SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bu da mı gol değil!

Yazının Giriş Tarihi: 26.06.2019 01:01

"Ofsayt Osman" filminde Sadri Alışık mahkemede hâkime yalvarıyor; "Bu da mı gol değil, bu da mı ofsayt!"

Evet, seçim bitti...

İlk seçimi iptal ettiler, ilk seçim dediğim, 31 Mart'ta yapılan seçimleri, saçma sapan gerekçelerle iptal edildikten sonra 23 Haziran'da yenisi yapıldı ve 800 bin kusur fark ortaya çıktı.

Şimdi soruyorum; "Bu da mı gol değil, bu da mı ofsayt!?" Var mı bir gerekçeniz?
Bu seçimi de iptal etmek ister misiniz?
Sosyal medyada böyle bir söylenti dolanıyor.
Hadi var sayalım iptal edildi, ondan sonra fark iki milyona çıkar aha buraya yazıyorum?
Çünkü mağdur edilmiş biri var ortada: İmamoğlu!
Ve vatandaş mağdurun yanında yer aldı.
Gücü elinde bulunduran, devletin her türlü imkanını kullanan, bir rakip vardı; Binali Yıldırım!
Ve arkasında AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın desteği vardı...
Bir tarafta, Recep Tayyip Erdoğan destekli Binali Yıldırım, diğer tarafta sadece halkın desteğini alan Ekrem İmamoğlu...
Halk İmamoğlu'nu tercih etti!
Düşünmez misiniz, akletmez misiniz?
Acaba halk ne için İmamoğlu'nu tercih etti!
Neden Binali Yıldırım'ı tercih etmedi?
Ve Binali Yıldırım, seçim akşamı çıktı ve sonuçlar tamamlanmadan yenilgiyi kabul eden bir konuşma yaptı.
Tek kelimeyle "acıdım" kendisine...
Acınacak bir haldeydi koskoca başbakanlık yapmış biri...
Şöyle ya da böyle, atanmış dahi olsa, TBMM Başkanlığı ve bakanlık yapmış birinin böyle bir duruma düşmesi çok acıydı...
Üzüldüm ama üzüntüm acımaktan kaynaklı bir durumdur...
Acınacak bir haldeydi Binali bey!
İtiraz etmedi... İtiraz edebilseydi bu hale düşmeyecekti.
En başından aday olmayı kabul etmemesi gerekiyordu.
İtiraz edemediği için bu hale düştü...
Son konuşmasında ağlamaklıydı Binali Yıldırım. Biri dokunsa ağlayacak gibiydi...
Hatta, ağladığına dair sosyal medyada bir takım görüntüler de yayıldı...
İnanın ben olsam ağlardım ama inanın ben kendimi o duruma düşürmezdim.
Recep Tayyip Erdoğan'a itiraz edip, "Beni başbakan yaptın, bakan yaptın, Meclis Başkanı yaptın, eyvallah; ama mertebelerden beni belediye başkanlığına düşürme!" diye itiraz etmeliydi...
"Ne olursun beni bu duruna düşürme!" diye yalvarması lazımdı.
Belki de yalvardı bilemiyoruz... Yalvardı da, Erdoğan'ın gözünü bürüyen hırs Binali beyin başını yedi.
Tüm bunlara rağmen, Binali Yıldırım çıktı delikanlı gibi, mertçe yenilgiyi kabullenerek tebrik etti ve İmamoğlu'na her türlü desteği ve yardımı yapacağını ifade etti.
Bakın burası çok önemli! Bunu söylerken partisini değil bizzat kendisini söylüyordu, yani şahsını...
