Alinur Aktaş gelecekte nasıl anılmak ister?

Zafer OPSAR 10 Haziran 2021 Perşembe, 01:14

Şehirler genelde geride bırakılanlar ve bunları bırakanlarla anılır. Bırakılanlar iyi anılmaya vesile olduğu gibi kötü anılmaya da neden olabilir. Bursa anılmaları ile dikkat çeken bir şehirdir. Kente özellikle yukarıdan, Uludağ yamaçlarından baktığınızda bunu daha iyi görürsünüz.

Mesela bir Kültürpark Reşat Oyal'ı, Botanik Park ve Hayvanat Bahçesi Erdem Saker'i, Merinos AKKM Hikmet Şahin'i, Hüdavendigar Parkı Recep Altepe'yi anmamıza vesile olur. Altepe'yi başka şeyler de hatırlatır ama onlar iyi anmaya vesile değildir. Mesela, kentin bağrına bir hançer gibi saplanan Doğanbey TOKİ Konutları, kademe kademe yıkılan Atatürk Stadyumu ve Büyükşehir'in bütçesini kara delik gibi yutan yeni stad... Bu anmalar, sadece belediye başkanları ile sınırlı değildir. Bakanlık ve milletvekilliği yapmış bazı isimler de bu anmalardan iyi ya da kötü nasibini alır.

Bursa'daki radyo, televizyon, gazete ve internet haber sitelerinin muhabir ve yazarlarından sonra genel yayın yönetmenleri ile bir araya gelen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ı dinlerken bunları düşündüm. Aktaş, bazı belediye başkanlarını kente nefes aldıran icraatları ile anarken, kendisinin gelecekte kötü anılmak istemediğini söyledi.

Hiç kimse kötü anılmak istemez, ancak Aktaş'ın kentin geleceğinde nasıl anılacağını betonlaşma riski taşıyan Yunuseli Havaalanı'nın bulunduğu arazinin kaderi belirleyecek. Bir bölümü Milli Emlak'tan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na geçen 1430 dönümlük alan inşaatı çok seven iktidarın iştahını kabartıyor.

Çok sayıda siyasi parti ve çevre duyarlılığına sahip sivil toplum örgütünün betonlaşmaması için çaba harcadığı Yunuseli Havaalanı'nın son durumuna ilişkin soruları yanıtlayan Aktaş, bu alanla ilgili ortada henüz bir karar olmadığını, kendisinin de Doğanbey TOKİ'ye benzer bir süreci istemediğini belirterek, "Bursa bir Doğanbey'i daha kaldırmaz. Vallahi böyle bir düşüncem yok. Tarihe niye kara leke olarak düşeyim, niye kötü anılayım ben." dedi.

Yunuseli Havaalanı arazisinin Büyükşehir'e değil, Milli Emlak'a ait olduğunu hatırlatan Aktaş'ın bu konuda söyledikleri özetle şöyle:

"Bir yerin Milli Emlak'ın olmasını iyi okumak lazım. Milli Emlak da zaten bize 'burayı satalım, imara açalım, şöyle yapalım, böyle yapalım' demiyor. Burasının yüzde 40'ı Jandarma Komutanlığı'nın. Kalan kısmına, mania kriterleri tutmadığı için 3-5 iş adamının, hobisi olan 8-10 kişinin uçakları ile eğitim uçakları inip kalkıyor. Burulaş da kiracı olarak bulunuyordu.

Biz buraya konut yapılması konusunu net konuşmadık. Türkiye'nin en büyük Millet Bahçelerinden biri burada açılabilir. Oysa algı şu; Doğanbey gibi 20 katlı binalar yapacağız. Bursa bir Doğanbey'i daha kaldırmaz. Vallahi böyle bir düşüncem yok. Ben Yunuseli ile alakalı olarak tarihe niye kara leke olarak geçeyim. Bunun üzerinden bana yürümeye çalışanlara şunu söyleyeyim: Onlar ne kadar Bursalıysa ben de onlar kadar Bursalıyım. Ayrıca Bursa Büyükşehir Belediye Başkanıyım. Bir gün bu işlerle alakalı olarak sorgulanacağız, yargılanacağız. Niye kötü anılayım ben. Birçok alternatif konuşuluyor, alınmış bir karar yok. Sadece Jandarma'yı ileride bir yere çıkarmak için protokol yaptılar. Havaalanına komşu Büyükşehir'in şantiyesi yanında 10-11 katlı binalar var, onlar bile silueti bozmuşlar. Oraya  15-20 katlı binaları dikeceğimi söyleyenler çamur at izi kalsın mantığı ile hareket ediyor. Yunuseli ile ilgili kararlaştırılmış bir proje yok. Orayı bertaraf etmek gibi bir niyetimiz yok, yapmayız böyle bir şey."

