Lütfen o tüyü dikmeyin!

Tolgay ATAOKAY 23 Ocak 2017 Pazartesi, 04:30

Kulübü yönetmek görevinin haricinde, bağlı bulunduğu camianın sesi olmak için göreve gelirler...

Tabii ki camianın talep ettiği ütopya derecesindeki isteklerden bahsetmiyorum...

Peki Bursaspor camiası ne istiyor?

Yıllardır süregelen yalancı kurumsallaşmanın gerçekleşmesi, takımın karakterli futbol oynaması, transferde en azından yüzde 50 başarı sağlanması...

Gelelim Ali Ay yönetimine...

Ay'ın iyi niyetine ve Bursaspor sevgisine laf edecek kimse yoktur zannediyorum...

Ancak her şeyin de sevgiyle olmadığını bilmek gerekir...

Ali Ay yönetimi ilk seçildiği dönemde geçmişte çalıştığım kurumda şu cümleyi yazmıştım: Kriz yönetmekle, kulüp yönetmek arasında büyük farklar vardır. Kriz yönetmek mali bilgiyi, kulüp yönetmekse futbol bilgisini ön plana çıkarır...

Kriz yönetmede kısmen başarılı olan ardından ipin ucunu kaçıran Başkan Ali Ay ve yönetimi, kulübü yönetme konusunda ise büyük sıkıntılar yaşadı...

Birçoğu tribünden gelen yönetim kurulunun, camianın isteklerine kulağını tıkamasıysa kaosu getirdi...

Göreve geldiği günden bu yana Hamza Hamzaoğlu'nun aklı Galatasaray'daydı, hep Sarı Kırmızılılar ile ilgili açıklamalarda bulundu...

İçeriden bir kişi de 'artık sus hocam' diyemedi...

Hücumu düşünen bir oyun istendi, Hamzaoğlu yönetimin, yönetim de Hamzaoğlu'nun kulaklarını tıkadı...

Bakın burası çok önemli, hücum futbolu oynayan değil, hücumu düşünen...

Siz savunma yaparken dahi kazanmayı istiyorsanız, kurgunuz o felsefeye uygunsa ve o savunma şans sonucu başarılı gözükmüyorsa istediğinizi alıyorsunuz demektir...

Örnek vermek gerekirse Simeone ve Mourinho'nun oyun felsefelerini masaya yatırabiliriz...

Hamzaoğlu'nun takımı pas yapmaktan aciz, savunma yapmaktan acizdi...

Tek bir düşünce vardı; "70'e kadar rakibi yoralım, 70'ten sonra vurabilirsek vururuz, vuramazsak 1 puan cepte olur."

Rakiplerin eli de armut toplamadığı için sizin B planınız olmayan oyun sisteminizi daha ligin ilk yarısı bitmeden çözdü ve kenara koydu...

Bu dönem içerisinde yönetim hem bu duruma sessiz kaldı hem de transferlerde teknik direktör ve bir menajerin eline bakar oldu...

Aklınızda tek düşünce maddi bunalımdan kulübü düzlüğe çıkarmak vardı çünkü futbol bilginiz diğer konulara yetecek seviyede değildi...

Sonuçta bu olaylar futbol endüstrisinde yaşanabiliyor...

Anlaşılamayan durumlar şunlar;

Her şeyden önce iyi bir taraftar olarak gördüğüm Ali Ay ve birkaç yönetim kurulu üyesi Hamza Hamzaoğlu'nun Galatasaray söylemlerine nasıl kayıtsız kaldı?

Sürekli istifası ağzında olan ancak 'olmaz, göndermeyiz' dediğiniz bir teknik adamın görevine niye son verildi?

Geç de olsa doğru kararı verdiniz, yerine söylenen Samet Aybaba, İsmail Kartal, Mehmet Özdilek isimlerinin camianın kara listesinde olduğunu hiç mi bilmiyorsunuz?

Borussia Dortmund modelini benimsediğini açıklayan Ali Ay'ın Jürgen Klopp örneğinde olduğu gibi, genç, başarıya aç, altyapıya önem veren, bir teknik adamla çalışması daha doğru olmaz mı?

Bu soruların cevabı tabii ki verilmeyecek...

Çok yanlış bir zamanda teknik direktör ile yollar ayrıldı...

Bu dönemde yapılacak da sınırlı hamle var...

Ancak en mantıklısı, öze dönüş yapmak ve camianın dilinden anlayan içeriden gelen bir teknik adamla sezon sonuna kadar yola devam etmek...

Bir bakmışsınız, kendi Klopp'unuzu farkında olmadan yaratmışsınız...

Aksi takdirde Bursa'ya her geldiğinde küfür yiyen kişileri, tekrar küfür yemek için bu sefer parasını da ödeyerek göreve getirmek, yanlışların üzerine tüyü dikmektir...

Tabii biz ne yazarsak, ne söylersek söyleyelim çatlak sesten öteye geçemeyeceğiz. '27 puanımız var ama, beşinciyiz biz'ci yancılar en doğrusunu bilir!

@tolgayataokay