Recep Tayyip Erdoğan'dan hiç böyle bir açıklama duydunuz mu?
Kaldı ki Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı... Aynı zamanda İmamoğlu'nun da cumhurbaşkanı, benim de ve tüm TC vatandaşlarının da cumhurbaşkanı olması gerekmez mi?
Peki, Erdoğan neden herkesin cumhurbaşkanıymış gibi davranmaz?
Bakın, soru gayet net, basit:  Neden Erdoğan hepimizi ayrıştırdı? Neden benim de cumhurbaşkanım olmuyor, olmak için bir çaba sarf etmiyor? Neden kendisinden nefret ettiriyor?
Ülkede büyük bir kesim ve bu kitle giderek yavaş yavaş büyümeye başladı; Ak Partililer de, milliyetçi muhafazakârlar da ve dindarlar da, zaten gerçek dindarlar uzun süredir Erdoğan'ı ve politikalarını sorguluyorlar...
Erdoğan çok büyük hatalar yaptı ve özellikle son yaptığı hata; herkesi şaşkına çevirdi. Abdullah Öcalan'a mektup yazdırması, bu mektubun seçimlere 2-3 gün kala kamuoyuna açıklanması ciddi anlamda intihar oldu.
Bakın intihar diyorum... Önceki yazımda bunun harakiri olduğunu yazmıştım ama bu yanlış bir tanımlamaydı. Zira Japonlar zorda kaldıklarında ve büyük bir hata yaptıklarında bunun cezasını kendi kedilerine vermek için harakiri yaparak hayatlarına son verirler.
Fakat Erdoğan'ın davranışına harakiri denmez, Apo hamlesiyle adeta kendi kafasına sıkarak siyaseten intihar etti.
Bu intihar elbette onu öldürmedi ama İstanbul seçimleri boyunca yaptığı tüm hatalarının üstüne son ve acı bir damla oldu...
Geldiği gibi gitmeyi bilmeli insan...
Recep Tayyip Erdoğan işte bunu başaramadı.
Çoktan gitmesi gerekiyordu. Ve bence film Gezi Parkı olaylarında koptu.
Erdoğan bence orda ipin ucunu kaçırdı...
Eğer, Gezi olayları ilk başladığında şiddet ve öfke ve nefret dilini kullanmayıp, "Topçu Kışlası yapacam" inadından vazgeçseydi, Ağaçlar için nöbet tutan insanların yanında yer alsaydı, "Ben de sizinle nöbet tutuyorum, oraya çadırımı kurun" deseydi, o olayların hiç biri yaşanmaz, ne Berkin Elvan, Ne Ali İsmail Korkmaz, ne Ethem Sarısülük, ne polis memuru Mustafa Sarı eylemcileri kovalarken köprüden düşüp ölemeyecek, ne de binlerce insan sakat kalmayacak, ekonomimiz de zarar görmeyecekti...
Erdoğan 2013 Haziran ayında çok stratejik anlamda yanlış bir karar verdi.
Erdoğan o gün, "Gençlerle birlikte ben de ağaçları koruyacam!" deseydi ne olurdu? Ne kaybederdi?
Kaybeder miydi?
Hayır, bence tam tersi, yücelirdi Erdoğan?
Biz de kendisini alkışlardık!
Bunların hiç birini yapmadı?
Neden?
Çünkü kibir, ah o kibir yok mu, insanı mahveden kibir!
Peki o gün ilk saldırı emrini veren, yani çadır kurup Topçu Kışlası yapılmasın diye nöbet tutan çevrecilere müdahale emrini veren kimdi?
Recep Tayyip Erdoğan!
Sizce Gezi olayları gerçekten dış güçlerin, faiz lobisinin oyunu muydu?

