SON DAKİKA
Hava Durumu

CHP Genel Merkezi’nde Tom Barrack konuştu!

Yazının Giriş Tarihi: 10.06.2026 01:06
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.06.2026 02:21

Türkiye dün CHP Genel Merkezi ile CHP Meclis Grubu’nda tarihi bir gün daha yaşadı. Hukuksuz bir kararla yeniden CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi’ndeki konuşması ülkemiz ve bölge üzerinde oynanan emperyalist oyunun açık bir itirafıydı. Tarih bu günü, Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını özel olarak yazacak.

Kılıçdaroğlu konuşmasında, Trump’ın, İsrail’in uzun vadeli hesapları doğrultusunda bölgenin yeniden dizayn sürecinde bölge valisi gibi görevlendirdiği Tom Barrack’ın söylediklerini dile getirerek iktidar ile birlikte Neo-Osmanlıcılığı sahiplendiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde, açıkça gösterdi.

İşin trajik yanı, Mustafa Kemal önderliğinde emperyalizme karşı verilen Ulusal Kurtuluş Savaşı ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti, yine emperyalizm tarafından onu kuran partinin başına getirilen ve adı yine Kemal olan birine yıktırılmak isteniyor. Kılıçdaroğlu'nun dün, emperyalizmin üniter-ulus devleti yıkmak için kullandığı Neo-Osmanlıcılığı sahiplendiği konuşmasının özü budur.

Kılıçdaroğlu’un derdi, dilinden düşürmediği CHP’yi "kirden arındırma", “temiz siyaset”, “erdem”, “ahlak” filan değil. Onun gönüllü olarak kendini verdiği görevi emperyalizmin bölge planlarını hayata geçirmek için iktidara gaz verdiği Neo-Osmanlıcılık hayaline yardımcı olmaktır. Yani büyük oyunun yardımcı oyunculuğu görevi. Kuşkusuz ABD bunun için onu Oscar ödülüne layık görecektir!

Ne diyordu “sömürge valisi” Tom Barrack; “Osmanlı İmparatorluğu’ndaki ‘millet sistemi’ yüzlerce yıl farklı grupların merkezi sistemde varlıklarını sürdürmelerine imkân verdi. Türkiye, tüm bunların merkez noktası olabilir, Suriye’de gördüğünüz üzere. Ortadoğu’da demokrasiler başarısız oldu. Bu bölgede gerçekte en iyi işleyen şey, ister beğenin ister beğenmeyin, 'hayırsever bir monarşi' olmuştur. İşleyen model budur.”

ABD-İsrail’in bölgeye ilişkin planlarını birçok platfomda açıkça dile getiren ve iktidarın hiç tepki göstermediği ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack başka ne diyor? Bölgedeki güçlü ulus devletlerin 1919’dan beri Amerikan planlarını engellediğini ve bunların özellikle Arap devletlerinin İsrail için bir tehdit oluşturduğunu söylüyor. İsrail'in sınırlarında güçlü bir komşu yerine, parçalanmış ve bölünmüş bir Suriye (ve benzeri devletler) tercih edeceğini vurguluyor. Barrack, İsrail'i de bölgedeki en somut ve "yaşayan demokrasi" olarak tanımlıyor.

Peki, üstlendiği bu ulvi (!) görev 2023 Kurultayı’nda Özgür Özel’in CHP Genel Başkanı seçilmesiyle akamete uğrayan ve hukuksuz “mutlak butlan” kararıyla görevi tamamlaması için yeniden CHP’nin başına getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ne diyor?

“Osmanlı'nın topraklarına bakın. O coğrafyada yaşayan insanlara bakın. Türkiye, o coğrafyaya gitmek, o coğrafyada yeniden ama yeniden kendi kişiliğini korumak ve geliştirmek zorundadır. Biz, dünyanın önemli, sayılı ülkelerinden birisi olmak zorundayız. Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız.”

Dikkat edin, eski Osmanlı coğrafyasındaki devletlerle ticari, kültürel ve diğer ilişkilerin geliştirilmesinden söz etmiyor, oralara gitmekten o coğrafyada yeniden ama yeniden kendi kişiliğini korumak ve geliştirmek zorunda olmaktan söz ediyor. Yani Tom Barrack’ın Türkiye’nin Osmanlı milletler sistemine dönmesi gerektiğine ilişkin sözlerini dile getiriyor.

Dün, emperyalizme karşı Anadolu’da Kurtuluş Savaşı veren Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin başındaki kişi bugün emperyalizmin planlarını sahipleniyor ona gönüllü destek oluyor. Bu nasıl bir paradoks, insan şaşırıyor!

Oysa Cumhuriyet’in ve Atatürk’ün dış politikasının esasını Osmanlı İmparatorluğu'nun canlandırılması değil, üniter-ulus devletin güçlendirilmesi oluşturuyor. Amaç, Osmanlı coğrafyasını yeniden siyasi etki alanı haline getirmek değil, Türkiye Cumhuriyeti’ni güçlü, bağımsız ve saygın bir devlet olarak yaşatmak. Bu eski Osmanlı coğrafyasındaki devletlere ilgisiz kalalım demek değil elbette. O devletlerle tarihi, ticari bağları güçlendirmek, işbirliği yapmak önemli, nitekim bunlar da yapılıyor.

Kılıçdaroğlu’nun, "oralara gitmekten, yeniden ama yeniden kendi kişiliğini korumak ve geliştirmek zorunda olmak"tan söz ettiği coğrafyaya bir baktım sınır olarak batıda Yunanistan ve Bulgaristan, doğuda İran, Nahçıvan, Ermenistan ve Gürcistan var. Bu ülkeler üzerinde Türkiye’nin Osmanlı’da olduğu gibi nasıl bir siyasi nüfuzu olabilir, bu mümkün mü? Böyle bir şey bugünün gerçekleri ile bağdaşır mı? Bu olmayacağına göre geriye Kürtler’in yoğun olarak yaşadığı, ABD-İsrail'in rejim inşa operasyonlarına devam ettiği Suriye ve Irak kalıyor. Kılıçdaroğlu’nun gidelim dediği coğrafya burası olsa gerek. Kılıçdaroğlu, “Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız” diyor ama durum hiç öyle görünmüyor, tam tersi bir durum var.

Bunu bir Rus karikatüriste ait olduğu söylenen dört kareden oluşan çizim çok iyi anlatıyor. Türkiye'nin emperyalizm tarafından içine çekilmek istendiği bu plan uzun vadede Türkler'in, Kürtler'in ve diğer halkların aleyhine olacaktır. Bunu tarih gösterecek.

Ortadoğu'da İsrail dışında ulus devlet istemediklerini açıkça söyleyen Tom Barrack, bölgeye ilişkin planlarının Cumhuriyet’i kuran CHP’nin Genel Merkezi’nde Kılıçdaroğlu tarafından dile getirilmesinden çok mutlu olmuştur.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.