SON DAKİKA
Hava Durumu

Ara seçim ya da "Bahçeli'nin seçimi!"

Yazının Giriş Tarihi: 14.04.2026 17:45
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.04.2026 22:33

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ara seçim çağrılarına ilişkin, "Kimse Türkiye'yi karıştırmaya heves etmesin. Ara seçim yok, seçim zamanındadır" diyen MHP lideri Bahçeli hiç şaşırtmıyor. Oysa kendisi hiç olmayacak zamanlarda yaptığı erken seçim çıkışları ile ülkenin bugünlere gelmesindeki başat rol sahibi.

2002’de hükümet ortakları DSP ve ANAP ile görüşmeye bile gerek görmeden, üstelik 2001 krizi önemli ölçüde aşılmış, her şey yoluna girerken kendisi Kocayayla'da AK Parti'nin iktidara gelişinin önünü açan erken seçim çıkışını yaptı.

7 Haziran 2015'te de AK Parti'nin tek başına iktidarı kaybettiği seçimde daha oy sayımı bile bitmeden, "gerekirse yeniden seçime gidilir" diyerek Baykal'ın da soru işaretleriyle dolu saray ziyareti ile dahil olduğu, Erdoğan (Erdoğan diyorum, çünkü CHP ya da MHP ile hükümeti kurmak isteyen Ahmet Davutoğlu'nun yanına Ömer Çelik'i komiser gibi tayin etmişti) Kılıçdaroğlu ve kendisi arasında 45 güne yayılan oyalama süreci sonunda Türkiye 1 Kasım’da yeniden seçime gitti ve AK Parti terörün zirve yaptığı o vakit yüzde 49 oyla iktidarını sağlama aldı. Hani Başbakan Davutoğlu’nun Gar Katliamı’ndan 9 gün sonra ve 1 Kasım seçimlerinden iki hafta önce katıldığı bir televizyon programında “Ankara’daki terör saldırısı sonra oylarımız arttı” dediği seçim.

2017’de yapılan ve oylama sürerken YSK’nin yasaya aykırı biçimde aldığı mühürsüz oy pusulalarının kabul edilmesine ilişkin kararı ile onaylanan Anayasa referandumu da Bahçeli’nin eseridir. Erdoğan’a adeta, “Sen anayasaya uymuyorsan, anayasayı sana uyduralım” diyerek Türkiye’nin başına “tek adam” rejimini getirdi. 2016’daki FETÖ darbe kalkışmasının ardından gelen referandumla, Türkiye parlamenter sisteme, kuvvetler ayrılığına veda etti. Bahçeli’nin yaptığı hamlelerin sonucunda demokrasiyi, hukuku feda ettik, AK Parti demokrasinin bağrına hançeri sapladı, tek adam rejimi, parti devleti inşa edildi.

Bunların hepsinin altında imzası olan Bahçeli’nin misyonuna Deniz Baykal ve Kemal Kılıçdaroğlu önemli destekler verdi. Ekmeleddin İhsanoğlu vakasından başlayarak her seçimde farklı bir tutum izleyen, en son yenilgisinden sonra Genel Başkanlığı bırakacağım deyip bırakmayan, kurultayda kaybedeceği ikinci tura katılan ve ardından "sırtımdan hançerlediler" diyen Kılıçdaroğlu ve pişkince İstanbul'da kayyımlığa devam eden Gürsel Tekin'in Hüsamettin Cindoruk'un cenaze töreninde Özgür Özel'in önünden geçerken yüzüne bile bakmamaları hayra alamet değil.

