SON DAKİKA
Hava Durumu

Bu dönemde CHP’li belediye başkanı olmak!

Yazının Giriş Tarihi: 06.03.2026 01:33
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.03.2026 09:33

Bugün, AK Parti iktidarı döneminde CHP’li bir belediye başkanı olmak ateşten gömlek giymekten farksız. Yarın başınıza ne geleceği belli değil. Bir ihaleden, bir harcamadan ya da başka bir sebepten dolayı hakkınızda soruşturma açılması, sabahın köründe evinizden gözaltına alınıp ardından tutuklanmanız ve görevden el çektirilmeniz sıradan bir olay. İktidarın gözünün üstünde kaşın var demesi yeterli. En son, tutuklanıp görevden alınan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile birlikte tutuklu CHP'li belediye başkanı sayısı 17 oldu. Türkiye ilk kez böyle bir dönemin içinde akıbetine ilerliyor. Düşünün demokrasimizin geldiği yeri.

CHP'li olmak böyle de, DEM Partili belediye başkanı olmak farklı mı? O da farklı değil ama DEM’e yönelik operasyonlarda Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen süreç nedeniyle frene basılmış durumda. O yüzden bu sıralar DEM’e yönelik bir operasyon yok.

Muhalefete ait belediyeler iktidar tarafından yasama, yürütme ve yargı kıskacına alınmışken hiçbir AK Partili ya da MHP’li belediyeye operasyon yapılmaması bu belediyelerde işlerin çok düzgün gittiğini gösterir mi? Böyle bir ihtimal var mı? Tabi ki bir belediyede usülsüz birtakım işler tesbit edilmişse, iddialar varsa parti ayrımı yapmaksızın yasaları uygulamak gerekmez mi? Gerekir gerekmesine ama bu iktidar döneminde, milletin oylarıyla seçilmiş, sabah uyanınca savcılığa çağırıp ifadesini alalım, tutuksuz yargılayalım gibi bir düşünce asla yok.

Meselenin özü şu aslında; Kemal Kılıçdaroğlu sonrası 2024 Yerel Seçimleri’nde nüfusun yüzde 65’inin yaşadığı şehirleri CHP’nin alarak birinci parti olması ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığına soyunması, bir dönem daha cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturma hesapları yapan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Bahçeli’nin desteği ile ayakta duran Cumhur İttifakı’nın hiç hoşuna gitmedi ve olanlar oldu...

CHP’li belediyeler iktidarın dört bir yandan yürüttüğü baskı, engelleme ve “silkelemelere” rağmen hizmetlerini aksatmamaya, sosyal belediyeciliğe devam etmeye çalışıyor. Gerçekten bugüne kadar hiçbir iktidar muhalefet belediyelerine karşı böylesine düşmanca bir tutum takınmamıştı. Turgut Özal, başbakan iken 1989 yerel seçimlerinde, “eli kolu bağlı belediye başkanları ister misiniz” diye propaganda yapmış ama bu ters tepmişti. Belediyeler SHP’ye geçmiş, 1991 Milletvekili Seçimleri’nde de ANAP iktidarı kaybetmişti.

İşte bu ahval ve şerait içinde Şubat ayı basın toplantısında Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de önemli konulara değindi. Halkla olan sıcak diyalogu, her ay düzenlediği basın toplantısında icraatlarını, bütçenin, borçların, şirketlerin durumunu paylaşması, iktidarın çıkardığı zorluklara rağmen hizmetleri aksatmamaya çalışması, sorulan her soruya cevap vermesi önemli.

Basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’na CHP’li belediyeler için SSK prim borçları nedeniyle söylediği, “silkeleyin bunları” sözüne yanıt verircesine 5,5 milyar lira prim borcu ödediklerini geriye borç kalmadığını gururla haber verdi Büyükşehir Belediye Başkanı Bozbey.

İktidarın CHP’li belediyelere yönelik kuşatmasının bir ayağı da Vakıflar üzerinden yürüyor. İktidar, tapusu Büyükşehir Belediyesi’nde olan ve restorasyonu belediye tarafından yapılmış olan vakıf eserlerine de el koyuyor. Son olarak Bursa Mevlevihanesi ve Eskişehir Han Büyükşehir’den alınmış durumda. Kültürel amaçlarla kullanılan bu eserleri geri almak için dava hazırlığı yaptıklarını söyleyen Bozbey, Vakıflar tarafından benzer gerekçelerle Büyükşehir Belediyesi’nden alınan başlıca taşınmazları tek tek saydı. İşte bu eserler: Tarihi Belediye Binası, Mahfel, Şehir Kütüphanesi, Balibey Han, Şefik Bursalı Sanat Galerisi, Mahkeme Hamamı, Tahsilat ve Eski Lojman, Hakkı Paşa Konağı, Hüsnü Züber Evi, İncirli Hamamı, Beyazıt Paşa Medresesi, Umur Bey Hamamı, Mudanya Tahir Ağa Hamamı, Hünkâr Köşkü civarındaki arsa, Darphane Kültür Merkezi ve diğer bazı taşınmazlar. Benzer el koymalar Osmangazi’de de var.

Düşünsenize halen kullanılan tarihi belediye binasına dahi Vakıflar el koymuş durumda. İnanılır gibi değil. “Bursalılara ait olan toplam 19 değere el koyma cesareti gösteren bir kurum var. Bu durumu Bursalıların takdirine bırakıyorum” diyor Bozbey.

Halbuki bu tarihi eserlerin restorasyonu, korunması ve kullanımını en iyi yapacak olanlar belediyelerdir. Nitekim Recep Altepe’nin de Büyükşehir Belediye Başkanı iken üzerinde önemle durduğu konulardan biri tarihi eserler, bunların restorasyonu ve korunması idi. Birçok eser onun döneminde ayağa kaldırıldı, kültürel faaliyetlerde kullanılmaya başandı. Belediyelerin vakıf eserleri konusundaki rolü ortadayken şu yapılanlara bakar mısınız. Sanki CHP’li belediyeler düşman bir ülkenin belediyesi ve vatandaşa hizmet etmiyorlar. Meğer Özal’ın “eli kolu bağlı belediye başkanı” sloganı basit bir seçim propagandasından ibaretmiş. Muhalefet belediyelerinin asıl şimdi elleri kolları bağlı ama her şeye rağmen yine de imkanlar dahilinde sosyal belediyecilik hizmetlerini aksatmamaya çalışıyorlar. Bunların başında da kreşler geliyor.

Bozbey’in değindiği önemli konulardan biri de şikayetlere neden olan yüksek su faturalarıydı. Elbette zamlar tepki çekiyor ancak ülkede sanki normal bir enflasyon varmış gibi davranmak ne derece hakkaniyetli. Hemen her şeye sürekli zam gelirken suyun, ulaşımın bundan nasibini almaması mümkün mü?

AK Partililer iktidarın zamlarına bir şey diyemedikleri için olsa gerek CHP’li belediyelerin su ve ulaşım zamlarını hedefe koyuyorlar. Akaryakıta, doğalgaza, elektriğe gelen zamların suya, ulaşıma maliyetinin olacağını düşünmek istemiyorlar galiba!

Burada sorunlardan biri Bozbey'in seçim öncesinde su ve otopark konusundaki popülist vaatleriydi, onun da yanlış olduğunu kısa sürede gördü. Bu arada yazın yaşanan kesinti döneminde Bursalılar'ın su tasarrufu konusunda gösterdiği duyarlılığa bir kez daha teşekkür etti.

Mustafa Bozbey, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın değerlendirme toplantısında gündeme getirdiği, su faturalarında artışa neden olduğu söylenen ilçe belediyelerine giden katı atık bedellerinin düşürülmesi konusundaki bir soruya, “öneriyi getirsinler düşürelim, ben hazırım” dedi. Bakalım ilk Büyükşehir Belediye Meclisi’nde bu konu gündeme gelecek mi?

Bu arada Bozbey’in paylaştığı bilgiye göre birinci kademe olan 0-12 metreküp arasında su kullanan Bursalı vatandaşların oranı yüzde 85,91. Bunun metreküp fiyatı 53 lira. Yani ayda 10 metreküp su kullanan bir vatandaşa 530 lira fatura çıkıyor buna ilçelerin katı atık bedeli ekleniyor. Faturası 13-20 metreküp arasındaki ikinci kademeye göre gelenlerin oranı yüzde 10,51, 21 metreküp ve üzerindeki 3. Kademeye göre gelenlerin oranı ise yüzde 3,59. Tonu 53 liraya olan suyun gerçek maliyeti de 96 lira.

Büyüyen Bursa’nın artan nüfusu, iklim krizi ve kuraklıkla birlikte Bursa artık sudan ibaret değil, Bozbey’in dediği gibi su fakiri bir şehir durumunda. O yüzden bu fakirliğe son vermek için herkesin üzerine düşen neyse onu yapmak.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.