SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Düello değil boks maçı sanki...

Yazının Giriş Tarihi: 18.06.2019 17:14

Ekrem İmamoğlu ile Binali Yıldırım arasında gerçekleşen ve "demokrasi kazandı" başlıklarıyla yansıtılan canlı yayın buluşmasında gerçekte kim kazandı? Birçok yorumcu birkaç gündür bunu yorumluyor.

Aslında düello da bir çeşit maç, yani karşılaşmadır.

İngilizce'den dilimize girmiş ve Türkçe karşılığı üstte de belirttiğim gibi, iki rakibi (tarafı) karşı karşıya getiren, buluşma oyun, tartışma, mücadeledir.

Peki bu karşılaşmanın galibi kim?

Yani kim kazandı?

İmamoğlu mu, Yıldırım mı?

"Seçime mi gidiyoruz, yoksa maça mı çıkıyoruz?"

Evet maç değil ama maç gibi...

"Ne maçı?" diye soracak olursanız, teşbihte hata olmaz; bu bir boks maçı gibiydi...

3'er dakikadan 12 raunt oynanan ve televizyonların yanı sıra radyolar ve internetten de canlı yayınlanıp yedi düvel(!) tarafından heyecanla izlenen bu gereksiz ve acayip maça iki aday da eşleri ve çocuklarıyla gelmiş de haberimiz yok.

Gerçi sonradan haberimiz oldu ama bir işe yaramadı...

Diyeceksiniz ki, Sn Binali bey eski Başbakan ve Meclis eski Başkanı!

İyi de o zaman Başbakanlık koltuğundan inip ne diye belediye başkanlığı koltuğuna oturmak ister bir insan?

Yani düşünsenize yıllarca Ferrari kullanmışsınız, sonra hooop Murat 131'i koyuyorlar önünüze ve bundan sonra buna bineceksiniz, diyorlar.

Size de saçma gelmiyor mu bu durum?

Evet, aynı şeyi düşünüyorsunuz değil mi? Sayın Binali Yıldırım'ı bu duruma zorla ittiler?

Kim itti, söyleyin hadi kim soktu bu duruma Yıldırım'ı?

Büyüük beyazz adam, Sn Receeeppp Tayyiiiiip Erdooooğaaan!

Yenileceğini bile bile maça çıkan, gel demişler gelmiş, git demişler gitmiş, yıllarca hırpalanmış, jübilesi yaklaşmış deneyimli boksör Apollo ile düne kadar kimsenin tanımadığı genç boksör Rocky Balboa'nın rövanş maçı sanki. Biliyorsunuz ilk maçta Apollo, kimsenin tanımadığı, hiçbir başarısı olmayan Rocky'i küçümsemenin bedelini pahalı ödüyordu Rocky filmlerinde..

Rocky bir filmdi, ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi için verilen mücadele gerçek! 

Tüm olanlar komik değil mi?

Boks maçına benziyor muydu?

Yumruklar yerine laf sokmalar havada uçuştu mu?

Hayır...

Alakası yok...

İmamoğlu sakin, Yıldırım daha sabırsızdı.

İmamoğlu bir kez dahi olsa rakibinin sözüne müdahale etmedi, Yıldırım ise zırt pırt hakeme itiraz edip rakibinin sözünü kesti...

Sorulması gereken, kafalarda asılı duran sorulara girilmedi...

İmamoğlu yumuşak darbelerle puan toplamaya çalıştı. Yıldırım ise faullü dövüşmeye çalışsa da pek etkili yumruklar, pardon laflar sokup rakibini zorda bırakmayı başaramadı.

Peki canlı yayını izleyip de fikrini değiştiren olacak mıdır? Yani, özellikle de 31 Mart'ta Ekrem İmamoğlu'na veya Binali Yıldırım'a oy verip de fikirlerin değişmesine etki etti mi dersiniz?

Seçime bir hafta kala pek sanmıyorum. Youtube kanalımız "Sen Ne Dersin" ekibi bir haftadır röportajlar yaparak İstanbullular'ın seçim öncesi fikirlerini aldı. İzlediğim sokak röportajlarında, daha önce İmamoğlu'na oy verip de 23 Haziran'da Yıldırım'ı tercih edecek birine hiç rastlamadım. Fakat, 31 Mart'ta Binali beye oy verip de Ekrem İmamoğlu'na yönelenlerin sayısı bir hayli fazla. Ve karar değiştirenlerin birçoğu da İmamoğlu'nun hakkının yendiğini düşündüğü için bu kararı aldığını söylüyorlar!

Neyse biz gelelim, İmamoğlu-Yıldırım arasında oynanan, yumrukların değil konuşmaların vuruştuğu boks maçının son değerlendirmesine...

Yorumcuların birleştiği ortak görüşe göre Binali Yıldırım hazırlıksız, Ekrem İmamoğlu'nun da dersine çalışmış olduğu şeklindeydi.

İmamoğlu'nun, fırsatı olmasına rağmen rakibi Binali Yıldırım'a yüklenmediği şeklinde yorumlar da yapıldı.

Ekrem İmamoğlu bilerek mi böyle bir tutum sergiledi, yoksa yüklenmeyi, rakibini daha da zor durumlara sokmayı beceremedi mi?

Bu tartışma için bir an Muharrem İnce'yi düşündüm... Acaba Binali Yıldırım'ın karşısında Muharrem İnce olsaydı, bugün ne konuşuyor olacaktık?

Yani demem o ki, Ekrem İmamoğlu rakibine yüklenmeyi beceremedi. Çünkü İmamoğlu'nun fıtratında o agresiflik yok. Yıldırım'ın ısrarla "Yalancı, yalan söylüyorsun" suçlamalarına bile hep alt perdeden karşılık vermeye çalıştı.

Oysa sosyal medyada, özellikle de twitterden yapılan paylaşım ve yorumlara baktığınızda her iki taraf da rakibini haşat edip (özellikle Ak Partililer) maçı kazandıklarını iddia ettikleri paylaşımlar yaptılar.

#YıldırımÇaktı...

#İmamoğluVurduGolOldu

#İmamoğluNakavt

#BinAliGevelemeyeBaşladı

Bana kalırsa bu maçtan BinEkremİmamAliYıldırımOğlu galip ayrıldı.

Ve bu maçın tek kaybedeni var, o da canlı yayının (kendi tabiriyle) moderasyonu İsmail Küçükaya'dır. Son dakikada kendisine attığı sağ kroşe ile kendi kendini nakvt etti Küçükkaya.

Yıllar sonra gerçekleşen canlı yayın demokrasimize ne getirdi, diye soracak olursak bence koskocaman bir hiç!

İşte böyle... 23 Haziran'a az kaldı; bakalım ne olacak bakalım, bir sürpriz olacak mı, bakalım ortaya çıkacak sonucu birileri kabul edebilme cesaretini gösterebilecek mi?
Bakalım, bir süredir sessiz olan Erdoğan, sihirli(!) parmağını oynatıp küskün seçmenini tekrar kendi saflarına çekmeyi başarabilecek mi?

YAZIYI GÖRÜNTÜLÜ İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN!