SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Homongolos veya öküz altında buzağı

Yazının Giriş Tarihi: 15.08.2022 00:07
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.08.2022 23:30

Henüz üniversiteye yeni başlamıştım. Bağımsız ve özgür düşünce sarhoşu olmuştum adeta. Okuduğum bir haberi, tanık olduğum bir olayı veya karşılaştığım sosyal bir problemi önce tek başına yorumlayıp çözme ve karar verip ona göre yaşamıma yön verme gibi ciddi bir sorumlulukla karşı karşıyaydım. Kısacası kendimi yüksek bir binadan itelenmiş ama kanatlarımın farkında olmayan bir kuş gibi hissettiğimin başlarındaydım. Her problem karşısında kanatlarımı kullanabileceğimin ayırdına varmanın hazzını yaşıyordum. Yaşıtlarıma göre gene de kendimi çok şanslı hissediyordum. Çünkü tereddüt ettiğim konuları sorabileceğim, aramızda az bir yaş farkı olan ağabeyim vardı. Ve onunla özgürce tartışabiliyordum.

İşte bu çağlarımın başında, 1973 yılında, sanırım Yeni Ortam Gazetesi'nde şöyle bir haber çıktı: "Erzurum Atatürk Üniversitesi’nden 7 profesör ve 3 doçent, 'Homongolos' adlı bir dergi çıkaran Tıp Fakültesi öğrencilerini - son heceyi tersine çevirerek - 'komünizm propagandası yapıyorlar' diye savcılığa ihbar eden Rektör Kemal Bıyıkoğlu’nu bir mektupla istifaya davet etti." Haber benim için çok sarsıcıydı. Bir bilim yuvasında böyle profesör ve hocaların o mevkiye nasıl yükseldiklerini, hiçbir bilimsel mantığa oturtamadım. Üniversitelere, bilimsel eğitime olan inancım bir anda alt üst oldu. Öğrencilere ders veren bir akademisyenin, bilimsellikten yoksun böyle bir mantık silsilesine sahip olması, diğer üniversitelerde de olabileceği ve eğitimin siyaset elinde basitleştirilebileceği gerçeği ile yüz yüzeydim. Homongolos'tan komünizm propagandası çıkararan bir beyin, profesör olabiliyorsa, o profesörün o mertebeye gelişi kimbilir kaç beyinsizin eseridir.

O zamanki saptamamda bugün ne kadar haklı olduğumun sayısız örneklerini görüyoruz: Okumuşun ferasetinden korkan profesöründen tutun da, hiçbir ekonomik doktrine uymayan icraatlarıyla ekonomiyi batıran ama ısrarla ekonomist olduğunu iddia edenine, üniversite mezunu olduğunu söyleyip de, üniversiteden bir tane arkadaş veya hocasını şahit gösteremeyenine kadar. Bütün bunlara rağmen, iyi eğitim veren, hatta eğitim kalitesinde dünya sıralarında yer alan üniversitelerimiz de yok değildi. Ta ki, AKP iktidarının o üniversitelerimizin köküne kibrit suyu dökene kadar. Dünya lideri diye kurum kurum gezinen bir parti liderinin dünya sıralamasında bir tane bile üniversite bırakmaması da, "cahilin ferasetine güvenen" sözde profesörlerin eseridir. O profesörü (bu FERASETSİZ'i demekte bir beis yok) bu söyleminin mükafatı olarak YÖK DENETLEME KURULUNA atayarak, devletin nasıl kadrolara teslim edildiğine seyirci kalmak, ne kadar acı bir durum.

Eğitimin içler acısı durumunu, Homongolos'tan komünizm propagandası çıkaran profesörden, "cahilin ferasetine güvenen" profesöre uzanan bu yolu doğru takip edersek, sorumluları da kolayca bulabiliriz. Bunun ayrıntılarını araştırmacılara ve tarihçilere bırakarak, siyasal düzlemden bakarsak, bu hak edilmeyen sonucun baş sorumluları SAĞ iktidarlardır. Tabii ki de en büyük pay, 20 yıldır bu ülkeyi yönete(n)meyen AKP iktidarınındır.

O AKP ki, önce Batı ülkelerinin sınırsız desteği ile cilalanmış, parlatılmış, karşılığında, Osmanlı'nın kapitülasyonlarını aratmayacak yeraltı ve yer üstü kaynaklarını ve tüm  Cumhuriyet kazanımlarını özelleştirme yoluyla yandaşlara ve onların işbirlikçi ortaklarına haraç mezat satmış, buna rağmen ekonomiyi dibe vurdurmuştur. Yerli işbirlikçileriyle birlikte istediğini alan Batı, hiçbir norma uymayan, kendi yarattığı bu garip siyasetçiyle yollarını ayırarak, hırslarıyla ve kibriyle başbaşa bırakmıştır. Dış desteğini kaybeden AKP ve onun başı, iktidarda kalabilmek için öteden beri, en çok bildiği kendine düşman yaratma oyunlarını sıklaştırdı. Bunun için fazla malzemeye de gerek yoktu. Yalan ve uydurma haberlerle, kah muhalefeti, kah ülkenin aydınlarını, sivil toplum örgütlerini, anayasal kurumlarını hedefe koymaktan çekinmiyor artık. Kısaca kendini eleştiren herkes hedefindedir Erdoğan'ın. Erdoğan, Homongolos'tan komünizm propagandası çıkaran profesörleri fersah fersah aşan alicengiz oyunlarının başkurucularından aldığı dersle bugüne kadar sürdürdüğü iktidarının son demlerini yaşadığını artık kendisi ve yakın çevresi de biliyor.  Bu nedenle tayfalarının birçoğunun gemiyi terk etme telaşı artık gizlenememektedir. Reis bu dalgaya ne kadar dayanır, hep beraber izleyip göreceğiz.