Biden-Erdoğan görüşmesinden demokrasi çıkmaz

Zafer OPSAR 13 Haziran 2021 Pazar, 13:50

ABD'nin Türkiye'de demokrasi diye derdi yoktur. Ortadoğu'da, Akdeniz'de, Karadeniz'de çıkarlarının korunması ve almak istediği tavizler vardır.

Joe Biden'ın iki yıl önce daha ABD Başkanı seçilmeden New York Times'e verdiği röportajda iktidar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan aleyhine söylediklerinin de demokrasi adına bir önemi yoktur. O sözler ABD açısından, Biden'ın seçilmesi durumda alınacak tavizleri hedefleyen sözlerdir.

Ne demiş Biden o zaman bir bakalım:

"Bence yapmamız gereken ona (Erdoğan'a) karşı farklı bir yaklaşım izlemek. Muhalefetin liderlerini desteklediğimizi açık şekilde belirtmeliyiz. Açıkça pozisyonumuzun parlamentoda da yer edinmek isteyen Kürt nüfusun entegrasyonunu sağlamak olduğunu söylemeliyiz. Yanlış olduğunu düşündüğümüz şeyler hakkında sesimizi çıkarmalıyız. Yaptıklarının bedelini ödemeli. Bazı silahları ona satıp satmayacağımızla ilgili, bir bedel ödemeli. Özellikle de üzerinde F-15 uçurarak çözmeye çalıştıkları bir hava savunma sistemleri olduğunu düşündüğümüzde. Bunlar hakkında çok endişeliyim.

Ama hâlâ, geçmişte yaptığım gibi, onlarla (muhalefet) doğrudan iletişimde olup, hâlâ var olan unsurlarını destekleyip onları Erdoğan'ı mağlup etmeleri için cesaretlendirebiliriz. Darbe ile değil, darbe ile değil, seçimle.

"(Erdoğan ve partisi) Dağıldı, İstanbul'da dağıldı, peki biz ne yapıyoruz? Oturup teslim mi olacağız? Yapacağım son şey ona Kürtler konusunda boyun eğmek olurdu. Onunla Kürtler konusunda birkaç kez görüşmüştüm. O dönemde henüz üzerlerine gitmiyorlardı.

Her neyse, şunu açıkça belirtmeliyiz... Günün sonunda Türkiye de Rusya'ya bağımlı olmak istemez."

Bu sözler Erdoğan'ın otokrat yönetim anlayışına karşı demokrasiyi savunuyormuş gibi bir görüntü çiziyor ama gerçek öyle değil. Dikkat edilirse, Suriye var, Kürtler var, F-15 var, S-400 var, Rusya var ama bir demokrasinin genel çerçevesini çizen, kuvvetler ayrılığı, adil yargı düzeni, anayasal düzen, parlamenter sistem, temel hak ve özgürlükler yok. Bunların ihlal edildiğini gösteren sözler, haksız gözaltı ve tutuklamalardan bahsetmek yok... Değindiği şeyler ABD'nin bölgesel çıkarları açısından dikkat çeken başlıklar.

Muhalefet bu sözlere yönelik eleştirel açıklamalar yapmasına rağmen, iktidar sözcüleri ve troller muhalefeti hedefe koyarak Biden'dan medet ummakla suçlamıştı.

Erdoğan ise Biden'ın bu sözleri karşısında, "Türkiye'de darbe ile yapamadıklarını, muhalefeti destekleyerek gerçekleştirmek istediklerini kameralar önünde söylemekten de çekinmiyorlar. Ya dostluğumuz var be. Oturup konuşmuşluğumuz, çay içmişliğimiz var ya. Böyle bir ifadeyi bizim için nasıl kullanırsın" tepkisini vermişti. 

ABD'nin Türkiye'de bir demokrasi derdi olmadığı gibi bu iktidarın da ülkede bir demokrasi derdi yoktur...

ABD-NATO, Ortadoğu, Akdeniz ve Karadeniz'deki çıkarlarına, AKP de ABD'nin, Batı'nın şimşeklerini çekmeden, vereceği birtakım tavizlerle iktidarını sürdürmenin yollarına bakar... Biden'in konuşmasında bahsettiğ konularda verilecek tavizlerle bu ilişki yürüyecektir. İlişkiler Trump döneminde olduğu gibi ahbap-çavuş ilişkisi biçiminde değil ama kurumsal düzeyde usülüne uygun devam eder. Bu açıdan bakıldığında Biden'ın Türkiye'nin demokrasiden iyice uzaklaşmasının önüne geçmek gibi bir kaygısı yoktur, olmayacaktır. Onun kaygısı iktidarın ABD-Batı ekseninden kayması, Rusya ve Çin'le işbirliği kartını oynamasıdır. Mesela ilk planda S-400'lerin aktive edilmemesi, depoya ya da başka bir ülkeye gönderilmesi ABD'yi memnun edecektir.

Adeta bir milat gibi önem verilen yarınki Biden-Erdoğan görüşmesine böyle bakmak lazım...

Görüşmede, "al gülüm, al gülüm, az ver gülüm" durumu olacaktır...

Zaten Erdoğan da görüşme öncesi, İznik Gölü kenarında kurulu, ABD şirketi Cargill'i sevindirecek, nişasta bazlı şeker kotasını yüzde 2,5'dan yüzde 5'e çıkararak ilk jesti yapmıştır.

Türkiye ayrıca, 'Mavi Vatan' iddiasından geri adım atmış, Doğu Akdeniz'de araştırma gemileri ile yaptığı doğalgaz aramalarını durdurmuştur. Siz hiç son zamanlarda iktidar sözcülerinden 'Mavi Vatan' ya da 'Navtex' sözlerini duydunuz mu? Duyamazsınız, çünkü AB ve ABD'nin istediği buydu.

İşte bu yüzden bu görüşmeden demokrasi adına bir şey çıkacağını beklemek aptallık; en hafif deyimle saflık olur.

Her şey, Türkiye'de muhalefetin ve demokrasiden yana güçlerin birlikte duruş sergileyerek gösterecekleri kararlılığa, demokrasi, hukuk ve özgürlükler konusunda verecekleri mücadeleye bağlıdır...

Gerisi hikaye...