SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Barışı boğazımıza düğümlediler

Yazının Giriş Tarihi: 11.10.2015 09:35

Patlamayı ilk anda ses duvarını aşan bir savaş uçağının sesine benzettim. Yüzümü sesin geldiği yöne çevirince bu kez ikinci patlamayla birlikte oluşan ateş topunu gördüm ve adeta buz kesildim görüntü karşısında.

Bursa'dan Barış Mitingi için gittiğimiz TMMOB grubu ile patlamanın olduğu yer arasındaki mesafe yaklaşık 100 metre kadardı. Tok ve şiddetli patlamanın neden olduğu sarsıntı bulunduğumuz yerden de hissedildi.

Patlamayla birlikte ilk anda kısa bir sessizlik oldu ve tüm gözler o yöne çevrildi. Sessizliğin ardından, miting için yurdun çeşitli illerinden gelen grupların yönlendiricileri panik ve izdiham olmaması için megafonlarla uyarılarda bulunarak gelecek ambulanslara yol açılmasını istedi.

Mitinge katılanların bilinçli ve sakin tavrı sonucu panikle birlikte muhtemel bir izdiham yaşanmadı. Herkes o sırada bulunduğu yerde üzerine düşeni yapmak için çaba harcadı.

Bir yandan ambulans ve sivil araçların yaralıları taşıması için yollar açılırken diğer yandan mitinge katılan doktorlar ve diğer sağlık görevlileri patlamaların yaşandığı yere yöneldi.

İkinci patlamadan birkaç saniye sonra deklanşöre bastığımda havada toz ve dumanlar vardı

Patlamaların ardından yaklaşık onbeş dakika sonra TOMA'lar eşliğindeki polisler Sıhhiye tarafından olay yerine doğru hareket etti. Polis ekiplerinin görünmesiyle birlikte kalabalıktan, "katil AKP", "katil polis", "katil Erdoğan" sloganları yükseldi.

Bulunduğum noktada etrafı görüntülemeye çalışırken ilk yaralılar da sivil araçlarla hastanelere taşınmaya başladı.

Bu sırada Sıhhiye tarafında başka bir polis ekibi ellerindeki pankart sopaları ile kendilerine sert tepki gösteren gruba biber gazı attı. Benzer bir durum diğer yanda, patlama bölgesinde de yaşandı. Polis orada da kendisine tepki gösterenlere biber gazı ve tazyikli suyla müdahale etti.

Amblanslar gelene kadar yaralılardan bazıları eller üstünde hastanelere taşındı

Düşünebiliyor musunuz ortalık kan gölü, yaralılar can cekişiyor ve siz onların canını kurtarmaya çalışırken üzerinize biber gazı geliyor. Bu nasıl bir ruh hali anlamak mümkün değil. İnsanlar yaşadıkları acıyla elbette tepki gösterebilir, buna illa ki gaz sıkarak mı yanıt vermek lazım.

TOMA'ların ardından bu kez ilk ambulanslar olay yerine gelmeye başladı, biz de Sıhhiye'ye doğru yolun açık tutulmasını sağlayarak ilerledik.

Yaralıların hastanelere ulaştırılması ile kan anonsları başladı ve bu kez hastanelere yöneldik. Birbirine yakın Hacettepe, İbni Sina ve Numune Hastanelerinin acil ve kan merkezlerinin önü adeta mahşer yeri gibiydi.

Bazı hafif yaralılar hastaneye çevredekilerin desteği ile yürüyerek gitti

Daha çok negatif türü kan ihtiyacının duyurulduğu hastane önlerinde bir yandan da kan alabilecek sağlıkçı olup olmadığı anons ediliyordu. Üç hastaneye o kadar çok yaralı gelmişti ki, Cumartesi olması nedeniyle de personel sıkıntısı yaşanmıştı.

Patlama anından başlayarak hastanelerde yaşanan manzaralar yaşamımda gördüğüm en sarsıcı en dehşet anlardı...

Türkiye'nin dört bir yanından barış umudunu diri tutmak ülkemizi bir iç savaş tehlikesinden uzak tutmak için gelmiştik Ankara'ya...

Bursa TMMOB grubu ile birlikte geceden yola çıkıp sabah saatlerinde buluşma noktası olan Ankara Tren Garı'nda kortejdeki yerimizi almak için hazırlıklarımızı tamamlamıştık.

Polisin patlama bölgesinde kendilerine tepki gösterenlere gazla müdahalede bulunduğu an

Mitinge katılanların tuvalet ihtiyacı için Tren Garı'na yönelmesi sonucu orada yoğun bir kuyruk olmuştu. Bulundukları kortejlerden ayrılanlar da patlamaların yaşandığı yerden geçerek Gar'a gidip geliyordu.

Otobüsten indikten sonra vardığımız toplanma alanında hiç resmi polis ve polis aracının olmaması dikkatimi çekmişti. Mutlaka etrafta sivil polisler vardı ama iki kişinin bile basın açıklaması yaptığı yerlerde yerini alan polislerin binlerce kişinin kortej oluşturduğu bölgede görevlendirilmemiş olması aklımıza takılmıştı.

Türkiye, tarihinin en büyük terör saldırısını yaşadı, barış çağrılarımızı boğazımıza düğümleyen bu korkuç saldırıya tanık olduk.

Mahşer yerini andıran hastane önlerinde uzun süre ihtiyaç duyulan kanlar için anons yapıldı

Ağıtlar, feryatlar tüm Türkiye'yi kapladı, yürekler dağlandı. Güzel duygularla silahsız, şiddetsiz bir gösteriyle barış için, demokrasi için, Türkiye'nin geleceği için Başkent'te buluşan insanlara adeta "Size barış yaptırmayacağız" yanıtı verildi.

Şimdi bu Meclis'e düşen ciddi bir görev var. Daha çok da muhalefete. Meclis'i toplayarak bu saldırının önünü arkasını araştırmak sorumluların yargıda hesap vermesinin yolunu açmak.

Bu yapılabilir mi? MHP'nin Suruç ve Ceylanpınar'daki saldırılara ilişkin Meclis Araştırma Önergesi'ne verdiği 'hayır' oyunu düşününce zor ama yine umudu yitirmemek lazım.

Asıl şimdi tüm Türkiye'ye düşen bir görev var; İnadına barış demek ve savaşı onu isteyenlerin boğazına düğümlemek...