Bu yenilgi çürük zihniyete yazar!

Tolgay ATAOKAY 19 Ağustos 2019 Pazartesi, 14:18

Bursaspor'u şampiyonluktan sonra tanımlayacak kelimeleri sıralasak karşımıza 'doyumsuz, mirasyedi, burnu büyük, yerini bilmeyen' çıkar...

Halen de aynı durumdayız ve göreve gelen yönetimler taraftarın, medyanın bu ruh halinden inanılmaz derecede faydalanıyor...

Şimdi geçmişe dönüp bir bakalım;

Rahmetli İbrahim Yazıcı Bursaspor'a büyük başarılar kazandırdı, liderdi ancak Metin Korkmaz'ı da kulübe soktu...

Ardından gelen Erkan Körüstan, kasada para olmasına karşın, kredi çekti, çöküşün temelini attı...

Recep Bölükbaşı, neredeyse bir takım sattı, yerine öyle transferler yaptı ki; tası tarağı toplayıp gitmek zorunda kaldı...

Ve Ali Ay!

Söyledikleriyle yaptıkları birbirini tutmayan, sportif başarı yakalayamayıp çökerten, maddi anlamda da dibe vurdurup giden kişi...

Yazıcı'yı tabii ki 3 başkandan ayrı tutacağız, yanlış-doğru terazisini koyduğumuzda, rahmetli Yazıcı'yı Körüstan, Bölükbaşı ve Ay ile aynı yerde yazmak bile futbola ihanettir, ancak sıkıntının miladını da aktarmak gerekirdi...

3 kişinin de ortak özelliklerine bakalım:

En büyük Bursasporlu olduklarını, Bursaspor'u en fazla kendilerinin sevdiğini deklare ettiler!

İşi beceremediler, gittiler...

Bursaspor'u borçla aldıklarını söyleyip, borca borç kattılar...

Üçü de altyapıya büyük önem verdiklerini belirttiler, onlarca transfer yaptılar...

Üçünün de döneminde transferlerle ilgili şaibeli haberler (Doğru yanlış bilemeyiz) çıktı...

Körüstan Hikmet Karaman ile başladı ardından Daum'u getirdi ve İrfan Buz ile sonlandırdı (343 gün)...

Bölükbaşı geldiği gibi Buz'un yerine Şenol Güneş'i getirdi, ardından da Ertuğrul Sağlam ve Hamza Hamzaoğlu (606 gün)...

Ali Ay Hamzaoğlu ile devam etti ama kısa sürdü. Ardından sırasıyla Mutlu Topçu, Adnan Örnek, Mustafa Er, Paul Le Guen, Mustafa Er,  Samet Aybaba, Mesut Bakkal (1251 gün)...

Seçilen teknik adamların ortak özelliği sadece çalıştırıcı olmaları!

Bu dönem içerisinde göreve getirilen profesyonelleri, altyapı sorumlularının değişikliğini anlatmaya zannediyorum gerek yok!

Gelelim Mesut Mestan'a...

O da geldiği gibi değişikliklere gitti (Hepsi gibi çok bildiğini belli etti!)...

Tahtayı açamadı, 'gerekirse servetimi ortaya koyarım' dedi, tık yok, oyuncusu sosyal medyadan deyimi yerindeyse gider yaptı, ağzını açmadı, siyasiler kendisine konuk olup SMS kampanyası ile ilgili bilgi verdi, genç bir oyuncusunun troll hesaplar aracılığıyla kötülenmesine ya sebep oldu ya da engellemedi (günahı boynuna), hocası konuştu, sustu!

Mestan göreve geldiği günlerde 'bu işi yapamaz' dediğimde 'destek olun, karıştırmayın karşim'ciler türemişti, şimdi bakıyorum da onlar eleştiriyor...

Bu görevi layıkıyla yapamayacağı belli olan insanlara sürekli destek veren camia, bu günlerin de asıl sebebidir...

Yani;

Karagümrük yenilgisi yönetime falan yazmaz, onlar kokuşmuş düzenin son halkası çünkü!

Görüp de susana, geleceği göremeyene, 'an'ı yazanlara, sistem kurulmasındansa 'transfer lazım' diye bağırana, genç oyuncuya ilk maçında küfür edene, 5 maçında 'bundan bi b.k olmaz' diyene, 'hayal kurmayın kardeşim, yıldız lazım bu takıma' diye açıklama yapana, borç gırtlaktayken garip garip oyunculara tonlarca para verene, her sezon başı kendi listesini yayınlayıp 'işte Bursaspor'un transfer listesi' diyerek menajerle ortak iş yürüten gazeteciye, başkan adayı eski yöneticilerle kol kola yürüyüp, gazeteciliği unutan büyük yorumculara, siyasetin Bursaspor'u çökerttiğini göre göre üç maymunu oynayanlara, iki lira fazla kazanmak için Timsah Arena'nın çöp olduğunu yazamayanlara, belediye başkanlarına 'sen işine bak, destek vereceksen ver, bu kulübün başkanı değilsin' diyemeyenlere yazar bu yenilgi!

Katiller zaten belli de katili görmezden gelip ihbar etmeyenin hiç mi hatası yok...

Ben cumartesi akşamı onurlu, pırıl pırıl gençler izledim...

'11 oyuncuya ihtiyacım var' diyen Yalçın Koşukavak da takımıyla gurur duysun, Bursaspor'da teknik direktörlük yaptığı için şükretsin ve elindeki oyunculardan maksimum verimi nasıl alabileceğini düşünsün...

Futbolun gerçeklerine göre kulübü yönettiğiniz zaman, başarı da kendiliğinden gelecektir...