SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Ah be Erdal abi...

Yazının Giriş Tarihi: 15.04.2015 02:24

Hemen hastanenin yolunu tutarken, su gibi akan yılların içinden geçiyordum 1987'ye, Erdal abiyle tanıştığımız güne, Olay Gazetesi'nin ilk günlerine... İyi bir gazeteci olmamız için emek verirken, bizi de gerdiği, sonrasında tatlı sohbetlere dönüşen o anlara...

Olay Gazetesi yayın hayatına başladığında üniversite üçüncü sınıfa başlamıştım gazeteci olmak için kapıyı çaldığımda görüştüğüm Genel Yayın Müdürü Engin Özpınar'ın 'bundan gazeteci olur mu?' testinden geçmiş Yazı İşleri ile tanışma faslına gelmişti sıra.

Cengiz'i (Yakut) odasına çağıran Engin abinin, "Cengiz, yeni arkadaşımız Zafer sizin fakültede okuyor. Bizde muhabir olarak başlıyor, Yazı İşleri'nde arkadaşlarla tanıştır" sözlerinden sonra Erdal abili günler de başlamıştı...

Cengiz, Yazı İşleri'nde sırayla herkesle tanıştırırken Erdal abinin sanki, "kim bu, nereden çıktı" der gibi bakışları, tok ve kalın sesi dikkatimi çekmişti. Meğer yakın çevresine "Nereden buldular bu sazanları!" diye takılırmış, Ahmet'le (Trak) ikimizi kastederek...

Olay Gazetesi'nın ilk günlerinde sanırım Erdal abinin başını en çok Zuhal (Kişin Köseoğlu) Ahmet ve ben ağrıtmışızdır! Çünkü Olay'ın kadrosu Bursa Hakimiyet'ten transfer olduğu için, sonradan ekibe katılan bizler henüz tam techizatlı gazeteci değildik! Ne masa, ne düzgün bir fotoğraf makinesi, ne çanta, ne daktilo... Bir kısmını diğer arkadaşlardan emaneten alıp kullandığımız şeyler...

Olay Yazı İşleri'nde ilk yıllardan bir sohbet ânı...

Adnan (Kabakçı) habere gittiğinde masa ve daktilosunu kullanıyor, geldiğinde nerede boş masa ve daktilo varsa oraya geçiyordum. "Nerde benim çantam, daktilom ne zaman gelecek?" gibi sorulardan bunalan Erdal abinin, odasının hemen önündeki masada oturan İstihbarat Şefi'ne, "Kutup, al şu Zafer'i başımdan!" sözleri daha dün gibi kulaklarımda.

Ne zaman bir istekle odasına girsek, "Ya arkadaş sen başımın belası mısın, niye beni sinirsel bir gerilim içine sokuyorsun" sözleriyle bizi de sinirsel bir gerilime sokmayı başarırdı!

Erdal abi Yazı İşleri'nin ortasında öyle yüksek sesle konuşurdu ki sesi taa aşağıda danışmadan duyulurdu. Hele beklediği önemli bir haber varsa muhabiri kapılarda karşılar, "Ver filmini yıkansım abicim" der, karanlık oda sorumlusu Rahman abiyi de sıkboğaz ederdi, "Rahman ne oldu daha filmler çıkmadı mı" diye. Çünkü mesleğine öyle tutkuyla bağlıydı ki, haberi en ince ayrıntısına kadar takip eder sormadık soru bırakmazdı geride... Bizi de böyle yetiştirmek için uğraşırdı.

Yıl 1990... Erdal abinin tabiriyle kendisini 'sinirsel bir gerilim' içine soktuğum anlardan biri!

Daha gazetecilikte çok yeniyiz, haliyle getirdiğimiz haberlerde eksikler oluyor, işte bundan sonra Erdal abinin bizi terleten soruları başlardı. Yerime daha oturmadan başka bir soruyla kendimi Erdal abinin odasında bulurdum!

Kimi zaman da sırf takılmak için 'kıllık olsun' diye yanıtı olan soruları sorar bizi kendi tabiriyle 'sinirsel bir gerilim'e sokar, diken üstünde tutardı.  Gererdi ama birşeyler de öğretirdi. Benim 'çanta, masa ve daktilo sorunumdan' dolayı 'sinirsel bir gerilim'le geçen ilk günlerin ardından Erdal abi ile sıcak bir dostluk gelişti.

Hele bir de benim fotoğraflarımdaki parmaklarıyla bir şeyleri gösteren vatandaşlar vardı ki Erdal abinin en büyük eğlencesiydi onlar... Yaz İşleri'nin ortasında gülmekten kırılırdı, bizim haber peşinde iken yaşadığımız ayrıntıları anlatırken...

Bozuk kaldırımlar, çamurdan geçilmeyen yollar ve üst geçit haberleri... Bursa'yı adım adım dolaşır bu haberleri masasına koyar sonra da bunaltırdım, 'Benim haberim ne zaman çıkacak' diye. O da bunların kimini yayınlar kimini de çekmecenin gözlerinde tutardı, haber sıkıntısı olan bir günde kullanmak üzere..

26 Ekim 1988, Olay Gazetesi'nin 1. kuruluş yıldönümü

Hergün kaldırım, yol, çamur haberi olmaz ki ama, değil mi 'anacım'. "Sazan"dan sonra en çok kullandığı sözlerden biriydi; "anacım"... Kendine has üslubuyla öyle bir anlatırdı ki olayları, taa karanlık odadan Rahman abi duyar Yazı İşleri'ne gelirdi sohbete...

Çok şey öğrendik senden gazetecilikte... Haberi didiklemeyi, devamını takip etmeyi, ilginç yönlerini kurcalamayı ve okuyucuya en iyi şekilde sunmayı... Emeğin çoktur üzerimizde...

Gençtin daha, yaşama sevincin vardı, gülmeyi, güldürmeyi severdin.. Ani oldu bu ayrılık, erken oldu... Özleyeceğiz seni... Allah rahmet etsin, nurlar içinde yat sevgili Erdal abi...

twitter.com/zaferopsar