SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Oysa bir özür yeterdi

Yazının Giriş Tarihi: 07.06.2013 04:34

Çünkü Başbakan herkesi üzdüğü gibi beni de çok üzdü, hayal kırıklığına uğrattı.

Biliyordum, bekliyordum ama bu kadar "iktidar sarhoşu" olabileceğine ihtimal vermemiştim!

Artık şundan kimsenin kuşkusu olmasın. Türkiye bölündü.

AKP'ye oy verenler bir yanda, 'çapulcular' öte yanda...

Geçmiş olsun.

Türkiye asla eski Türkiye olmayacak bundan sonra!

Çocuksu bir saflıkla, Sn Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın özür dileyebileceği umudunu içimde taşıdım.

Bir ihtimal, belki, bir şey olur da aklını başına devşirip, "Hata ettik, özür diliyor ve tüm halkımı kucaklıyorum" demesini istedim!

Türkiye Cumhuriyeti böyle bir kibir görmedi.

Bir yanda halk, öte yanda bunlara inat eden, üzerine polisini salan, saldırtan siyasi bir lider!

Yurt dışından döndü ve yığma bir yandaş kitlesi önünde konuşmasını yaptı.

Yığma diyorum, çünkü tatminkâr bir kalabalığın sağlanması için hazırlık yapıldığı, sahnenin mizansen olduğu o kadar açıktı ki!

Yandaş medyanın abartılı yayınını da yanlarına ekleyince, buram buram gayri samimi, kötü bir piyes ortaya çıktı.

Daha önceden hazırlanmış metnin önüne konması, birinin fenerle bunu aydınlatma telaşı, neredeyse kabinenin tamamının orada hazır bulunması...

'Gezi Parkı Direnişi'ne verilmesi gereken bir karşılık gibiydi.

Yani sidik yarışı, sanki...

Siz şu kadar insan topladınız, biz bu kadar?

İyi de Gezi Parkı Direnişi için insanlar zorla toplanmadı ve onlar için özel araç tahsisi edilmedi, onlar için Metro seferleri uzatılmadı!

Coplandılar, gazlandılar, itildiler, kakıldılar, hastanelik edildiler, içeri tıkıldılar! Yağmurda, çamurda direnmeye devam ediyorlar.

Peki ya Atatürk Havaalanı'nda, ne oldu?

Özel otobüslerle geldiler, meydanlarda duydukları tezahüratları devşirip, "Hepimiz Tayyibin askerleriyiz" diye bağırdılar, gaza gelen topluluk, ''Yol ver gidelim, Taksimi ezelim''diyerek nefret söyleminin derecesini intikam mertebesine yükselttiler!

Sanki, sanki, bilerek bunu yapıyor Sn Başbakan, özür dilemek kolaylığı varken, böyle davranmasının makul açıklamasını bulmaya çalışıyorum. Aklım almıyor. Halkla didişmek, mahalle kabadayısı tavırları... Bu üsluptan kendisine ya da siyasi geleceğine nasıl bir fayda umuyor, bilmiyorum!

Çok üzgünüm.

Olayların çıktığı ilk günden, Atatürk Havaalanın'nda sahnelenen kötü piyese kadar olan süreçte yaşananları düşündükçe, bunlardan hiç ders alamamayı, ancak "vicdansızlık" olarak yorumlayabilirim.

Başbakan ve lideri olduğu parti, tüm yaptıkları iyi şeyleri bir kalemde silip attılar!

Dönüşü olmayan yola girdik hep beraber!

Kaçan fırsat acı deneyimleri de beraberinde götürecek, hem halka, hem de Erdoğan ve iktidar yandaşlarına bunun bedelini ödeyecek!

Evet, kızgın Recep Tayyip Erdoğan, çünkü bu ülkede APO'dan sonra top yekûn küfürlere maruz kalan 2. insan oldu.

Hakaret sınırları aşıldı, ölmüş annesinden, konuyla alakası olmayan eşi Emine hanıma kadar, hakaretlere maruz kaldılar.

Bunları onaylamak, kabullenmek mümkün değil.

Ama nefret okunu ilk fırlatan Sn Başbakan oldu. Ve bir kez daha anlaşıldı ki, o ok dönüp dolaşıp "bumerang gibi" atan kişiyi de vuruyor. Her öfke nefreti, nefret de yeni nefretleri doğuruyor.

Direnen halkı sakinleştireceği yerde, ateşin üzerine bir kova benzin daha döktü Başbakan. Ve hala da dökmeye, ateşi körüklemeye devam ediyor!

Oysa, küçük bir özür, onu küçültmezdi Erdoğan'ı....

Çünkü o iktidarın başı, sadece bir Başbakan, seçilmiş ve bugün var, yarın yok. Koltuğunu kaybettiği zaman, goygoycuların hiç biri yanında olmayacak!

Ve böyle gitmeyecek, zira karşısında kalbi kırık, HALK var!

Bugüne kadar halkların karşısında hiçbir güç duramamış.

Bundan sonra da duramaz.

Hele, büyüklük taslayanlara söylenecek çok ciddi sözler var, tarihten günümüze gelen:

Mağrur olma BAŞBAKANIM senden büyük ALLAH var!

twitter.com/Suatsh