09.2022 12:44
Yazının Güncellenme Tarihi: 15.09.2022 12:25

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, İzmir’in Yunan işgalinden kurtuluşunun 100. Yıldönümü nedeniyle düzenlediği ve sanatçı Tarkan’ın verdiği konser yüzbinlerce yurttaşı Gündoğdu Meydanı’nda buluşturdu.

Tarihe geçen dev miting sonrası başta MHP Genel Başkanı Bahçeli olmak üzere tüm iktidar temsilcileri ve bilumum küçük bileşenleri İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in konuşmasını hedefe koyarak yüzbinlerin demokrasi ve Cumhuriyet duyarlılığında buluşmasını itibarsızlaştırma yarışına girdiler. Çünkü böyle büyük konser buluşmaları iktidarın canını sıkıyor. Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca insanın katıldığı festivalleri neden yasakladıkları daha iyi anlaşılıyor.

Sanırsınız ki, Tunç Soyer’i hedef alan iktidar sözcüleri laik Cumhuriyet ve aydınlanma devrimlerinin yılmaz savunucuları. Sanki Tunç Soyer laik Cumhuriyet’i yıkmaya çalışıyor bunlar da bunun karşısında kaya gibi duruyorlar!

Peki bu zevatın laik Cumhuriyet’i alenen hedef alan onun yıkılması için ellerinden geleni yapanlara yönelik tek bir kelimeleri var mı?

Mesela dönemin İngiltere Başbakanı Lloyd George’un Lozan için kendi ülkesi adına söylediği “Lozan hezimettir” sözünü yıllarca Mustafa Kemal Atatürk’ü hedef alarak tekrarlayan ve “Keşke Yunan galip gelseydi” diyecek kadar şuurdan yoksun olan Kadir Mısıroğlu’na tek kelime etmişler mi?

Hakkını yemeyeyim Devlet Bahçeli’nin, Kadir Mısıroğlu’nu, 2018'de Atatürk’ün ölüm yıldönümünden bir gün önce 9 Kasım’da hastanede ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a yönelik sert bir tepkisi var.

Ama artık Bahçeli’nin böyle tepkileri yok, o tepkiler milattan öncesinde kaldı. Kurtuluş Savaşı’nı, (Atatürk’ü geçtim, onu hiç hazzetmiyor zaten) onun diğer komutanlarını ve vatanın kurtarılması için şehit düşenleri yok sayan, şehirlerin düşman işgalinden kurtuluşu için yapılan kutlamaları gereksiz gören, “ne münasebet, tek kurşun atmadık” diyecek kadar Cumhuriyet düşmanlığı tüm hücrelerine işlemiş olan siyasal İslamcı karşı devrimci İsmail Kahraman’a yönelik tek kelime etmedi. Onun şimdi tek derdi var, erken ya da zamanında yapılacak seçimde Tayyip Erdoğan’ı yeniden cumhurbaşkanı seçtirmek. “Aday belli, karar net” sloganı ile Erdoğan’a destek mitingleri yapıyor.

Soyer, konuşmasında Cumhuriyetin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerine gönderme yaparak dönemin Osmanlı yönetimini eleştiriyor, Cumhur İttifakı’nın sözcüleri ve iktidarın propaganda aleti bağlı medya ise dönemin saray yönetimine sahip çıkarak Soyer’i hedef alıyor.

“100 yıl önceydi. Bu toprakları yönetenler, gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içindeydi. Gençleri, kadınları, çocukları, geleceği hiç düşünmediler. Saraylarındaki saltanatı korumak için bütün bir milleti ateşe attılar. Yine o sabah, tam da bu bulunduğumuz yerden, Kordon boyundan göğü yırtan bir ses yükseldi. O ses, sadece bir kurşunun sesi değil, İzmir’den tüm Anadolu’ya yayılacak bir direnişin müjdecisiydi.”

İşte Soyer’in sözleri bunlar…

Doğru değil mi bunlar, neresi yanlış?

Peki tepkiler…

İşte onlar ibretlik gerçekten…

Bahçeli, "Vatan topraklarına kanlı çizmeleriyle basan müstevlilere tek kelime edemeyen bugünün iş birlikçi siyasetçilerinin, 9 Eylül 1922 tarihinin 100’üncü yıl dönümünde tarihimizi düşman gözüyle yorumlaması iflah olmaz bir cahillik, tedavisi imkansız devşirme hastalığıdır." ifadelerini kullandı.

Oysa devşirme en çok Osmanlı ile özdeş... Yüzyıllarca devlet yönetiminde görev yapan ve başarılı olan devşirmeler var. Bahçeli’nin açıklamasını hazırlayanlar bunu bilmiyor olabilir mi?

AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş da, sanki Soyer Osmanlı devletini hedefe koymuş gibi, “Mustafa Kemal Atatürk de bir Osmanlı subayıydı” dedi. Tabi ki Osmanlı subayıydı, uzaydan gelmedi.

"Cumhuriyet de Osmanlı Devleti de bizimdir" ifadesini kullanan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Güzel İzmir’imizin düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümünde, ülkemize yapılmış düşmanlıklara karşı konuşması gerekenlerin Osmanlı Devleti’ni hedef alması şuursuzluktur. Bütün siyasi misyonu Cumhuriyetimiz ile Osmanlı Devleti’mizi kavga ettirme üzerine kurulmuş olanlar var. Cumhuriyetimize sahip çıkmak için tarihimizin büyük köklerinden Osmanlı Devleti ile kavga etmek milletimizin kimliğine saldırıdır. Cumhuriyet de bizim, Osmanlı Devleti de…"

İyi güzel de Atatürk adını taşıyan statları, okulları yıkıp yerine yapılanlara onun adını koymayı düşünmeyen, sürekli Osmanlı Padişahı Abdülhamid’i yücelterek onun üzerinden siyaset yapan ve bugünün dünyasında Osmanlı hayali kuranlar kim?

Bugüne kadar laik Cumhuriyet’in hedef alınması karşısında sesi soluğu çıkmayan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ da tepkisini, "Tarihi acıyla ve kahramanlıkla dolu olan İzmir’imize büyük hakarettir. Osmanlı’yı hain ilan ediyor ama işgalci Yunan’ın adını zikredemiyor bile. Seneye kutlamaları Atina’da yapın da tam olsun" sözleriyle dile getirdi. Peh peh peh… Ne tepki ama değil mi?

Hamza Dağ’a soralım madem; AK Parti iktidarı 20 yıl boyunca Ege’de Yunanistan tarafından işgal edilen adalar için ne yaptı, kendisi Tunç Soyer’e gösterdiği tepkinin bir benzerini Yunanistan’a gösterdi mi?

Hele bir de ülkenin adaletten sorumlu bakanı var ki, sormayın. Ortada yeter ki muhalefeti hedef alan bir kampanya olsun, hızlı bir şekilde öne atılıyor... Öyle kısa da değil, uzun uzun muhalefete giydiriyor, en iyi tepkiyi ben veririm dercesine.

Adalet Bakanı, Sedat Peker’in, yenilir yutulur olmayan, ortalığı kasıp kavuran, normal bir ülkede defalarca iktidarın gitmesine neden olacak iddialar konusunda tek kelime etmezken, büyük bir zevkle Tunç Soyer’e haddini bildiriyor! Ama ne had bildirme! Bakanın veciz sözlerini okuyunca yüreğimiz soğuyor!

İktidar sözcüleri konuşur da onun minik ortağı durur mu?

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici de palayı sallamış Tunç Soyer’e:

"Bu çirkin, hadsiz, sözlerinden tarih bilmezliğinden, ecdat tanımazlığından, kadir kıymet bilmezliğinden dolayı önce şiddetle kınıyorum ve bütün bu sözlerini lanetleyerek kendisine iade ediyorum. Soyer ve onun zihniyetindekiler ihanet içerisindedirler. Asıl gaflet, dalalet ve ihanet içinde olanlar kendileridir.”

Cumhuriyeti, devrimleri hedef alan ne Kadir Mısıroğlu ne İsmail Kahraman ihanet içinde değil, onlara yönelik tek kelime yok ama Tunç Soyer ihanet içinde, öyle mi?

Bir de bu iktidarın böyle zamanlarda pusuda bekleyen yancıları var. Mesela VP Genel Başkanı Doğu Perinçek’in başında olduğu Aydınlıkçılar… Yeter ki onlar için CHP’yi, CHP’li belediye başkanlarını hedefe koyan bir durum olsun, hemen silahları kuşanıp sayfalarından ateş etmeye başlarlar iktidar ile birlikte… Tunç Soyer konusunda da benzer tavrı göstermekte gecikmediler. İktidar sözcülerinin Tunç Soyer'i hedef alan açıklamalarını büyük bir iştahla ve çarpıcı başlıklarla sayfalarına taşıdılar.

Sadede gelirsek; Tunç Soyer’i hedefe koydukları cümleler kimin sözleri? Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk’ta da geçen ve Osmanlı devletinin son dönem yöneticilerine ilişkin söyledikleri. Teslimiyet içinde olan, Anadolu’nun işgaline yol açan anlaşmalara imza koyan, ulusal kurtuluş mücadelesine karşı duran ve Mustafa Kemal ve arkadaşları için idam fermanı çıkaranlar…

Siz Osmanlıyı batışa götüren, Anadolu’nun işgaline yol açan saray yönetimine söylenenlerden rahatsız iseniz yeriniz neresi, nerede duruyorsunuz?