SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

CHP nereye doğru?

Yazının Giriş Tarihi: 15.06.2011 07:33

Partiye uzun yıllar egemen olan bu anlayış sonuçların alınmasıyla birlikte sesini yükseltmeye başladı.

Seçim sonuçları üzerinden değerlendirmeler yapmak, parti yönetimini ve izlenen politikaları sorgulamak kaçınılmaz. Hele bu parti kendini sosyal demokrat olarak tanımlıyorsa.

Ancak sesini yükseltenlere bakınca, hele kendi seçim bölgesinde birinciliği AKP'ye kaptıran Deniz Baykal'ın yakın çevresi aracılığı ile başlattığı daha sonra kendisinin dillendirdiği eleştiriler 'insaf' dedirtecek türden.

Bir de 15-20 yıldır CHP'nin getirildiği durumu düşününce faturayı topu topu bir yıllık genel başkan ve ekibine kesmek insaflı görünmüyor.

Kılıçdaroğlu 81 ili eksiksiz dolaşıp mitinglerde boy gösterdi halkla temas etti. Kimi zaman ezber konuştu aynı şeyleri tekrar etti amigo gibi kalabalığa birşeyler söyletti ama partisinin bilim kurulunca hazırlanan projeleri anlattı halka.

Projeler eleştirilebilir, bazılarının hayata geçirilemeyeceği ileri sürülebilir. Unutulmamalı ki CHP uzun yıllar sonra ilk kez bu denli toplumun her kesimine birşeyler sunan projelerle meydanlara çıktı.

Eleştiriler, "projeleriniz AKP'ninkilere benziyor"le başlıyor "önseçim yapılmadı" ile devam ediyor. Halkın ihtiyaçları farklı mı ki başka şey söylesin. CHP'nin projeleri halkta bir ilgi yarattı ancak bunun sandığa yansıması cılız oldu.

Çok doğal, 20 yıldan fazladır halkın önüne bir proje ile gidilmemiş. Halk, "bunlar bir şey söylüyor ama ne söylüyor" demeye başladı fakat oy vermedi.

"Önseçim"i dillendirenler sanki parti içinde demokrasiyi uygulayıp önseçim yapmış gibi. Üstelik tüzüğü de delege yapısını da kendini sağlama alacak şekilde dizyan etmeleri bir yana.

CHP'de temel sorun değişen dünya ve bölge koşullarına uygun politikalar üretilmemesinden kaynaklanıyor. Bu değişim ve dönüşümü kavrayamayan, statüko yanlısı, TSK'nın zaman zaman çıkışlarına omuz vererek iktidara muhalefet etmeyi marifet sayan zihniyetten kaynaklanıyor.

Bu zihniyet değişmediği, Kemal Kılıçdaroğlu'nun da henüz net olarak tavır koyamadığı bu anlayış yıkılmadıkça CHP geniş halk kesimlerinden destek alamaz.

Bu anlayış, Yaşar Büyükanıt'ın gururla "ben kaleme aldım" dediği 27 Nisan e-muhtırasının "altına imza atarak" bununla AKP'ye muhalefet eden, 367 gibi birtakım zorlama yorumlar ve Anayasa Mahkemesi kararları ile cumhurbaşkanı seçimini kilitlemeye çalışan anlayış.

Bu anlayışın sahipleri, "İdamı göze alan, ancak yeni anayasa yapabilir" diyenler. TCK'nın düşünceyi cezalandıran 301. Maddesi'nden aydınlar ve gazeteciler yargılanırken bu maddeyi Kemal Kerinçsizler'le birlikte savunanlar.

CHP'ye yıllarca egemen olan zihniyet şimdi ayaklanmış, "Kimseyi başarı diye kandıramazsınız" diyerek aynı anlayışı devam ettirmeye çalışıyor. Cumhuriyet mitiglerine bel bağlayıp sonra da eli boş dönenler statükocu anlayışı egemen kılmaya çalışıyor.

SHP'de Genel Sekreter olduğu dönemde Kürtler'i ve "solcu" dediği isimleri partiden uzaklaştırıp küstüren ve Halkın Emek Partisi'nin kuruluşuyla Kürt sorununda çözümsüzlük sürecine katkı sağlayanlar şimdi "Güneydoğu'ya gittin de oyun mu arttı" diyor.

Sen yıllarca Kürt halkı ile bağlarını kopar, Sivas'ın ötesine adım atma, devletin çözümsüzlükteki inkar politikalarına omuz ver, bir yıllık genel başkanın Güneydoğu'dan oy alamamasını eleştir. Kürtler CHP'ye karşı "güven" sorunu yaşıyor maalesef. 

1999 Seçimleri'nde partiyi baraj altında bırakan, "demokrasi dersi vererek hiç gelmeyecekmiş gibi" yapıp ardından taktik bir hareketle partinin başına yeniden gelenler şimdi yeniden kazan kaldırıyor.

Batı'da olsa siyasetin çöplüğüne atılacak olan bu anlayış yeniden Türkiye siyasetinde rol oynamaya çalışıyor ancak çok zor. Artık Türkiye'nin geldiği süreç bu ve benzer anlayışları sırtında taşımaz.

Denemeye kalktıkları bu yolda kendi mezarlarını kendileri kazıp siyasetten silinecekler. Ortada gösterecekleri bir başarı da yok. Yok efendim Baykal giderken anketler CHP'nin oylarını yüzde 29 civarında gösteriyormuş. Bunları bir kalem geçiniz.

Bir lider ve ona biat eden ekibi eğer siyasi ahlaka sahipse "biz CHP'yi nereden nereye getirdik" diye özleştiri yapar ve çekilir bir kenara, yeni ekibe fırsat tanır. Demokrasi deyip birçok konuda örnek verdikleri Batı'da bunun sayısız örnekleri var.

Ama nerede öyle siyasi ahlak. Partiyi küçült, kitlelerden uzaklaştır, bir iktidar hedefi ortaya koyma, muhalefetini sadece, "tepki" üzerine kur, yargı, bürokrasi ve asker üçlüsünden güç devşirerek, "küçük olsun ama benim olsun" zihniyetiyle siyaset yap.

Gerginlik ve çözümsüzlükten beslenerek topluma sırtını dön bunu da politika diye yuttur. Bu zihniyet zaten 13 Haziran'ı zaten iple çekiyordu. Kılıçdaroğlu'nun beklentilerin altında oy alması ile de savaş baltaları çıkarıldı.

CHP'nin merkez sağdan kimi isimleri ya da bir iki isim dışında bazı Ergenekon sanıklarını aday göstermesi doğru bir tercih değildi. Bunlar partiye artı sağlamadı hatta kayıp getirdiği bile söylenebilir, sonuçlar öyle gösteriyor.

Ancak Kılıçdaroğlu'na buradan eleştiri getirenler geçmişte Lütfullah Kayalar'ı, İlhan Kesici'yi, Sümer Oral'ı unutmuş görünüyor. Hele eski ANAP'lı Feridun Pehlivan'ın CHP Bursa İl Başkanı olarak atanmasını nasıl açıklıyorlar acaba?

Kim CHP'de bu eski anlayışı ve statükoyu devam ettirmeye kalkarsa onların akıbeti de aynı olacak ve siyasetin mezarlağında yerlerini alacaklar. CHP'nin şu an bulunduğu yol ayrımı burası. Kılıçdaroğlu'nun tercih edeceği yol siyasetteki geleceğini belirleyecek.

twitter.com/zaferopsar