SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Solculardan cacık mı olur, ayran mı!

Yazının Giriş Tarihi: 23.09.2019 09:37

Önceki hafta daha çok yerel kaldığı için videosunu yapmadığım, Bursaport'ta kaleme aldığım yazıda CHP'yi eleştirmiş ve satır arasında "Bu solculardan ne cacık olur, ne ayran" ifadesini kullanmıştım. Vay efendin sen misin bunu solculara diyen... Başladılar bana yüklenmeye...

Anlayacağınız kendilerini eleştirilmez zanneden solcu kardeşlerimiz toplu taarruza kalktılar. Söylediklerimi yazdıklarımı bana iade edeni mi ararsın, solcuları aşağıladığım iddiasıyla bana demediğini bırakmayanı mı, ne ararsan var. Üstelik aynı sözü, Sen Ne Dersin Youtube kanalımızda oğlum Tarık Şenocak'ın sunduğu ve metnine katkı sağladığım "Bir de Benden Dinleyin" bölümünde de kullanmıştım ve benzer tepkiler oradan da gelmişti.

E iyi de Ak Parti ve Sn Erdoğan'ı eleştirirken hoşunuza gidiyor ya sayın ve pek kıymetli solcu görünümlü hazımsız arkadaşlar! Sizin verdiğiniz bu tepkiye bakınca, yaptığım cacıklı ayranlı durum saptamasında ne kadar haklı olduğumu da kanıtlamış oldunuz, o nedenle size ne kadar teşekkür etsem azdır.

Belki siz farkında değilsinizdir ama ben, solculardan neden bir cacık, hatta ayran bile olamayacağını açıklamak istiyorum müzadenizle...

Biliyorsunuz, Bursa'da yerel seçimlerin yenilgisini Sn Kemal Kılıçdaroğlu, kendi hatalarına bağladı. Ben de bir önceki yazımda, "E günaydııııın, yeni mi fark ettiniz? Madem yeni fark ettiniz, Bursa İl Örgütü neden görevde? Ortada bir başarısızlık varsa bunun bedelini birileri ödemesi gerekmez mi? Arada iki buçuk ay geçmiş ama siz CHP'nin başındaki insan olarak hâlâ bekliyorsunuz..." diye sorular yöneltmiştim.

Çok geçmeden, bir süredir ortalıkta görünmeyen Muharrem İnce, HaberTürkTV'de Didem Arslan Yılmaz'ın sunduğu Türkiye'nin Nabzı programı için uzun bir aradan sonra karşısına çıktığı gazetecilerle yapılan canlı yayında, "Bu şarkı yarım kalmaz, cumhurbaşkanlığına talibim" dedi...

"Sen misin bunu isteyen, Ekrem İmamoğlu varken sen kimsin, artık çekil kenara, başarısız oldun da, vs vs..." bir sürü hakaret içeren yorum ve paylaşım yapıldı.

Tabi bunlar benim yumuşak yazdıklarım, daha ağır hakaret ve sert eleştiriler de vardı ki en ilginci, Ekrem İmamoğlu'nun seçim döneminde kampanya direktörlüğünü yapan Necati Özkan'ın Twitter'dan yazdığı, "Dün dünde kaldı cancağzım. Artık mekanın yeni sahibi var" paylaşımı oldu.

Yahu bu ne demek?

Bu toplumun ciddi hastalıklarından biridir bu, kraldan çok kralcı olmak!
Ak Partililer'de bu daha baskınken, solcularda da sık ortaya çıkmaya başladı.
İyi de Cumhurbaşkanlığına aday adayı olmak kimsenin tekelinde değil ki... Üniversite mezunu her TC vatandaşı bu makama aday, yani aday adayı olabilir. İnce de, "Ben talibim" dedi. Programın sonunda da aynen şu ifadeleri kullandı:
"Delegeler 'gel buraya' derse gelirim, demezlerse yanlarına giderim salona. Bu kadar..."