Erdoğan oraya gidip gençlerin yanında çadır kursaydı, nöbet tutsaydı, bunlar olur muydu?
Evet, soru basit; bunlar olur muydu? Gezi olayları bu kadar büyür müydü?
Gezi olaylarının üzerinden çok zaman geçti ama Ak Parti'nin de Sn Erdoğan'ın da dilinden hiç düşmez oldu.
Neden?
Neden olacak; Gezi olaylarıyla birlikte hayali bir düşman yaratıldı...
Ve Erdoğan'ı her kim eleştiriyorsa, her kim yanlışını söylüyorsa o düşmanın çerisinde konuldu...
"Çapulcu" dediler, "dış güçlerin oyuncağı" dediler...
Evet, nihayet seçim bitti...
Sadece Erdoğan değil, Bahçeli de kaybetti...
Düşünebiliyor muzunuz, Bahçeli gibi siyasetini milliyetçilik argümanı üzerine kurmuş biri terör örgütü PKK'nın lideri Apo'nun mektubunu savundu.
Yeryüzünde kendi siyasi anlayışıyla çelişen başka biri var mıdır bilmem ama Bahçeli bu davranışıyla hem kendini yalanladı, hem de ülkücü ve milliyetçileri nasıl kandırdığını kanıtladı...
Bütün ülkücüler, bütün milliyetçi muhafazakârlar bu soruyu yöneltiyorlar kendilerine...
"Ne oldu da Bahçeli bu hale geldi, Erdoğan'ın güdümüne girdi?"
"Güdümüne girdi" diyorlar çünkü, Erdoğan ile Bahçeli arasında miting meydanlarında birbirlerine ettikleri hakaretleri kimse unutmuş değil!
Bugüne gelindiğinde anlaşıldı ki, Erdoğan'ın da, Bahçeli'nin de güttüğü politika ülke yararına değil, sadece kendi bekalarını düşünüyorlarmış.
Eğer öyle olmasaydı, İmralı'da ömür boyu cezasını çeken terörist Öcalan'dan medet ummazlardı...
Ülkenin geleceği, ülkenin ekonomisi umurlarında bile değil!
Tek bir gerçek var onlar için; kendi siyasi kariyerleri, kendi bekaları.
31 Mart'tan önce devletin bekası milletin bekası diye insanları kandırdılar... 
İmralı'dan gelen mektuptan sonra anlaşıldı ki, hepsi yalanmış!
Ve bir de Süleyman Soylu gerçeği var...
İçişleri Bakanı hazret...
Düşünsenize, birileri çıktı ve İmamoğlu'na, Trabzonlu olmasından dolayı Pontuslu iması yaptı...
İyi de Soylu da Trabzonlu!
Böyle saçma şey mi olur, Soylu bu duruma itiraz etmedi iyi mi?
Yakıştırmalarla, iftiralarla siyaset olur mu?
Demek ki yapılıyormuş, onu anladık!
Peki ya sonuç?
Sonuç işte bu: 800 bin oy farkla İmamoğlu başkan!
Cumhuriyet tarihinde hiçbir seçimde hiçbir başkan adayı bu kadar açık ara rakibini alt edemedi.
Ve bir de Numan Kurtulmuş vak'ası var; yaptığı bir açıklama ile 23 Haziran'da kendilerine oy vermeleri halinde yaptıkları hata ve işledikleri günahlar için tövbe istiğfar edeceklerini söyleyerek oy istemişti.
Ve bu insan üniversite okumuş, bakanlık yapmakta olan biri ve belli ki vatandaşı aptal zannediyor!
Ee, seçimi kaybettiniz, işlediğinizi kabul ettiğiniz günahlardan tövbe etmeyecek misiniz şimdi? Tövbe etseniz Allah affeder mi acaba?
Eyyy Numan Kurtulmuş çık da tövbe istiğfar et!
Bakın, Binali bey çıktı ve seçim günü uy kullandıktan sonra helallik istedi, ardından da kaybedince mertçe yenilgiyi kabul etti!
Bu onuru, cesareti, gösterebilecek misiniz?
Hoş, Sn Erdoğan Twitterdan İmamoğlu'nu kutladı gerçi ama, o kadar!
Onca hakareti ettiğiniz, onca iftiralar savurduğunuz insanı delikanlı gibi tebrik etmeye cesaretiniz yok mu?
Halk seçti İmamoğlu'nu, 800 bin küsur oy farkla...
Ve tüm CHP'liler çıkıp teşekkür etmeli belki de, çünkü 3 ayda iki seçim kazandırdı Erdoğan istemeyerek(!)
Türk siyasi tarihinde 3 ayda iki seçim kazanan bir başka parti yok ve bu Sn Erdoğan'ın başarısı(zlığı)dır!
NOKTA...
Tabi son olarak kutlanması gereken birileri daha var; Kürtler!
Selahattin Demirtaş'ın sözüyle İmamoğlu'na oy verdiler...
Selahattin Demirtaş'ı dinledi Kürtler, terörist Apo'yu değil!
Kürt halkının şunu anladığını düşünüyorum; bir tarafta kardeşlik ve dostluk mesajları veren Demirtaş, diğer tarafta eli kanlı örgütün lideri, şiddetle beslenen ve şiddetle var olan Apo!
Peki Öcalan ile kim yan yanaymış?
Kim ondan mektup yazmasını istemişti?
Munzur Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı'nı kim İmralı'ya gönderip özel görüşme yaptırdı? 
Kimse karnından konuşmasın, çıksın herkes, bunları yapan Recep Tayyip Erdoğan'dır!
Bu seçimin başarısızlığın sebebi Ak Parti için Erdoğan'dan başkası değil...
Bir tarafta, öfke ve şiddet dolu sert açıklamalar yapan Erdoğan; diğer tarafta tamamen tatlı dil, sevgi ve kardeşlik söylemleriyle siyaset yapan İmamoğlu...
Hiçbir zaman kötü söz söylemeyen, valiye hakaret ettiği yalanına rağmen, buna rağmen her türlü iftirayı attılar.
Sevgi dili kazandı; hem de 800 bin kusur oy farkıyla...
Peki İmralı'da sözüm ona cezasını çeken o hain, Kürt halkını geleceğini mi düşünüyor, yoksa sadece kendini mi?
Bence Kürt halkı umurunda değil...
İnanın Erdoğan'ın da halk umurunda değil...
Eğer öyle olmasaydı, ekonominin zarar göreceğini bile bile 31 Mart seçimlerini iptal ettirmez, ülkeyi bu hale sokmazdı...
Türkiye zarar gördü... Sanki başka sorunumuz yokmuş gibi tüm Türkiye İstanbul'un bu gereksiz seçimlerine odaklandı...
Ne için?
Recep Tayyip Erdoğan istedi diye!
Eğer ülkeyi ve geleceğini düşünseydi böyle bir riske girer miydi? 
Riske girdi ve kaybetti!
Sadece kendisi değil ülke ekonomisi de zarar gördü!

YAZININ GÖRÜNTÜLÜ VERSİYONUNU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN