SON DAKİKA
Hava Durumu

Kader konusu

Yazının Giriş Tarihi: 15.10.2022 23:34
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.10.2022 08:21

Kader konusu İslam Dünyası’nda en bilinmeyen, anlaşılamayan ya da yanlış anlaşılan ve de en çok istismar edilen konuların başında gelir.

Bu konuda benim en çok itibar ettiğim kişi, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi "Kelam" dersi hocası Prof. Dr. Ahmet Akbulut’tur. 

Akbulut "Sahabe Dönemi İktidar Kavgası" adlı eserinde sf. 251 ile sf. 276 arasında 25 sayfalık bölümde "Kader" kavramını anlatmaktadır. 

Bundan bir süre önce kaybettiğimiz benim de komşum ve yakın dostum olan Uludağ Üniversitesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi merhum Prof. Dr. Ahmet Cevizci’ye atıfla; "Kader konusu bir zihniyet paradigması meydana getirecek düzeyde hassas bir içeriğe sahiptir" (sf.252) diyerek konuya giriş yapıyor Akbulut hoca. Devamla şöyle diyor Akbulut hoca:

"Çöl hayatında yaşayan bir insan, her şeyin tayin ve tespit edildiğine inanarak, kendi gayretinin başına gelecekleri emgelleyemeyeceğini anladığı zaman, çöl şartlarında onu felakete götürecek yersiz endişeden kurtulur. Ancak bu durumun bir hayat felsefesi haline gelmesi, yeryüzünü imar etmekle görevli insanın aklını kullanmasını, bilime itibar etmesini ve tedbir almasını engeller ve onu atalete sürükler." (sf.251-252)

"Olayların olmasında insanın bir etkisinin olmadığına inanmak, olayların meydana gelmesinde insan sorumluluğunu kabullenmekten daha kolaydır. İkinci durumda yani insanın sorumluluğunun olduğunu kabul etme halinde, olayın sebeplerini araştırmayı ve sorumlularını cezalandırmayı gerektirir. Bu zor, yorucu ve yandaşları sıkıntıya sokacak süreçtir. Oysa birinci durumda yani kaderci yaklaşımda herhangi bir çabaya gerek yoktur. Bu inanış biçimi olayların ve yapılan hataların meşru görülmesini sağladığından, yapılabilecek eleştiriyi de ortadan kaldırmaktadır." (sf.252)

Kaderci yaklaşımın eleştirel akla engel koymasının sebebini şimdi daha iyi anlıyor musunuz?

Kaza ve kader kavramları çoğu kez psikolojik rahatlama aracı olarak kullanılmış ve istismar edilmiştir.

Akbulut’a göre, "Kaza, Allah’ın ezelden geleceğe bütün eşyanın ne olacağını bilmesidir. Kader ise bu eşyanın, Allah’ın eşya ile ilgili ilmine uygun olarak icat edilmesidir." (sf.263)

"Demek ki bir şeyin kaderi bir efendi gibi dışarıdan emreden talihin acımasız eli değil, her şeyin iç yeteneğidir. Yaptığından sorumlu olan insanın kaderi, iyiliği ve kötülüğü yapabilecek biçimde yaratılmış olmasıdır." (sf.265)

"Şuara 39. ayette ve Nisa 62. ayette, insanın başına gelen musibetten yine insanın kendisinin sorumlu olduğu anlaşılmaktadır." (sf.267)

"Kader insanın sorumlu ve özgür bir varlık olmasıdır." (sf.276)

Bu çalışmanın sonunda şu değerlendirmeyi yapmak mümkündür.

Kader, yaratıcının ezeli ve ebedi bilgisidir. Ancak o insanı sorumlu kılarak,  kaderine hükmedecek yolları insana göstermiştir.

Bu yüzden bundan iki asır önce insan ömrü 40-45 yaş iken, tıptaki büyük ilerlemeler sayesinde bugün 85 yaşa ulaşmıştır.

Ne yani şimdi 41 işçinin ölümüne kader deyip geçecek miyiz?

Neden o kader hep Türkiye’deki maden işçileri için geçerli.

İhmali gözardı ederek bunca teknolojiye rağmen bu kazalara kader demek kabul edilebilir bir mazeret değildir.

"Tedbirde kusur edip de takdire bühtan etme" diye kıymetli bir sözümüz vardır.

Akıl ve bilimin olmadığı hiç bir işte başarı elde edilemeyeceği gibi, başarısızlık da kaçınılmazdır.

Bu arada Manisa’daki göçükte kaybettiğimiz 301 işçimizin katilleri elini kolunu sallayarak dışarıda gezerken, o işçilerin haklarını savunan avukatlar Can Atalay ve Selçuk Kozağaçlı tutuklu.

Bu bir cinnet halidir. Adaletin olmadığı yerde, vicdanlar kanar ve bütün değer yargıları tarumar olur.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.