SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Faruk Çelik değil, sorumlu biziz !

Yazının Giriş Tarihi: 19.11.2014 01:42

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Yüksel Baysal ve Mustafa Özdal'la buluşmasında içini dökmüş. İstifa çağrısı yapanlara rest çekmiş; 'Saçımın teli kadar sorumluluğum olduğunu hissetseydim anında istifa ederdim' demiş...

Gerçekten büyük rest !

Görevde olduğu süre zarfında ölümlü iş kazaları tavan yapan bir bakan için büyük laf, büyük rest, ne diyeyim...

Kolay mı, bunca ölümlü iş kazasının yaşandığı ülkenin Çalışma Bakanı olmak ve de kıl kadar sorumluluğu bulunmamak...

Asıl 'başarı' da budur zaten...

Bakanın 'başarılarını' meslektaşımız Yüksel Baysal da yazmayı ihmal etmemiş zaten...

Çelik'in kendinden emin ve rahat olduğunu vurgulamış, "Hangi görevi alırsa alsın, her türlü sorumluluğun altından başarıyla çıkmayı bilen bir isim" olduğunu da eklemiş. Çelik bu yüzden de hükümette ikinci kez bu göreve getirilmiş.

Nasıl emin ve rahat olmasınlar ki; yasama, yürütme ve yargının tek elde toplandığı, iktidarın Sayıştay'dan başlayarak yargıya hesap vermesinin imkansız hale getirildiği bir düzende.

Faruk Çelik de, Erdoğan Bayraktar'ın 17 Aralık operasyonundan sonra can havliyle söyleyip sonradan yuttuğu gibi, "Ne yaptıysam Başbakan'ın bilgisi dahilinde yaptım, ben istifa ediyorsam, o da istifa etmeli" de diyebilirdi.

Demesine gerek kalmadı çünkü 17 Aralık sonrası yargıya gerekli ayarlar verildi Anayasa'ya aykırı düzenlemeler ile...

Faruk Çelik, Bakanlık bünyesinde, SGK ve bağlı bazı kurumlardaki uygulamalarda başarılı işler yapmış olabilir. Ancak bunlar, sürekli artan iş kazalarını, Faruk Çelik'in, Taner Yıldız'ın ve Lütfi Elvan'ın başında bulunduğu bakanlıkların toplu ölümlere yol açan facialardaki sorumluluklarının sorgulanmasını örtemez.

Önümüzde çıplak bir gerçek var; bu ülkenin insanları toplu iş cinayetlerine kurban gidiyor. Analar ağlıyor, eşler dul, çocuklar yetim kalıyor...

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası'nda ve iş kazalarını önlemede Avrupa Birliği normları örnek alınıyorsa Avrupa'da olmayan kazalar, ölümler neden Türkiye'de oluyor diye sormak gerekmiyor mu?

Bu normların uygulanması kağıt üstünde kalıyor demek ki.

Kime soracağız biz bu toplu iş cinayetlerini? İşveren asansörün vidasını sıkmıyorsa kim sıktıracak bu vidayı? Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevini yapıyorsa, kim görevini yapmıyor? Kim göz yumduruyor bu ocakların ölüm ocaklarına dönüşmesine?

Kendisinin sorumluluğu yoksa, sorumluluğu olanları söylemesi Çelik'in bu halka karşı sorumluluğu değil mi? Kıl kadar değil mi bu sorumluluk?

Daha bu satırlar yazılırken Antalya'da bir tekstil yıkama fabrikasında 2 işçinin öldüğü 13 işçinin yaralandığı patlamanın haberi geldi.

Bir ülkede insanlar topluca iş kazalarında ölüyorsa o maden ocağını işleten kadar bunun bir de siyasi sorumlusu vardır ve iktidardır. Başbakandır, ilgili bakanlardır. Çalışma yaşamını, işletmelerin teknik çalışma koşullarını düzenleyen yasaları, yönetmelikleri hazırlayan, uygulamasını yürütenlerdir.

Demokrasinin, hukukun işlediği bir ülkede 301 işçinin ölümün hesabının verilmesi gerekir. Sorumluların ortaya çıkarılacağı yer de yargıdır. Savcılığın soruşturma izni istediği müfetttişler ya da diğer sorumlular için soruşturma izni vermeyerek kıl kadar sorumluluğum yok deyip işin içinden çıkılamaz. Sorumluluk yargıya yardımcı olmaktır.

Zaten bu işin sorumluları ölen işçiler ve biziz !

İşçiler ölmekle en büyük hatayı yaptılar ve bakanlarımızı istifa çağrıları ile başbaşa bıraktılar!

O yüzden Faruk Çelik'i, açıktan ya da dolaylı da olsa eleştirmediği diğer bakan arkadaşlarını 'başarılarından' dolayı ben de tebrik ediyorum !

Faruk Çelik'in "kıl kadar" dertlenmesine gerek yok, bütün sorumlu biziz !

twitter.com/zaferopsar