SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Benim pahalı ve acımasız ülkem!

Yazının Giriş Tarihi: 27.10.2012 11:33

Hep şu soruyu yöneltmişimdir kendime: Bu halkın Avrupalı'dan ne eksiği var da, onların yakaladığı refahı bu ülkede yaşayanlar neden bulamıyor?

Ne günahı var halkımın da bugün, 2013'e ramak kala istikrarsızlık, kargaşa, şiddet ve krizler ülkesiyiz hala...

Ve Türkiye neden bu kadar pahalı bir ülke?

***

HaberTürk'te, Tuna Kiremitçi'nin de konuk olduğu Simge Fıstıkoğlu'nun sunduğu "Gece Gece" programının tekrarı vardı dün gece. Uzun zamandır aklımda olan ama yazmak için bir türlü elimin klavyeye varamadığı bir konuya değindi ve laf arasında şu saptamayı yaptı Kiremitçi: "Şuursuzca pahalı bir ülke Türkiye, sanki çok zengin bir ülkeymişiz gibi"

Bayram bayram yazılacak konu değil de, Tuna Kiremitçi aklıma düşürdü bir kere, "Şuursuzca pahalı bir ülke!" diyerek...

Şuur yoksa kontrol de yoktur, plan da, program da... Yani karambole yaşıyoruz, gelecekten umutsuz...

3 yıl önce aldığımız ve bu yıl almaya gücümüz yetmediği için kesemediğimiz kurbanların fiyatı ikiye katlanmış.

(Kimse fark etmedi ama bu yıl Angus gelmedi yurda(!)

Benzin dünyanın en pahalısı...

Bakmayın son yapılan iki gıdım indirime...

Hala en kıymetli(!) benzin bizim ülkemizde...

Benzinde durum böyleyken, diğer kalemleri tutabilene aşk olsun!

Elektrik, adı gibi çarpıyor.

Üç tarafı denizle çevirili, akarsuları, dağları, bereketli topraklarına, ovalarına rağmen en pahalı su bizde...

Bereketli tarım arazilerine termik santral kurulacakmış, kirazımız, cevizimiz sararıp solacakmış, Ortadoğu ve Balkanlar'ın tahıl ambarı, dünyada kendi kendine yetebilen Türkiye'sinde hayvancılık ve tarım en kötü dönemini yaşıyormuş, ne gam!

Gayrimenkullerin fiyatları amanin aman aman!

Her taraf AVM, her yerde rezidans, site, villa, inşaat sektörü gırla, evelallah TOKİ de var ne de olsa(!)

***

Geçin Almanya'yı, Fransa, İngiltere ya da İtalya'yı, bir süre yaşadığım için biliyorum. İsveç'te ortalama bir aylıkla, marketten peynir-ekmek almaya gider gibi, bir oto galericisine gidip parasını verip, sadece 'person numret'le, (vatandaşlık numarası) araba satın alabiliyorsunuz!

Bu kadar basit!

Aynı arabayı Türkiye'de 15-20 bin TL'ye alamazken, orada 5-10 bin kron (1 Kron 272 kuruş satış, 269 kuruş alış) rahatlıkla alabilmek mümkün.

Türkiye'de asgari ücret net 739,79 TL yani (brüt) 411,89 Avro.

İsveç'te ise asgari ücrete her hangi bir alt sınır getirilmiyor. Ama çalışmaya ilk başlayan sıradan bir işçi ortalama 9 ila 15 bin kron maaş almakta.

Yani bir TC vatandaşından geliri çok yüksek olan İsveçli, ucuza ve rahatlıkla bir araba sahibi olup benzinini de ucuza fulleyebilirken, Türkiye'de yaşayan talihsiz bir yurttaşımız bırakın asgari ücreti, ortalama 1500 TL maaşla bile orta halli bir araca sahip olma imkanı bulamadığı görülüyor!

Türkiye'nin, birçok Avrupalı ekonomisi güçlü, gelir seviyesi yüksek ülkesinden daha pahalı olmasının makul ve mantıklı nedeni ve açıklaması vardır elbet. Ancak bu durumun tutarlı olmadığını, bu kıt aklımla(!) anlayabiliyorum.

YTL'ye geçildiğinde ben o zaman (2003-2005) İsveç'teydim.

100 YTL en büyük paraydı. Oysa YTL'ten önce, yani sıfırlar atılmadan önce en büyük banknot 50 milyondu.

2012 itibariyle en büyük banknotumuzun 200 TL olduğunu anımsatmaya utanıyorum!

İsveç'ten döndüğüm yıl Bursa'da dolmuş ücretleri 50 kuruştu.

Bugün Bursa'da uzun mesafe dolmuş ücreti 1 TL 80 Krş.

Doğalgaz'a ise söyleyecek söz bulamıyorum. Önümüzdeki günlerde, soğuklar biraz daha ısırmaya başladığında zam yapılmayacağına inanmak çok zor!

Sadece şuursuzca ya da tutarsızca değil, aynı zamanda acımasız ve vicdansızca bir pahalılık eziyetine maruz kalan halkımızın kabullenişi de çok ilginç.

İsveç'te yaşarken insanların refahına gıpta etmiştim! Oradayken ekonomik gelişmenin bizimle aramızdaki farkın çok ince bir çizgi olduğunu hissetmiştim oysa.

Türkiye'ye döndüğümde, buradan bakınca yanıldığımı ve çizginin sanıldığı kadar ince değil, aksine çok kalın olduğunu anladım ve bu farkın da yitirdiğimiz değerli bir özellikten kaynaklandığını anladım: Dürüstlük!

Adamlar, bizim olmadığımız kadar dürüstler.

Acı ama gerçek...

Dürüstlük karnesinde notlarımız kırıklarla dolu.

Esnafından, memuruna, köylüsünden, kentlisine, gazetecisinden, sanayicisine, sanatçısından, politikacısına kadar dürüstlük hak getire!

***

Hay Allah...

Bayramda değinilecek konu mu bu?

Tüm kabahat Tuna Kiremitçi'nin, o soktu aklıma(!) yoksa, yüce düşünür Pelin Batu'nun kurban kesme üzerine yaptığı ve sosyal medyayı allak bullak eden, pek mühim beyanat üzerine yazmak varken kaybettiğimiz dürüstlüğe dayandı söz!

Neyse tekrar iyi bayramlar herkese.

Pahalı da olsa, ağlasak da sızlansak da ülke bizim, seviyoruz bu toprakları, seviyorsak da dikenine katlanacaz az daha...

Hani ABD seçimlerine de az kaldı, ondan dedim! :)

NOT: 9 ve 7 yılda Türk Lirası diğer paralar karşısında nasıl bir seyir izlemiş, paramızın alım gücü nasıl düşmüş, alttaki linklere tıklayarak bizzat karşılaştırabilirsiniz:

TC Merkez bankası 27 Ekim 2003 yılı Döviz kurları: http://www.tcmb.gov.tr/kurlar/200310/27102003.html

TC Merkez bankası 26 Ekim 2005 yılı Döviz kurları: http://www.tcmb.gov.tr/kurlar/200510/26102005.html

TC Merkez bankası 23 Ekim 2012 yılı Döviz kurları: http://www.tcmb.gov.tr/kurlar/201210/23102012.html