SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Gel de İstanbul'u kıskanma...

Yazının Giriş Tarihi: 14.04.2013 11:14

4 yıl yaşadı. Pek de şirin, eli ayağı düzgün ve gelecek vaat eden bir festivaldi...

Sonra, kentimizden çıkmış bıçkın bir adam Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi ve gözümüzün yaşına bile bakmadan, onca itirazlara, haykırışlara aldırmadan yok ediverdi festivalimizi.

Hangi kentten mi söz ediyorum?

İstanbul'un arka bahçesi olmaktan kurtulamayan Bursa'dan tabi...

Yani Uluslararası İpek Yolu Film Festivali'ydi söz konusu o mazide kalmış Festival...

Neyse, konumuz Bursa ve İpek Yolu değil, İstanbul.

Ve 32. yaşındaki Uluslararası Film Festivali'ni anlatmak istiyorum.

Son haftasına yetişebildim İstanbul Film Festivali'nin...

Her ne kadar konukları gazlanıp coplansa, tazyikli suyla serinletilse de(!) festivale ilgi inanılmazdı!

Atlas Sineması'nın mistik atmosferinde, daracık koltuklarında 3 film izledim.

Uzun yıllardır böylesi dopdolu bir salonda film izlememiştim.

Uğur Yücel'in "Soğuk", Hollandalıların dünyaca ünlü yönetmeni Paul Verhoeven filmi "İhanet Oyunları" ve Danimarka yapımı Susanne Bier imzalı "Sadece Aşk" filmlerine beyaz perdede tanıklık ettim.

Filmler hakkında pek bir şey yazmaya gerek yok ama Uğur Yücel'in filmi için şunu söylemeden edemeyeceğim: Bu filmi Berlin'e nasıl sokmuşlar, aklım almadı! Yazı Tura'nın hatırı da olsa tahammül edilecek gibi değildi..

Uğur Yücel "Soğuk"ta kalsın, İstanbullular'ın festivale sahip çıkmaları ve gösterdikleri ilgi takdire şayandı.

İstanbul'u ve İstanbullular'ı kıskanmadım desem yalan olur.

Festival kapsamında yer alan, Hrant Dink anısına düzenlenen ve bizim kısa filmimiz "O An"ın da yer aldığı "Vicdan Filmleri Festivali"nin kapanış kokteyli yapılırken aynı saatlerde de Derviş Zaim'in son filmi Balık'ın gala gösterisi vardı. Ve iki etkinliğe ilgi muhteşemdi.

Balık'tan çıkanlar Vicdan Filmleri'ne koştu.

İçim gitti, kıskandım işte!

Ama kıskançlığımda fesatlık yok emin olun, takdir ettim.

Son yapılan Antalya Altın Portakal Film Festivali'ni, daha önceleri Ankara Film Festivali'ni de yakından izlemiş biri olarak belirtmem gerekir ki İstanbullular çok şanslı ve İKSV'yi özellikle kutlamak gerek. İnadına ve her şeye rağmen, böylesi mükemmel bir festivale imza attıkları için...

Ve elbette İstanbullu sanatseverleri de ayrı bir yere koymadan geçemeyeceğim. Onlar olmasa, festivallerine sahip çıkmasalar, 32 yılı görebilir miydi bu festival?

Elbette ki hayır.

Son gün, "Emek"tar sinemanın önünde bu sefer kazasız belasız yapılan sinema teröristlerinin(!) eylemine de yürekten alkışlarla destek verdiler.

Emeklerin hunharca gasp edildiği bir coğrafyada adı EMEK olan bir sinema salonunun ne kadar şansı olabilir ki?

Yine de gösterilen direnci küçümsememek lazım!

Umarım 'yetkisiz yetkililer'imiz Emek'in sadece sinema salonundan ibaret olmadığını anlamışlardır...