SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Kim kimi kandırıyor?

Yazının Giriş Tarihi: 21.06.2019 14:08

Hep şunu iddia etmişimdir; Kürt siyasi hareketinde her kimin yıldızı parlayıp da terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın önüne geçtiyse kariyeri hüsranla noktalanmıştır. Bakınız Leyla Zana'ya, Bakınız Orhan Doğan ve Ahmet Türk'e ve bakınız Selahattin Demirtaş'a...

Leyna Zana nerde?

Ne yapıyor, nedir durumu?

Orhan Doğan 2007'de yaşamını yitidi...

Ahmet Türk, eş başkanlıktan Mardin'e büyükşehir belediye başkanlığına indi.

Ve Selahattin Demirtaş...

İçeride, cezasını çekmiyor, yargılanması devam ettiği halde, yargılanmadan, hüküm giymeden cezalandırılmış vaziyette...

Ne için, terör örgütü propagandası yapmak, terör örgütü liderini övmek, bölücülük yapmak, veeee...

Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret etmek, "Seni başkan yaptırmayacağız!" demek suretiyle meydan okumak...

Bunu demek suç değil elbet ama Demirtaş'ın bunlardan daha büyük ve (kimine göre) affedilmeyecek bir kabahati daha var;

Yaptıklarıyla, açıklama ve söylemleriyle, davranışlarıyla Kürt halkının sevgisini kazanmak; sadece Kürt de değil birçok Türkün bile beğenisini kazanıp yıldızı parladı, parladı, parladı ve Öcalan'ı bile gölgede bıraktı...

Evet, işte en büyük kabahati bu oldu Demirtaş'ın...

Bebek katili namıyla anılan, kesinleşmiş ömür boyu hapis cezasını İmralı'da çeken PKK terör örgütünün liderinin popüleritesini ve imajını sarsan Selahattin Demirtaş işte bu yüzden hapiste, işte bu nedenle seçilmiş olduğu halde, barış ve kardeşlik vaad eden tüm sempatisine rağmen yargılanması tamamlanmadığı halde, hapiste cezalandırılmaktadır.

23 Haziran seçimi öncesi Selahattin Demirtaş'ın serbest bırakılacağı söylentileri dolaşırken, cezaevinden seçimler öncesi, Kürt halkına Ekrem İmamoğlu'nu destekleme mesajı geldi ve yandaş medya elbette bu fırsatı kaçırmadı ve İmamoğlu ile HDP'nin ittifakta olduğunu idda eden manşetlere yayınlarını süslemeyi ihmal etmedi.

Fakat, amma ve lakin tüm bunlar yaşanırken cezaevinden çok sürpriz birinden bir başka mektup geldiği haberi düştü ortaya...

Mektup Abdullah Öcalan'dan geliyordu ve Kürt halkına ithafen, Selahattin Demirtaş'ın aksine HDP'nin İstanbul seçiminde tarafsız olması gerektiğini söylüyordu.

İşin daha da garibi, mektup avukatları aracılığı ile değil Tunceli Munzur Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ali Kemal Özcan tarafından kamuoyuna duyuruluyordu.

Pardon; anlayamadım, kim? Doç. Dr. Ali Kemal Özcan...

Anlamadım o mektup nasıl ulaşmış Ali Kemal beye?

Müebbet hapis cezalı Abdullah Öcalan mektup mu yazmış beyefendiye?

Hayır olur mu, bizzat İmralı'ya giderek Öcalan'la şahsen ve kendisi görüşmüş.

Nasıl yani? Hangi sıfatla?

Daha düne kadar ailesinden insanların bile güçlükle görüşebildiği Öcalan ile görüşme izni Ali Kemal beye nasıl ve neden ve niçin verilmiş ki?

Mektupta ne diyor, terör örgütünün ele başısı?

