SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Metin Kurt'un ayağının kırıldığı gün!

Yazının Giriş Tarihi: 28.08.2012 00:05

1966 yılının 22'yi 23 Nisan'a bağlayan gece doğduğunda fanatik Galatasaraylı babası, Metin Oktay'a hayranlığından ötürü adını Metin koymak istemiş, ancak annesinin ricasını kıramayarak, sürekli radyodaki maçlardan duyduğu ve bir akrabasını anımsattığı için Suat ismini takmasını istemişti. 

Galatasaraylı bir babanın oğlu olarak ister istemez uzun yıllar, (gazeteciliğe başladığım 1989'a kadar) sarı kırmızılı renklere bir tutkum söz konusuydu.

Gazetecilikle birlikte "Bursa'da yaşıyorsam ve bu kentliysem, öyleyse tutmam, desteklemem sahip çıkmam gereken takım da kentimin takımı olmalı" düşüncesiyle, sağlıklı bir Bursasporlu oldum.

İstanbul takımlarını şöyle ya da böyle birileri tutuyordu da "şehrimin takımını bir kentli olarak ben tutmazsan kim tutacaktı?" sorusuyla renklerimin yeşil beyaza keskin bir dönüş yaptığını söyleyebilirim.

***
Galatasaray ve Bursaspor ile olan bağımla ilgili yapma ihtiyacı hissettiğim bu girişten sonra asıl konuya giriyorum, hemen:

Galatasaraylı babam marangoz Ferik Usta, 1975-1976 Sezonu, 1. Lig 28. Hafta maçında Bursaspor'un Galatasaray ile 16 Mayıs 1976, Pazar 16:30'da Bursa Atatürk Stadı'nda oynadığı maça götürmüştü beni. Üstümde yeşil beyaz forma vardı, o günü çok iyi anımsıyorum, zira maçtan önce babam beni Foto Lale'ye götürmüş, stüdyoda fotoğrafımı çektirmişti. Çünkü fotoğraf çekilirken flaş yüzünden gözlerimi kırpıyordum ve her seferinde gözlerim kapalı çıkıyordu. Fotoğraf çekiminden sonra da maça gitmiştik.

Rahmetli Amigo Yaşar'ın "Hindi baba hindi..." tezahüratları eşliğinde başlayan ve 1-1 biten o maçta Metin Kurt'un ayağı kırılmış, sedye ile sahayı terk etmişti.

Kıvırcık saçları, ayağının kırıldığı an, yerde acı içinde kıvranışı ve sedye ile çıkışı hala gözümün önünde...

İşte o gün Metin Kurt adı aklıma kazınmıştı!

Metin Oktay'dan sonra sarı kırmızılı formayı giymiş ve iz bırakmış 2. Metin O'ydu.

***
Ve geçen hafta...

23 Eylül 2012. Perşembe, saat 20:30

Yanımda, üstüne yeşil beyazlı formayı giymiş Bursasporlu ortanca oğlum Tarık, kardeşim Murat ve yeğenim Tuğberk ile Ataürk Stadı'ndayız.

Aradan tam 36 yıl geçmiş.

Stad değişmiş, tribünler gelişmiş...

Bursaspor'un UEFA Kupası Play-Off ilk maçında Twente ile randevusunu, hemen hemen aynı yerden izledim. Yanımdakilere, her nereden aklıma geldiyse Metin Kurt'un ayağının kırıldığı maçı anımsatıyorum...

Ve Bursaspor'un 3-1'lik muhteşem Twente zaferiyle de coşuyoruz.

Ertesi gün ajanslara Metin Kurt'un vefat haberi gelince yaşadığım şaşkınlık ve üzüntüyü anlatamam!

Glatasaray'da efsane olması gerekirken sırf haklarını aradığı için kovulan ve dışlanan Metin Kurt'un ölüm haberinden sonra internette araştırma yaparken, NTV'de Banu Güven'in hazırladığı Banu Güven'le Artı (15 Aralık 2010) programına katıldığı videoyu buldum. (ki Banu Güven de NTV'den ve medyadan dışlandı benzer nedenlerden ötürü) O programın videosunu izlerken Kurt'un başından geçenler öğrendiğimde hayretler içinde kaldım.

Ve o Metin Kurt yok artık.

Çabası, mücadelesi, hak arayışları boşa değilmiş, zira onun çabasıyla futbolcular bir sendikaya kavuşmuş.

Kendisini bir kez daha rahmetle anıyor, sevenlerine baş sağlığı diliyorum.