Özgür Özel liderliğinde yerel seçimlerde birinci parti olan CHP’ye sistematik biçimde yargı operasyonları yapan iktidar öyle görünüyor ki, Kılıçdaroğlu’na da “mutlak butlan” ile yarım kalan görevini tamamlatmak istiyor. Bugünkü koşullarda eşit, adil, serbest bir seçimi kazanması çok zor olan iktidar CHP'yi kendi içinde birbirine düşürerek yapacağı bir baskın seçimle bir beş yılı daha garantilemek istiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun hep kendisine kazandıran muhalefetini özlüyor olmalı ki, "Türk demokrasisi önümüzdeki dönemde hak ettiği ana muhalefete kavuşacak" dedi. İnsanın aklına ister istemez "mutlak butlan" davası geliyor.

“Erken seçimlerin efendisi” Bahçeli ise şimdi CHP lideri Özgür Özel’in ülkeye biraz olsun nefes aldıracak çıkışını, ara seçim önerisini Türkiye’yi karıştırmak olarak tanımlıyor. Oysa Türkiye’nin bugün geldiği noktada kimin ne zaman nerede neyi karıştırdığı belli değil mi? Bahçeli seçim konusunda da, “bunu benden başka kimse yapamaz” demeye getiriyor, çünkü olası bir ara seçim ülkenin önüne yeni bir siyasi yol açabilir, dengeleri değiştirebilir.

Hep söylerim; MHP'yi, Bahçeli'nin yaptıklarını -kamuoyunun ne olduğunu bir türlü bilemediği çözüm süreci dahil- anlayabilmek için Türkiye'nin NATO'ya girişinden sonraki siyasi sürecine, soğuk savaş dönemine, MHP'nin kuruluş ayarlarına bakmak gerekir. Bahçeli’ye adeta bir vahiy gibi gelen ve onun hayata geçirdiği kararların adresini bulmak böylece daha kolay olur. Bunun için, 2017’de aramızdan ayrılan, Emekli Kurmay Yarbay Talat Turhan’ın "Bomba Davası" kitabı en iyi kaynaktır. Turhan kitabında, ABD’nin kendi kontrol alanındaki Türkiye’de “dincilik” ve “milliyetçiliği” nasıl kullandığını örnekleriyle anlatır. Bu kullanımda bazı yasadışı sol örgütler de vardır.

Mesela Bahçeli’nin son günlerde gündeme getirdiği, bir temsilcisini bunun için Moskova’ya gönderdiği Türkiye-Rusya-Çin ittifakı önerisi de soru işaretleri taşıyor. Bence Türkiye, Rusya ve Çin ile ilişkileri güçlü tutmalı ancak bu özel bir üçlü ittifak olmamalı. Gelişmeleri daha iyi anlayabilmek için Erdoğan'ın iktidarının ilk yıllarında eş başkanıyım dediği BOP sürecine iyi bakmak gerekir. Bahçeli'nin hamlelerini BOP üzerinden değerlendirmek daha akıllıca olur. Çünkü "terörsüz Türkiye" adını verdikleri sürecin Türkiye'nin içerisiyle ilgisi yok. Olsaydı, en çarpıcı örnek; Selahattin Demirtaş cezaevinden tahliye edilirdi.

Ayrıca devlete, derin devlet tarafından özellikle yerleştirilen Fethullah Gülen cemaatine ilişkin soruların yanıtlarını da NATO'ya girişimizden sonraki siyasi süreçte yaşananlara baktığımızda daha iyi anlarız. ABD’nin, “yeşil kuşak” diye tanımlanan dinciliği Sovyetler Birliği’ne karşı nasıl kullandığının örneklerinin başında Taliban ile 1960’larda Türkiye’deki dinci yapılar gelir. Fethullah Gülen de 1963 yılında Erzurum’da kurulan Komünizmle Mücadele Derneği’nin kurucuları arasındadır. Fethullah Gülen’in akıl hocası ve ABD’de kendisine kefil olan, “Türkiye’de Kemalizm bitti, ülke ılımlı İslamla yönetilmeli” diyen CIA uzmanı Graham Fuller’dir.

Bilmem daha ne kadar anlatılabilir yaşadığımız olağanüstü dönemler…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.