SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Mahkûm mektubu görülmüş müdür?

Yazının Giriş Tarihi: 27.02.2013 08:26

Hay Allah, bir özür daha... O mahkûm değildi, sahi, elim sürçtü.

"İmralı sakini(!)"

Hani askerde ailelere yazılan mektupların ve yakınlarının yazdığı mektupların üzerine iliştirilir ya "Er mektubu görülmüştür!" diye.

Mahkûmlara da benzer bir uygulama vardır, diye düşünüyorum ama Abdullah Öcalan beyefendinin özel statüsünden ötürü, mahkûm mertebesinde değerlendirmek ayıp olsa gerek(!)
O nedenle "yazdığı mektuplar da okunmuyor mudur?" diye sormak geldi aklıma.

Hani şu yazdığı meşhur 3 mektup: biri BDP'ye, biri Kandil'e, biri de Avrupa'ya...

Yani selam saldım o yâre, durumu.

O mektupların içeriğini tek başına mı hazırladı bay Öcalan, gerçekten yazdıkları önceden görüldü mü, çok merak ediyorum.

Bu meramım sıcaklığını korurken, BDP Eş Genel Bakanı Sayın Selahattin Demirtaş, "Etle tırnak gibi değiliz" diye bir açıklama yapmaz mı!

Haydaa... Nasıl yani? Olacak iş mi bu. Tam da ortam yumuşamışken, edilecek lakırdı mı?

Hani hep, "bizi ayıramazlardı, etle tırnak gibiydik... Kürt-Türk kardeşti, ayrılmaz bir bütündü" diyorduk ya, ne oldu? Bu da mı ofsayt, bu da mı gol değil(!)

Eş Genel Başkan sayın Demirtaş böyle dedi, TC Başbakanı sayın Recep Tayyip Erdoğan da onu eleştirerek, "Hayır, etle tırnak gibiyiz, bizi Kürt kardeşlerimizle ayırmaya çalışıyorsun. Ben Kürt kardeşimle etle tırnak gibiyim, seni bilemem" diye tepki verdi.

Başbakanımız çok haklı da, Kürt partisi BDP bunu ilk defa yapmıyor ki.

Tarihe, "Habur karşılaması" olarak geçen olayı unutmak ne mümkün? O gün süreci sabote eden kimdi? Beee Deeee Peee... PeKaKa'nın dilinden konuşuyor işte.

Aslında Kürtlerin Türklerle bir arada yaşamak istemediklerini cesurca açıklıyor, "Etle tırnak değiliz işte, daha ne ısrar ediyorsun, İS-TE-Mİ-YO-RUZ!"

Eskiden de söylüyorlardı ama karnından konuşarak. İlk defa bu kadar açık dile getirdi Demirtaş. Ancak Sayın Başbakan Erdoğan bunu anlamak istemiyor ya da anlamıyormuş gibi yapıyor.

Önceden de yazmıştım, bir daha yazıyorum: Kürtler bizimle bir arada yaşamak istemezlerse, onları zorla mı tutacağız? Çeklerle Slovakların ayrılması gibi, bir referandumla ayrılacak mıyız, Kürt dostlarımızla? Yoksa Yugoslavya gibi kanlı-bıçaklı olarak mı?

Maazallah, diyecem ama Pekaka, zaten bunu yapmıyor mu?

İyi de nasıl olacak?

Türkiye Cumhuriyeti'nin en ünlü sanatçıları mertebesine yükselmiş, iş adamı olmuş, Meclise girerek mebus olmayı başarmış, Anadolu'nun dört bir yanına yayılmış Kürtlerle Türkleri birbirinden ayırmak kolay mı?

Belki de sayın Selahattin Demirtaş haklı. Biz "Etle tırnak değiliz"dir, zira tırnağı etten söker atarsın, yerine yenisi çıkar!

Fakat Kürd'ü Türk'ün yanından nasıl söküp alacaksınız, etle tırnak değil, kolla-bacak, gövdeyle-baş gibi olmuşsak eğer?

Batıda yaşayan, yerleşmiş hangi Kürd'ü götürebilirsiniz, Kürdistan'a, zorla mı?

Peki ya zorla mı tutacaksınız bizimle bir arada yaşamak istemeyen Kürtleri?

Bir yanda sayın Öcalan, öte yanda sayın Erdoğan ve olup bitene anlam veremeyen sayın seyirciler, "Ne oluyor bu ülkede, biri bizi kandırıyor mu ne?"