Alinur Aktaş, Yunuseli Havaalanı arazisi ile ilgili kesin bir karar olmadığını söylüyor ama kendisi de biliyor ki Milli Emlak'a ait olan bu alanla ilgili nihai karar Ankara'dan, daha doğrusu Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan çıkacak.

Aktaş'ın orada Doğanbey'e benzer bir manzara görmek istemediğine, gelecekte kötü anılmak istemediğine kuşku yok, ancak o alanın 5-6 katlı bile olsa betonlaşması şehre bir kötülük olacak, kendisi de iyi anılmayacak. Aktaş Bursa'nın geleceğinde iyi anılmak istiyorsa, yapacağı en iyi şey; kent paydaşlarını dinlemek ve burasını kentsel dönüşümün bir parçası yapmamak olmalı. Dört gözle bekleyenlerin inşaat planlarına kurban edilmemeli. Burası büyük bir park ya da rekreasyon alanı olarak düzenlenip şehre yeni bir akciğer kazandırılmalı. Şehrin içindeki böyle alanlara konut yapmak yerine Bursa'nın çevresindeki uygun alanlarda uydu kentler kurulmalı. Aktaş, bir Erdem Saker, bir Reşat Oyal gibi anılmak istiyorsa Yunuseli'ni gözü gibi korumalı...

 'Ben cenaze yıkayıcısı değilim'

Gazetecilerle buluşmasında birçok konuya değinen Aktaş, Marmara Denizi'ndeki müsilajla ilgili olarak; asıl sorunun yüzeyde değil denizin derinliklerinde olduğunu söyledi. Müsilajın 20'ye yakın nedeni olduğunu bunların başında da evsel atıkların geldiğini ifade eden Aktaş, deniz suyunun 2.5 derece ısındığını bunun da denizi hasta ettiğini aktardı. Aktaş'ın bazı sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

Müsilaj: Bu yapılan yüzey temizliği. Asıl sorun aşağıda, aşağısı berbat durumda. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının öncülüğünde Marmara'daki valilik ve belediyelerle 22 maddeden oluşan bir plan hazırlandı. 25 milyon nüfusun atıkları denize gidiyor, bunun yüzde 75'i İstanbul'un. Evsel atıklarda Bursa en iyilerden biri. Sanayi atıkları da önemli bir oran. 3 yıllık bir çalışma sonunda normale dönüş planlanıyor.

Kestel'de hüsran olan BESOB Sanayi Sitesi: 60 milyona alınmış arazinin bugün 1 milyar 200 milyon lira değeri var. 3 bin 500 üyenin 600'ü var, 125 dükkan taşınmış. Millet birbirini yiyor. Orada belediyeyi ilgilendiren işler var. Ortada bir cenaze var. Ben cenaze yıkayıcısı değilim. Ortak bir toplantı yaptık polis nezaretinde. Neden polis var dedim. Ne olur ne olmaz kavga çıkabilir dediler. Bir komisyon oluşturuldu. Onlar olmaksızın bir toplantı yapacağız. Bir hesap kitap yöntemi bulunacak, çözüm üretilecek.

Ulaşım-trafik sorunu: Pandemi nedeniyle yatırımların kısıtlandığı bir döneme denk geldik. Fiyatlar çok arttı. Demir ve çelik fiyatları bu sürede 2-3 katına çıkmış durumda. Yatırımların yavaş seyrettiği bir dönem. Avrupa Yatırım Bankasından kredi kullanıyoruz.

Büyükşehir'in 4 milyar TL'yi bulan borçları: Borçlarımız Euro bazında artıyor ancak ödeme güçlüğü içinde değiliz. Borçsuz belediye yoktur. Önemli olan borçların çevrilebilir olması. Kısa vadeli borçları çözdük.

Bursaspor: Yönetime gelen arkadaşlara kolay gelsin. Belediye olarak kurumsal kutlamamızı yaptık. Olumsuz gidiş son birkaç yılın işi değil. Ben şahıslara değil Bursaspor'a destek verdim.

Koronavirüs hastalığı: 14 gün hastanede yattım, öldüm öldüm dirildim. Kolun bacağın tutmuyor, çok kötü hissediyorsun kendini, ağır bir hastalık. Hanımla helalleştik, 'buraya kadarmış' dedim. Ama toparladık, iyileştik, şükürler olsun.

Mustafa Bozbey'in Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığının açıklanması: Hastalandığımda arayıp geçmiş olsun dedi, hal hatır sordu. Nilüfer'de 20 yıl belediye başkanlığı yapmış biri. Adaylığına saygı duyuyorum, ancak 2-3 yıl içinde daha çok sular akar.