Şimdi sorarım size, böyle konuşan birine hakaret etmek, aşağılamak kime ne kazandırır?

Peki Ekrem İmamoğlu, HaberGlobal kanalında Erdoğan Aktaş'ın sunduğu Eşit ağırlık programında bu duruma ne tepki verdi dersiniz?

"Bir kere Muharrem İnce benim Cumhurbaşkanı adayım, dolayısıyla benim partimde Grup Başkanvekilliği yapmış, dostluğumuz olan bir arkadaşım. Böyle bir muhabbete girilmesine müsade etmem" dedi.

Nokta...
Lamı cimi yok...
Nasıl yorumlarsanız yorumlayın, bundan sonra ne derseniz deyin...

***

Neyse, şimdi size hikaye anlatacam...

Vaktiyle Bursa'da bir Müslüman, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: "Her kula helâl, Müslüman'a haram!" Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye...
Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzura getirilmiş.
"Bu nasıl fitnedir, dini İslâm, ahalisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman'a yasakla! Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?" diye çıkışmışlar adama.
Adam:
"Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır..." dedikçe kadı kızmış:
"Ne delili, ne ispatı? Sen fitne çıkardın, Müslüman ahalinin huzurunu kaçırdın, katlin vaciptir!" demiş. Demiş ama bir yandan da merak edermiş:
"Nedir gerekçen?" diye sormuş.
Adam:
"Bir tek Sultan'a derim..." diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan'a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş.
Muhtemelen o dönem Padişah Orhan Gazi, ya da Yıldırım Beyazıt, rivayet bu ya;
Orhan Gazi sinirlenmiş ama diğer yandan o da meraklanırmış:
"De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl, Müslüman'a haram yazarsın?"
Adam, başı önünde konuşmuş:
"Delilim vardır, lâkin ispat ister."
"Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?"
"O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultanım..."
"Eeee!"
"Sultanım, herhangi bir havradan rasgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak!"
Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Museviler, "Ne oluyor, bu ne zulüm? Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim..." Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş.
Bir hafta dolunca, Adam "Sultanım, artık bırakmak zamanıdır" demiş. Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan'a teşekkürler, hediyeler...
"Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultanım" demiş. Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar ayininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar... Din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine...
Sultan "Bitti mi?" demiş adama.
"Sultanım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle" demiş.
"Şimdi nedir isteğin?"
"Efendim, payitahtımız Bursa'nın en sevilen, âlimini alınız minberinden..." Adamın dediğini yapmışlar, cami imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler. Bir Allah'ın kulu çıkıp da, "ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz? Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz" benzeri tek bir kelâm etmemiş ahali, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış... Geçmiş bir hafta, "Nerde imam" diye gelen-giden yok! Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta tutuklanan koca âlim için...
"Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik..."
"Kim bilir ne suç etti de tevkif edildi!"
"Vah vah! Acırım arkasında kıldığım namazlara..."
"Sorma, sorma..."
Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş: "Eee, ne olacak şimdi?
Adam "Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan."
"Haklısın" demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş "Ey büyük Sultanım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?"
Sultan acı acı tebessüm etmiş "Hava bile haram, hava bile!" demiş.
Şimdi gelelim "solculardan ayran mı olur cacık mı?" sorunsalına...
Arkadaşlar, siz söyleyin, kendi içinde birlik olamayan, kendi kendilerine çelme takanlardan cacık mı olur ayran mı, siz karar verin!
17 yıldır Ak Parti'nin neden iktidarda olduğunu bilmem anladınız mı?
Ha bu arada, bu kıssadan hisse tadındaki hikayeyi ben solculara indirgedim ama, aynı şey sağcılar ve muhafazakarlar için de geçerlidir.
Toplum olarak birlik ve beraberlik içinde olmayı beceremeyen bu halka değil su hava bile haram mıdır değil midir? Karar sizin...

YAZININ GÖRÜNTÜLÜ VERSİYONU İÇİN TIKLAYIN