SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Kılıçdaroğlu da 'ince' hastalığa tutulmuş!

Yazının Giriş Tarihi: 26.06.2018 12:58

Bir kar yağar ince ince...

Haziran ortasında kar yağar mı?

Yağar elbet...

İçinizi ısıtan umutlarınız söndüyse, Haziran ayında da cehennem sıcağında da hayalleriniz buz keser, gündüzleriniz karanlığa gömülür.

25 Haziran sabahı yeni güne işte bu kasvetli duygularla uyandım ve çok ilginçtir; tam da ülkemizin geleceğinin üstüne çöken puslu, kaybedenlerin ruhunu yansıtan serin, buruk ve gri dünya ile karşılaştım Bursa'da.

Sanki bizi bekleyen umutsuz yarınlarımızın habercisi gibiydi...

Durdum.

Bekledim...

Havayı kokladım, pazartesi sendromu değil bu, olsa olsa kronikleşen kaybetmenin kanıksanma ile kabullenmeme arası bir duygu, tam tercümesi yok.

Yazımın devamını getirecek enerjiyi kendimde bulamadım.

Ve seçimlerden iki gün sonra, bugün; Salı...

Tekrar günaydın...

Bedenim uyandı, ruhum henüz aymadı...

Sabah saatlerindeyim, pus dağılmış sanki, Haziran ayında olması gerektiği gibi güneş açmış, bulutlar dağılmış; lakin duygularımız karanlık hala ve ben kaldığım yerden klavyemin tuşlarına ürkek dokunarak karalıyorum, kerpetenle sökmeye çalıştığım zihnimde hapsolmuş yorgun düşüncelerimi.

Oysa seçim öncesi dostlarım, "24 Haziran'da ne olur?" diye sorduklarında "Her şey olur" diyordum. Her şey oldu, ya da hiçbir şey!

"Erdoğan'ı Allah'tan başka kimse indiremez!" diyordum 24 Haziran'dan önce. 25 Haziran'dan sonra "artık Allah bile indiremez!" demek geçiyor içimden.

Böyle bir yetki böyle bir güç günümüz dünyasında hiçbir âdemoğluna verilmedi.

Erdoğan almadı bu gücü. Bu millet verdi; önce belediye başkanı yaptı, sonra başbakan, derken cumhurbaşkanı ve başkan; ülkenin kanlı canlı mutlak ve tek tanrısı!

"Ona dokunmak ibadettir" diyenler, mübarek Ramazan ayı boyunca mitinglerde başkalarının yaptığı üniversitelere, hava alanlarına kendisi yapmış gibi sahiplenmesini alkışladı.

Biri de çıkıp demedi, "Koskoca Cumhurbaşkanı neden gerçek olmayan bilgiler anlatıyor bize?" diye sormadı, sorgulamadı.

"Neden sorgulamıyorsunuz?" diye sorduğum Ak Partili ve aklı selim olduğunu sandığım bir dostum, bana şu karşılığı verdi:

"Az bile söyledi. Daha çok yalan söylemesi lazımdı. Camileri kapatan, ezanı Türkçeleştiren CHP zihniyetine mi oy verecez?"

2018 yılının Haziran aynında birine "bunlar gerçek değil, hepsi yalan" diye haykırmanın anlamsızlığını acı şekilde hissettim.

Çünkü onlar için Erdoğan sadece bir başkan değil, uhrevi bir kişilik, tanrının yer yüzündeki gölgesi sanki; "O ne derse doğrudur, yalan söylese de vardır bir bildiği" diye düşünen bir güruha kralın çıplak olduğunu anlatmak imkansız.

24 Haziran'ı 25 Haziran'a bağlayan gece milyonların umudu olan Muharrem İnce'nin sessizliğe bürünmesiyle üzerime ince ince yağan Haziran karının ruhumu sardığını ancak şimdi anlayabiliyorum.

FOX TV'den İsmail Küçükkaya'ya attığı istem dışı WathsApp mesajından sonra çıkıp bir iki kelime etseydi, "Erdoğan'ı tebrik ediyorum. Beni destekleyen, peşimden gelen, bana inanan ve umut verdiklerimden özür diliyorum, hepsine teşekkür ediyorum. Ben bilim, teknoloji, Endüstri 4.0, iş ve huzur vaat ettim ama milletim kek yemeyi tercih ettiyse, saygı duymaktan başka bir şey gelmez elimden. Ayrıntılı açıklamayı yarın yapacağım" deseydi, sabaha kadar sürüp giden saçma sapan iddialar ortaya atılmayacak, spekülasyonlar yapılmayacaktı.

Gerçi pazartesi saat 12.00'de yaptığı açıklamada söyledikleri yerindeydi. Mitinglerinde sürekli doğaçlama konuşmasına rağmen bu kez WathsApp yanlışından dolayı özür dilemesinin dışında ilk defa kağıttan okudu. Birçok kişi buna da abartılı anlamlar çıkarmaya çalışsa da, yaşadığı hayal kırıklığı ile yanlış bir şey söylememek için bunu yaptığını düşünüyorum.

Muharrem İnce en büyük yanılgısını CHP ile ittifak yapan partilerin düşük oy almasıyla yaşadığını söyledi konuşmasında. Ve elbette partisi CHP'nin de önceki seçimlerdeki yüzdesinin altında oy aldığını da ben ekleyeyim.

CHP'nin oyları nereye gitti?

Levent Gültekin twitter hesabından yaptığı değerlendirmede, "Burada gece gündüz 'HDP barajı geçmeli onun için parlementoda HDP'ye vermeliyiz' kampanyası yapıp sonra da 'CHP'nin oyu İnce'nin oyundan az bu nedenle Kılıçdaroğlu istifa etmeli' demek tek kelimeyle fırsatçılıktır. Tamam etsin de bu ne adaletsiz bir gerekçe" diye yazdı.

"HDP'ye ne kadar oy kaydı CHP'den bilemem ama bizzat tanıdığım en az on kişi cumhurbaşkanlığı için oyunu İnce, milletvekilliği için ise İYİ Parti'den yana kullandı ve hepsinin ortak gerekçesi aynıydı sevgili Levent? 8 seçim kaybetmiş birinden umudunu yitirmiş ve artık ona inanmıyor, onu istemiyorlardı!" diye karşılık verdim...

İnanmamalarının en büyük nedeni de Ekmelettin İhsanoğlu hadisesi ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun son seçimde Abdullah Gül'ün adaylığı için uğraşmasıydı. CHP seçmeni Kılıçdaroğlu'nun İnce'yi mecburiyetten aday gösterdiğinin de farkında. Levent Gültekin dahil birçok kişi Muharrem İnce'den böyle bir performans beklemiyordu!

Muharrem İnce 50 günde inanılmaz bir kampanya yürüttü ve umut oldu. İlk defa ülkenin yarısı bir şeylerin değişebileceğine inandı.

Oysa hakemi taraf tutan bir maça çıkmıştı İnce. Sadece hakemi değil seyircileri, medyası, ordusu, polisi, bürokratıyla deplasmanda dövüşen, gözleri bağlı tek kollu bir boksör gibiydi.

Olmadı.

Zaten olamazdı da...

Peki Erdoğan kazandı mı?

Ya da İnce kaybetti mi?

Hayır...

Bu maçın bir kazananı ya da kaybedeni yok.

Sadece kazandığını zannedip, bir düşmanla savaşmış gibi yollara düşüp silahlar sıkan, havai fişekler patlatarak kutlamalar yapan kandırılmış büyük kalabalıklar var!

Belki gerçekten kaybeden biri var; o da Kemal Kılıçdaroğlu'ndan başkası değil.

Kemal bey, "cumhurbaşkanını halk seçsin" diye referanduma gitmeyi kabul ettiği gün kaybetti.

8 seçimden boynu bükük çıkmasına rağmen istifa etmemekle kaybetmişti. Kazandığı son CHP Genel Kurulu'nda kaybetmişti...

Peki bu kez istifa eder mi Kılıçdaroğlu?

Sanmam...

Onun da üzerine İnce ince yağan Haziran karı bizim içimizi ürperttiği gibi ona etki ettiğini düşünmüyorum. Öyle olsaydı, onurlu davranıp çoktan çekilmişti.

Sahi, iki gün oldu seçimler biteli, "Kemal Kılıçdaroğlu nerelerde, neden çıkıp konuşmuyor? Yoksa o da mı İnce hastalığa tutuldu?" diye düşünüyordum ki, öğleden sonra başını uzattı Kemal bey.
Kılıçdaroğlu'nun söylediklerinden anlaşıldı ki Erdoğan'dan çok kendisi etkilenmiş Muharrem İnce'nin perforamansından. Demek ki 'ince' hastalık bulaşıcıymış (!)