"Önümüzdeki dönemde gerek iç toplumsal, gerek bölgesel ve küresel sorunların daha da ağırlaşacağını göz önünde bulundurarak bu üçüncü yol tavrının korunması büyük bir önem ve anlam ifade etmektedir. Bu çerçevede HDP'de vücut bulan demokratik ittifak anlayışı güncel seçim tartışmalarına taraf ve payanda yapılmamalıdır. Demokratik ittifakın önemi ve tarihsel anlamı mevcut ikilemlere kendini angaje etmemesi ve şimdiye kadar olduğu gibi seçimlerdeki tarafsız çizgisinde ısrar etmesidir."

Gördünüz mü bakın; Demirtaş'ın neden hapiste çürütülmeye çalışıldığını anladınız mı?

Aslında açmak gerekirse bebek katili, eli kanlı terör örgütünün lideri Apo çıkıyor ve diyor ki Kürt seçmene, "Siz Demirtaş'a bakmayın, o Ak Partiye zarar veriyor, aslında tarafsız kalarak Erdoğan'ın işini bozmaması gerekirdi" demek istiyor. Ne zaman, seçimlere üç gün kala...

Vay vay vay; Ak Parti'nin seçimler öncesi son kozu bebek katilinden medet ummakmış meğer.

E hani beka sorunu vardı...

Arkadaş ne çirkef, ne nalet iştir bu; İstanbul'u vermemek için bebek katili ile bile ittifaka(!) soyundular ya, pes!

Bi de CHP'ye ve İmamoğlu'na etmedikleri iftira, atmadıkları suç kalmamıştı.

Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan linç girişimine ne demeli?

Tüm bunların sonunda Erdoğan ne dese beğenirsiniz?

Tüm kanalların ortak canlı yayınladığı programda bakın ne diyor Erdğan?

"Şu anda dağdakilerin nasıl açıklamalar yaptığınız biliyoruz değil mi? Millet İttifakı'nın adayına destek çağrılarını, 31 Mart öncesinde de izlemiş, duymuştuk. Özellikle Demirtaş'ın yaptığı Twitter açıklamalarını, 7 ayrı açıklama var, biz de öğrendik. Nereye yapıyor, çok açık ve net CHP adayına destek veriyor. Burada da Apo'nun yaptığı açıklama da ilginçtir. Burada aslında bir iktidar mücadelesi var. Bu iktidar savaşında tabi HDP, PKK kanadında yaşanan bu savaş, Öcalan ve Demirtaş noktasında da ciddi bir iktidar noktasında da kayma gösteriyor. Daha da bu işin içerisinde. Ben bunu daha ileri taşıyorum, Avrupa'da. Bu süreç içinde Öcalan kendi iktidarını bunların hiçbirine kaçırmak istemiyor. Bunla ilgili de çok sert açıklamaları var. Demirtaş'a hesap sormaktan tutun da... Onların kendisine ihanet ettiği inancında."

Bi dakka bi dakka, van münut!

Bu durumda Abdullah Öcalan, yani hani bi kere yanlışıkla sayın dediğiniz bebek katili Ak Parti'nin işine yarayacak bir açıklama yapmış olmuyor mu?

Bu ne abi?

Bu nedir, vat is diz?

İt iz e pensıl!

Yersen...

Kürt halkı bu saatten sonra yer mi?

Vallahi, sokakta yapılan röportajlara bakılırsa, atı alan çoktaaan sükürdara, skrüdara, ürküsdara hay allah diyemedim; Üsküdar'a vardı bile, haydi hayırlı işler...

Üsküdar'da sabah oldu...

Anladınız mı terör örgütü lideri ile kim ittifak yapıyormuş...

Hadi bakalım şimdi açıklayın bu durumu şehit analarına, babalarına, ikna edin onları da Ak Parti'ye oy versinler!

Peki ya Kürtler!?

Yıllardır nasıl ve kim tarafından kandırıldıklarını anladı mı acaba?

Peki ya ülkücüler... Onlar da kandırılmadı mı?

Peki ya beka sorununu ortaya atan ve Ak Parti'ye çalışan Devlet Bahçeli bu işe ne der?

Onu da mı kandırdılar,  yoksa o da mı oyunun bir parçası?