Anlaşılmak istenmeyen adam; Kubilay

Tolgay ATAOKAY 03 Şubat 2020 Pazartesi, 12:31

Artık gençliği yavaş yavaş üzerinden atan bir oyuncu Kubilay Kanatsızkuş...

Evet, yetenekleri sınırlı ancak çok fazla mücadele eden bir oyuncu...

Gol atamadığında ya da gol kaçırdığında küfür edilen, gol attığında da 'helal olsun' denilen ancak camiaya bir türlü yaranamayan futbolcu...

Fakat kim ne derse desin, mücadele eden, isteyen ve teknik direktörün verdiği görevleri yerine getirmek için çabalayan bir oyuncu Kubilay...

Eskişehirspor maçının ardından açıkçası yine Kubilay'a yüklenilmesini bekliyordum...

Öyle de oldu!

Skor odaklı yorumlar yine havada uçuştu...

Düz mantık bakıldı ve aynen şu düşünce vardı: Bu takımın forveti Kubilay Kanatsızkuş kardeşim, gol atılamıyorsa en büyük suçlu o!

Normal bir dizilişte tabii ki haklı bir düşünce ancak İbrahim Üzülmez'in Kubilay'a verdiği görev göz önüne alındığında inanılmaz yanlış bir düşünce tarzı.

Konuyu Fransa Mili Takımı'nın Dünya Kupası'ndaki dizilişiyle anlatalım...

Giroud tek forvet olarak sahadaydı, Mbappe ve Matuidi kanatlarda, Giroud'nun arkasında da Griezmann bulunuyordu...

Giroud, Fransa'nın Dünya Kupası'nı kazandığı turnuvayı sıfır golle tamamladı...

Peki ne yaptı Giroud da Deschamps tarafından sürekli oynatıldı?

Ceza alanı içini karıştırdı, ters koşularla stoperleri sürükledi, ceza alanı dışına çıkıp çevresindeki hücum oyuncularına boşluk yarattı, ön alanda pres yaparak rakibin rahat çıkmasını engelledi...

Çevresindeki yetenekli oyuncular da bu çabayı skora çevirince Giroud gol atamamasına karşın iyi gözüktü ve eleştirilmedi...

Dönelim Eskişehirspor karşılaşmasına...

Santrafor Kubilay Kanatsızkuş, kanatlar Burak ve Serdar, forvet arkasında da daha iki gün önce gelen Traore...

Bursaspor'un santraforu Kubilay Kanatsızkuş Eskişehirspor maçında bir mücadelede

Ne yaptı Kubilay?

Ön alanda baskı yapmaya çalıştı ki; bir çok pozisyonda Eskişehir savunma hattının dengesinin bozulmasına ve Shehu'nun çok fazla top kazanmasına destek oldu.

Geriye gelerek, savunmanın dengesini bozdu ve diğer üç hücumcuya boş alan açtı.

Çapraz topsuz koşular yaparak, Eskişehir savunmasının dengesini bozmaya çaba gösterdi.

Peki bunları deyimi yerindeyse kafasına göre mi yaptı?

Başına buyruk bu görevleri yapsaydı, ikinci yarının başında oyundan alınmıştı Kubilay...

Giroud ile tabii ki karşılaştırılmaz ancak görevler birbirine çok benziyordu.

Beğenirsiniz, beğenmezsiniz, İbrahim Üzülmez bir oyun felsefesiyle sahaya çıktı ve Kubilay'ın da görevleri vardı...

Belki Kubilay'a sorsanız; "Ben ceza alanı içerisinde oynayayım, beklerden ortalar yapılsın, Traore ikinci forvet gibi bana desteğe gelsin, kanatlar da içeri kat etsin ve ceza alanını karıştırsın, ben de asıl işimi yapayım" derdi.

Kubilay'ın yeteneğini tartışabiliriz, 'Bursaspor'un forveti değil kardeşim' demek de en düz bakıştır. Ancak Kubilay'a verilen görevi yerine getirdiği için oyuncuyu değil, skoru üretemeyen çevresindeki hücum oyuncularını sorgulamamız gerekiyor.

Kubilay anlaşılamıyor ve anlaşılamamaya da devam edecek, attığı goller basitlikle sorgulanacak ancak o basitliğe getirdiği mücadelesi görülmeyecek.

Yani Kubilay'a sadece dokunmak kalıyorsa, oyuncu doğru pozisyon için savaş vermiştir.

Ancak biz birisini sevmiyorsak her şeyi basite indirgeyebiliriz...

Belki de camia anlamak istemiyordur Kubilay'ı, kim bilir?