SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

İsyanın adı "Meryem Sultan!"

Yazının Giriş Tarihi: 30.05.2013 09:39

Ancak yarattığı etkinin de farkındayım ve bence Türkiye televizyon tarihinin en iyi, en çarpıcı 5 yapımından biri diyebilirim.

Kuşkusuz bunda, oyuncularının performansı da önemli paya sahip.

Her bölümü sinema filmi uzunluğundaki diziler için birinin patlaması gerekiyordu.

Set çalışanlarından böyle bir şey beklemek mümkün değildi? E senaristlere göre hava hoştu.
Ne de olsa kanal sahipleri bu işin böyle gelmiş böyle gitmesinden yana olduğuna göre yapımcıların da canına minnetti...

Bu işe "dur" dese dese, oyuncular der, diye düşünüyordum...

Amma ve lâkin, onlar da sipalilerini istif yapmakla meşgul olduklarından, şikayet etseler de karınlarından konuşmaktan öteye gidemedikleri anlaşıldı.

Taa ki, Meryem Uzerli, namı diğer Hürrem Sultan "yeter" deyip, isyan bayrağını çekene kadar!

Almanya doğumlu güzel aktris, isyan edeceğinin ilk ipuçlarını, 4. Televizyon Ödülleri'nde yaptığı konuşmada vermiş aslında. "Çünkü Türkiye'de diziler çok uzun. Dünyada, hayatta, böyle bir ülke yok. Lütfen, bütün kanallara söylüyorum, lütfen 60 dakika, 50 dakika, 45 dakika indirin, hepimiz mutlu olalım. Ben çünkü mutlu değilim" dediğinde bütün salon alkışlamıştı.

3 yıldır beklediği ödülü almıştı ve bu konuşma nedeniyle salondaki meslektaşları tarafından ayakta alkışlanan Uzerli umutlanmıştı belki.

Sonrasında ise değişen bir şey olmayınca gözünü karartıp, doğduğu topraklara, sistem ve adalet ülkesi(!) Almanya'ya kaçmak zorunda kaldı.

"Kaçmak" fiilini bilinçli kullanıyorum, çünkü kamuoyuna yansıyan bilgiler bu yönde.

Yapımcı TIMS Production, yapım asistanları, set görevlileri, hemen herkes Meryem Uzerli'yi suçlayıcı açıklamalar yaptı.

Nankördü, para gözdü, daha ne istiyordu, bir eli yağda, bir eli baldaydı işte, "kendini düşünen gerçek bir Hürrem'di o..."

Öyle miydi gerçekten, Hürrem karakteri ruhuna işlemiş olabilir mi?

Peki, Meryem Sultan ne demek istiyor, gerçekten de para için mi, yoksa çalışma koşulları "sömürü düzeninden farksız" olduğu için bunca para, şan ve şöhreti elinin tersiyle itmiş olamaz mıydı?

Kimse sorgulama gereği duymadı...

Yeni oyuncu arayışlarına başlandı, sömürülmeye gönüllü yeni Hürremler, eski Hürrem Meryem'e hak vermek yerine, onun bıraktığı prangayı boyunlarına geçirmek için apratta beklemeye koyuldu bile...

Ve ne oyuncular sendikası, ne bir dernek, ne de bir ajans Meryem'in arkasında durmadı.

Hele ki, köle gibi çalışan set görevlileri dizi erken bitecek diye, Meryem'e etmedikleri hakaret kalmadı.

Oysa, Uzerli'nin yanında yer alsalar, tüm set çalışanları işi bıraksa, anlı şanlı aktrisler, aktörler onunla birlikte hareket etse, yapımcılar da, kanal sahipleri de geri adım atmak zorunda kalmazlar mı?

Hani birlik, hani beraberlik?

Alman ekolü ve disipliniyle yetişmiş, "önce insan" kavramının önemini her platformda dile getiren Meryem Uzerli'yi anlamak yerine çağdaş köle olmayı kabullenen, günü kurtarmaya dayalı açıklamalar yapmaktan öteye gidemedi kimse!

Deve misali, neremiz doğru ki, dizi sektöründe işler yolunda gidecekti. Zaten gerçek anlamda bir sektörden söz etmek de ne mümkün!

ABD'de 2007 yılında senaristler telif haklarındaki anlaşmazlık nedeniyle grev kararı almış, diziler çekilememe tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı.

Benzer bir uygulama NBA'da oyuncular birliği tarafından alınmış, geçen yıl ligler geç başlamıştı.
Bizdeki durum ise ortada.

Aktrisler, aktörler, set görevlileri, yönetmenler, senaristler olmasa, dizi çekilebilir mi?

Meryem Uzerli böyle yaparak belki bazı şeyleri değiştirebileceğini umdu ya da törende yaptığı konuşmadaki değdi gibi: "Ben bu durumdan mutsuzum ve mutlu olmak istiyorum" diyerek tavrını apaçık ortaya koydu.

Kendi hayatının ne denli değerli olduğunu iyi bilen akıllı insan, para için ne haklarını sömürtür, ne de bedenini.

Sektörleşememiş bir camianın oluşturduğu güdük sisteminin ilk ve belki de son isyancısı olarak iz bıraktı Meryem Uzerli.

Bu koşullarda bir daha Türkiye'ye gelip iş yapar mı, bilemem ama bize iyi bir ders verdiği de aşikâr!

Anlayana tabi...

twitter.com/Suatsh