SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Siz müsveddeleştiremediklerimizden misiniz?

Yazının Giriş Tarihi: 24.12.2018 08:15

Cumartesi akşamı eve gittiğimde marangoz emeklisi babam 78'lik Arnavut Ferik Usta'yı her zamanki gibi Halk TV'nin karşısına oturmuş, Uğur Dündar'ın Halk Arenası programını dikkatle izlerken buldum. Sonra bir de baktım ki, konuklardan biri, tiyatromuzun yaşayan efsanelerinden üstat Metin Akpınar konuşuyor, yanında da bir başka usta Müjdat Gezen...

Yarı şaka yarı ciddi, sanat, tiyatro, gündem derken konu demokrasinin olup olmaması ve işleyip işlememesine geldi. Akpınar, "Bireylerin geleceklerini tayin edebilecekleri bir rejim demokrasidir. Bu kargaşadan kurtulmamızın tek çaresi demokrasi diye düşünüyorum. Oraya ulaşabilirsek ne ala, kavga dövüş olmazsa biz bu işin içinden çıkarız. Ulaşamazsak, her faşizmin karşılaştığı gibi, belki liderini ayağından asarlar, belki mahzenlerde zehirlenerek ölür, belki adı geçen başka liderlerin yaşadığı gibi sonu gelebilir ama bize yazık olur, biz harap oluruz!" dedi ve tam o anda "Aha Reis'e bir fırsat daha çıktı, pazartesi olur olmaz, Reis bu konuşmayı kendi işine geldiği gibi alır ve Metin Akpınar'ı hedefe koyarak, seçim öncesi fıstık gibi yeni bir propaganda malzemesi olarak kullanır!" diye içimden geçirdim...

Yahu bu ne hız, pazartesiyi bile beklemeden, Sn Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pazar mazar dinlemeden yaptığı açıklama ile şak diye gündeme yapıştırdı: "Beni ipe götüreceklermiş, bunu sanatçı müsfetteleri yapacakmış, senin her yerin sanatçı olsa ne yazar. Beni ipe götürecekmiş, senin haddine mi? Biz şahadete inanmış insanlarımız: Biz bunların bedelini ödemeye hazırız. Bunlar sanatçı müsfettesi. Bunun bedelini ödeyecekler. Kalkacaksın bu ülkenin Cumhurbaşkanını ipte saldandıracaksın. Şimdi yargıya git" (Yazım yanlışları haberi aldığım web sitesine aittir)

"Şimdi yargıya git!" açıklamasını emir telaki eden, esas duruşta(!) bekleyen Sn Cumhurbaşkanı'nın nöbetçi savcıları da, pazartesi geç olur diye ışık hızıyla, hem Metin Akpınar'a hem de Müjdat Gezen'e soruşturma açmış.

İyi de Akpınar ne dedi? Bir daha bakalım:

"Demokrasiye ulaşamazsak, her faşizmin karşılaştığı gibi, belki liderini ayağından asarlar, belki mahzenlerde zehirlenerek ölür, belki adı geçen başka liderlerin yaşadığı gibi sonu gelebilir ama bize yazık olur, biz harap oluruz!"

Türkiye'de demokrasi yok mu ya da kendisi faşist mi ki Sn Erdoğan bu konuşmadan rahatsız oldu?

Akpınar'ın yaptığı tehdit değil uyarıdır. Uyarı ile tehdit aynı şey değildir. Kaldı ki Metin Akpınar kim ki koskoca Erdoğan'ın tehdit edecek?

Üstelik bir cümlede "belki" geçiyorsa bir tehdit değildir...

Akpınar, konuşmasında yaptığı uyarılar demokrasi olmama durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlardı.

Madem ülkemizde demokrasi olduğu iddia ediliyor da savcılar pazartesiyi bile beklemeden alelacele harekete geçip pazar olup olmamasına bile bakmadan neden soruşturma açıyorlar?

Savcılar böyle yaparak Metin Akpınar'ın endişesini haklı çıkarmış olmuyorlar mı?

Elbette ki; tüm mesele seçim öncesi yeni bir düşman yaratmak ve tabanına "bakın benim düşmanlarım var, bunlar beni öldürmek, beni yıkmak, beni asmak istiyorlar!" mesajı vermek. Ve nitekim, sosyal medyada harekete geçen troller anında Müjdat Gezen ve Metin Akpınar ve dahi Uğur Dündar hakkında karalama, lanetleme, düşmanlaştırma hareketine başlayıp karşı saldırıya geçtiler ki, görseniz, Metin Akpınar değil de yıllardır içimizde ajan beslemişiz(!) Ne Yunanlı olması kalmış, ne Ermeni, ne Rum, ne de Yahudi olduğu....

Yıllarca, yol arkadaşı rahmetli Zeki Alasya ile birlikte hiciv yaparak Devekuşu Kabare Tiyatrosu ile bizi hem güldüren, hem de düşündüren Metin Akpınar yakalansa anında darağacına çekilecek duruma getirilmiş... Ülkenin durumu hakkında ve hatta kendisi hakkında endişelerini dile getiren biri Sn Erdoğan için sanatçı müsveddesiymiş. Kim? Metin Akpınar. E Fatih Portakal da spiker müsveddesiydi... Kemal Kılıçdaroğlu muhalefet müsveddesi... Muharrem İnce aday müsveddesi, ee başka?

Birkaç gün önce Fatih Portakal'ın canlı yayında söyledikleriyle birlikte hedef tahtasına koyduktan sonra, şimdi yeni ve en taze düşman Metin Akpınar!

Bu durumu görünce Fatih Portakal'ın Erdoğan'a neden karşılık vermediğini daha iyi anlıyorum. Çünkü siz ne kadar kendinizi savunmaya çalışırsanız çalışın, onun her dediğine inanan kemikleşmiş, sorgulama melekesini yitirmiş seçmenleri ve çok güçlü acımasız, vicdansız medyası var!

Bir kesim, Portakal'a çok kızdı. Özellikle de eski televizyon habercisi, yeni youtuber Ünsal Ünlü, Fatih Portakal'ı sessiz kaldığı için acımasızca eleştirmiş, Erdoğan'a yanıt vermesi gerektiğini ifade etmişti.

Başta ben de Portakal'ın bu denli pısırık kalmasına hem anlam verememiş, hem de şaşırmıştım. Ancak bu son Metin Akpınar olayını gördükten sonra Fatih Portakal'ın neden böyle davrandığını daha iyi anladım.

Sizin vereceğiniz karşılığın hiçbir hükmü yok!

Karşınızdaki güruh, başlarındaki lider ne diyorsa ona inanıyor, ona biat ediyor...

Dün Fatih Portakal, bugün Metin Akpınar, bakalım yarın kim?!

Marta da çok var, eminim hedef tahtasına konabilecek daha çoook kişi bulup buluşturacaktır Sn Recep Tayyip Erdoğan ve şürekâsı...

Bu durumda yapılacak iki şey var:

Ya seçimlere kadar kimse konuşmayacak, karşılık vermeyecek ve susacak...

Ya da herkes top yekûn sivil itaatsizlik yöntemine başvurup, yüz binlerce kişi Fatih Portakal ve Metin Akpınar'ın söylediklerini bıkmadan usanmadan tekrarlayacak!

Ne dersin Ünsal kardeş, hangisi daha mantıklı, bunlardan hangisi uygulanabilir sence? 

Zira söylesek tesiri olmuyor, e sussak gönül razı gelmiyor...

Ne yapsak bilemedim!