SON DAKİKA
Hava Durumu

‘Sabahın Sessizliği Ülkesi’

Yazının Giriş Tarihi: 01.05.2024 19:30
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.05.2024 22:15

Kitap bir kere, bu alanda yazılmış tek kitap olma vasfına sahiptir.

Türkiye’nin Kore’ye asker göndermekle tamamen ABD emperyalizminin boyunduruğu altına girdiğini anlatıyor kitapta gazeteci-yazar dostum Yüksel Baysal;

Oysa Türkiye Kore’ye asker göndermeden de Batı İttifakı içinde yer alabilirdi. Sovyetler Birliği'nin Türkiye’den toprak istemesi; bu durumu zaten doğuracaktı.

Yazık oldu binlerce şehidimize…

Başbakan Adnan Menderes’in TBMM kürsüsünden yaptığı konuşmaya da yer veren Baysal; çok iyi bir ifade ile Kore Savaşın’a katılma yönünde merhum Menderes’in sözlerine yer vermiştir: "Bu Kore kararı verildiği günden beri Kore bir Yemen olmuştur, Kore çocuklarımızın mezarı haline geldi’."

Bunlar nasıl da nahoş ifadeler; bu ifadeleri vatan sevgisi olan kullanabilir mi?

Dönemin Başbakanı, tarafından söylenmiş bu sözler çok iticidir; hiç de sempatik değil…

Nihat Erim başta olmak üzere, o dönemin bazı siyaset yazarları da Sovyetler'in yaratabileceği tehlikeyi sıkça gündeme getiriyor ve aslında ABD emperyalizmine hizmet ediyorlardı. Daha sonra Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı seçilen Doç. Dr. Behice Boran öncülüğünde kurulan Barışsevereler Cemiyeti savaşa karşı İstanbul’da bildiri dağıttı ve bu saatten sonra Ankara Üniversitesi Senatosu Doç. Dr. Behice Boran’ın görevine son vererek üniversiteden uzaklaştırdı.

Bütün bunları Yüksel Baysal’ın ‘Sabahın Sessizliği Ülkesi’ kitabından öğreniyoruz.

Bir başka paragrafta gazeteci-yazar dostum Baysal Sovyetler Birliği ile ilgili şu ifadeleri kullanıyor: ‘Kendi sınırlarına yönelebilecek saldırılara karşı bir güvenlik kuşağı oluşturma dışında bir amacı yok muydu; bu soruların yanıtlarını nesnel tarih araştırmalarına bırakmak lazım?’

Kitapta zaman zaman Nazım Hikmet’ten de alıntılar yapan Baysal, Nazım’ın veciz deyişlerinden de bizi haberdar ediyor; mesela bir konuşmasında Nazım Hikmet ‘Büyük vatansevereler memleketi sattılar, satıldık kardeşler' diyordu…

İsmet İnönü’nün muhalefetine rağmen Menderes Kore’ye asker gönderdi ve sonradan 27 Mayıs 1960’da Demokrat Parti’nin bu hususla ilgili ‘Tahkikat Komisyonu’ kurulmasını engelleyemedi.

"Kore’deki acımasızlığın en vahim boyutları savaş esirlerinin tutulduğu kamplarda yaşandı" diyor kitabında dostum Baysal.

ABD askerlerinin esir aldığı yüzbinlerce Kuzey Kore ile Çin askerleri hangi şartlarda yaşadı?

170 binden fazla esirin tutulduğu Koje adasındaki kampta kaç ölüm oldu?

'Açlık, sefalet, kötü muamele, hastalıklar var mıydı, hiç birini bilmiyoruz’ diyor Baysal?

Hülasa son tahlilde savaşın her türlüsü kötüdür…

Kitabın içinde çok sayıda Kore gazisi ile yapılmış röportajlar var; ancak onları da lütfen kitabı satın alarak okuyun ve görün derim. Röportajlarda çok trajedi türünden hikayeleri var; hatta bir de aşk hikayesi var.

Bu röportajların kimlerle yapıldığına örnekler vereyim isterseniz: Hemşire Münevver Buğer, sonradan Dr. Celal Buğer ile evlendiler. Bahsettiğim aşk hikayesi buydu. Ahmet Yavuz, Ali Deniz, Ali Şen, Ferit Susmaz, Mustafa Orhan, Rafet Yurtbak, Ramazan Kemerdere(Kunuri Kahramanı), Remzi Adliğ, Şevket Günaydın, Şükrü Yavuz ve Zühtü Sivritepe.

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.